Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Poate nu prea a continuat în aceeaşi progresie exponenţială."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Talán lekerültünk az exponenciális növekedés görbéjéről."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Tal vez el crecimiento no se mantuvo en esa progresión exponencial".
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir"."Talvez não se tenham mantido nesta progressão exponencial."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Vielleicht gibt es nun Abweichungen von der exponentiellen Entwicklung?"
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Ισως να μην ταιριάξει σε αυτή τη εκθετική πρόοδο."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir"."А вы не боитесь, что рост сойдёт с экспоненциальной кривой?"
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Може би тази експонентна прогресия няма да се запази."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".אולי ההתקדמות לא תישאר אקספוננציאלית לגמרי."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".فقد لا تكون قد التزمت بذلك النمو الأسي"ـ
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".実のところ、私は少し不安でした
Bir demet süslü düğüm atmanın... ...seni bir Capitol vatandaşı yaptığını fark etmemiştim.Não tinha percebido que atar um monte de nós te fazia ser praticamente uma cidadã do Capitólio.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.A jeźli która żona męża niewiernego ma, a on przyzwala z nią mieszkać, niechże go nie opuszcza.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.A má-li která žena muže nevěřícího, a on chce býti s ní, nepropouštěj ho.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.A zase žena, ktorá má neveriaceho muža, a on volí bývať s ňou, nech neopúšťa muža.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.És a mely asszonynak hitetlen férje van, és ez vele akar lakni, el ne bocsássa azt.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.E se alguma mulher tem marido incrédulo, e ele consente em habitar com ela, não se separe dele.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.e una donna che abbia il marito non credente, se questi consente a rimanere con lei, non lo ripudi
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.In žena, če ima moža nevernika in on privoljuje prebivati ž njo, naj se ne loči ž njim.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.어떤 여자에게 믿지 아니하는 남편이 있어 아내와 함께 살기를 좋아하거든 그 남편을 버리지 말라
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Lại nếu một người đờn bà có chồng ngoại đạo bằng lòng ở đời với mình, thì vợ cũng không nên lìa chồng.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Lại nếu một người đờn bà có chồng ngoại_đạo bằng_lòng ở đời với mình , thì vợ cũng không nên lìa chồng .
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Og dersom en Hustru har en vantro Mand, og denne samtykker i at bo hos hende, så forlade hun ikke Manden!
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.og om en hustru har en vantro mann, og denne samtykker i å bo hos henne, da skille hun sig ikke fra sin mann!
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Y si alguna esposa tiene esposo no creyente, y él consiente en vivir con ella, no lo abandone
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.και γυνη ητις εχει ανδρα απιστον, και αυτος συγκατανευει να συνοικη μετ' αυτης, ας μη αφινη αυτον.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.Всеки нека си остава в това звание, в което е бил призван във вярата.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.и жена, которая имеет мужа неверующего, и он согласен жить с нею, не должна оставлять его.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.І котора жінка мав чоловіка, ще не вірує, а йому любо жити з нею, нехай не відпуска його.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.ואשה כי יהיה לה בעל אשר איננו מאמין ורצונו לשבת עמה לא תעזבנו׃
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.والمرأة التي لها رجل غير مؤمن وهو يرتضي ان يسكن معها فلا تتركه.
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.妻 子 有 不 信 的 丈 夫 、 丈 夫 也 情 願 和 他 同 住 、 他 就 不 要 離 棄 丈 夫
Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.妻子 有 不信 的 丈夫 、 丈夫 也 情願 和 他 同住 、 他 就 不要 離棄 丈夫
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.다시 함께 살게 되기까지 14년이라는 세월이 걸릴 줄은 상상도 하지 못했습니다.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.14年も要するとは想像しませんでした 家族から離れた子供が中国で 暮らすのは過酷なことでした
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.En olisi voinut kuvitella, että veisi 14 vuotta päästä asumaan yhdessä.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ich hätte mir nie gedacht, dass es 14 Jahre braucht, um wieder zusammenzuleben.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ik had nooit kunnen denken dat het 14 jaar zou duren om herenigd te worden.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Jag kunde aldrig ha föreställt mig att det skulle ta 14 år innan vi återsåg varandra.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Jeg kunne aldrig have drømt at det ville tage 14 år før vi kunne bo sammen.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Je n'aurais jamais imaginé que cela prendrait 14 ans pour vivre ensemble.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nawet sobie nie wyobrażałam, że to może potrwać aż 14 lat.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikdy by mě nenapadlo, že bude trvat 14 let, než budeme znovu spolu.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikdy by som si nepomyslela, že bude trvať 14 rokov, kým znova uvidím svoju rodinu.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nikoli si nisem predstavljala, da bom prebila 14 let z njimi.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Non avrei mai potuto immaginare che ci sarebbero voluti 14 anni per vivere insieme.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nu mi-aș fi putut imagina că va dura 14 ani până să fim iar împreună.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Nunca podría haber imaginado que tomaría 14 años volver a vivir juntos.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Saya tidak pernah membayangkan bahwa akan memerlukan waktu 14 tahun untuk bisa berkumpul lagi.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Sosem gondoltam volna, hogy csak 14 év múlva fogunk újra együtt élni.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Ποτέ δε μπορούσα να φανταστώ ότι θα περνούσαν 14 χρόνια για να ζήσουμε μαζί.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.І навіть уявити не могла, що мине 14 років, перш ніж ми знову будемо разом.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Не си представях обаче, че ще отнеме 14 години за да се съберем отново заедно.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.Я и представить себе не могла, что мы воссоединимся только через 14 лет.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.לא העליתי על דעתי שיעברו 14 שנים לפני שנחזור לחיות ביחד.
Birlikte yaşamanın14 yıl olacağını asla hayal etmemiştim.ما كنت لأتخيل أبداً بأنه سيمضي 14 عاماً قبل أن نعيش معاً
Bunlar sanırım CFC. Bu onların borsadaki fiyatlarının göstergesi. Daha iflas etmemişler.Maar Fannie Mae en Freddie Mac hadden in principe dezelfde standaards.
Bunu geçen gün öğrendim.Sandviç kontu sandviçi icat etmemiş.Am aflat asta de curand. Earlul de Sandwich nu a inventat in realitate sandwichul.
Bunu geçen gün öğrendim.Sandviç kontu sandviçi icat etmemiş.Au fait, le comte de Sandwich n'a pas inventé le sandwich.
Bunu geçen gün öğrendim.Sandviç kontu sandviçi icat etmemiş.Dit leerde ik pas kort geleden: de Graaf van Sandwich vond de sandwich niet uit.