Ana içeriğe geç
Sözlük

etmemiş ile cümle

etmemiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şehri terk etmemiş olanlar evlerinde salgının bitmesini beklemeye başladı.Tí, čo zostali doma, pocítili následky.
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.Chátranie kaštieľa však napriek tomu neustalo, pretože nový vlastník sa o údržbu majetku nestaral.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.Kakorkoli, lokalni prebivalci tega ne odobravajo.
Ama bunun ortak bir tuvalet olduğunu fark etmemiştir.Ni namreč vedel, da se mu je v škornje vsulo praprotno seme.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Njeno življenje je raziskovala kar 30 let.
Wednesday, hiç Division 4'te mücadele etmemiştir.Niekada nedalyvavo elito diviziono kovose.
Mischa Barton'ın uyuşturucu kullanması nedeniyle devam etmemiştir.Brajenas Molko niekada neslėpė to, kad vartojo narkotikus.
Sanki bir çanta dolusu parayla orada oturuyordum ve kimse gelip de almaya tenezzül etmemişti.Po akmeniu pakasti pinigai: ne vienas drąsuolis ėjo jų ieškoti, bet niekas nerado.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemişti.Abi pusės buvo kompromisu nepatenkinti.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.Tačiau grįžti į gimtasiąs žemes jam neleido.
Her ne kadar ne bütün gezegenlere ne de Güneş’e yolculuk etmemiş olsak da, bunların kütlelerini biliyoruz.Kuigi inimkond pole reisinud kõikidele planeetidele ega Päikesele, on nende massid teada.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Ülikud polnud aga Charlesi valitsemisega rahul.
Bu daveti kabul etmemiştir.Ta võttis kutse vastu.
Çoktan seçmeli soru formatında ise hiçbir katılımcı sahte anıların olduğunu iddia etmemiştir.Valikvastustega küsimuste puhul ei väitnud ükski osaline, et sündmus juhtus.
Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdir.Politsei ja sõjavägi meelevalduste käiku ei sekkunud.
(1) On ülke 2004 için bilgi temin etmiş, altısı etmemiştir.(1) Desať krajín poskytlo informácie za rok 2004 a šesť krajín neposkytlo informácie.
(1) On ülke 2004 için bilgi temin etmiş, altısı etmemiştir.(1) Informace za rok 2004 poskytlo deset zemí, šest zemí je nedodalo.
(1) On ülke 2004 için bilgi temin etmiş, altısı etmemiştir.(1) Tio länder har lämnat uppgifter för 2004 och sex har inte gjort det.
(1) On ülke 2004 için bilgi temin etmiş, altısı etmemiştir.(1) ∆έκα χώρες piαρείχαν piληροφορίες για το 2004 και έξι όχι.
(1) On ülke 2004 için bilgi temin etmiş, altısı etmemiştir.(*) Kymmenen maata toimitti tiedot vuodelta 2004, ja kuusi maata ei toimittanut niitä.
(1) On ülke 2004 için bilgi temin etmiş, altısı etmemiştir.* Tien landen hebben informatie verschaft over 2004, van zes landen ontbreken gegevens over 2004.
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (74 excepciones, en que los porcentajes se aproximan (
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (74 jedynie wyjątkami, gdzie te proporcje są prawie równe (
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (79 a 15–19 évesek között ugyanez a szám már csak 63% (
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (80 by konopí poprvé užil ve věku pozdějším než 29 let (
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (80 canabis pentru prima dat≤ dup≤ vârsta de 29 de ani (
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (80 gang, efter at de blev 29 år (
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (cannabis porte sur les structures de soins ambulatoires (
80 sonra kullandığını rapor etmemiştir (Ländern sind die Anteile in etwa gleich hoch (
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.하나님에게 큰 믿음일 가지며 자식들을 사랑하는 가운데 지원금을 전혀 받으려고 하지 않으셨습니다.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.האמינה עמוקות באלוהים, אהבה את ילדיה ולעולם לא היתה מקבלת צדקה.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.لديها إيمان قوي بالله، أحبت أطفالها ولم تقبل مطلقاً بالإعانات.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.施しは絶対受け取りません でもそれは 市場での機会があったからです
Aziz Catherine, elleri kesildiğinde... ...senin kadar şikayet etmemişti.Když Svaté Kateřině uřezávali prsa, tak si stěžovala míň než ty.
Aziz Catherine, elleri kesildiğinde... ...senin kadar şikayet etmemişti.Sveti Katarini so odrezali dojke... ...pa je manj stokala.
Aziz Catherine, elleri kesildiğinde... ...senin kadar şikayet etmemişti.Święta Katarzyna miała odcięte piersi... ...i mniej sie skarżyła.
Aziz Catherine, elleri kesildiğinde... ...senin kadar şikayet etmemişti.Η Αγίας Αικατερίνης είχε δικό της στήθος κόψε το ... ...και διαμαρτυρήθηκε λιγότερο.
Aziz Catherine, elleri kesildiğinde... ...senin kadar şikayet etmemişti.Ако Света Катерина реши да и отреже циците,... ... ще се моли по-малко.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Barnets vårdnadshavare gör ansökan för det minderåriga barnets del.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.El tutor legal del menor realizará la solicitud en su lugar.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Lapsen huoltaja tekee hakemuksen alaikäisen lapsen puolesta.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Le tuteur de l’enfant fait la demande de la part de l’enfant mineur.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.Заявление от имени несовершеннолетнего ребёнка подаёт его опекун.
Başvuruyu, rüştünü ispat etmemiş çocuğun adına çocuğun velisi yapar.يحرر ولي أمر الطفل الطلب بالنيابة عن الطفل.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.아마도 이러한 일들이 지구 반대편에서 일어나서 그런 것일 수도 있습니다. 아무도 관심을 갖지 않는 지역에서 말입니다.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Może dlatego, że działo się to na drugim końcu świata, gdzie nikt nie zwracał uwagi.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Nguyên nhân có thể là vì những sự kiện đó đã xảy ra ở phía bên kia thế giới khi không có ai chú ý.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Podría ser porque esos eventos ocurrieron en el otro lado del mundo donde nadie prestaba atención
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.Може би защото тези събития се случвали от другата страна на света и никой не им обръщал внимание.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.ייתכן וזה כך משום שאירועים אלו התרחשו בצד השני של העולם היכן שאף אחד לא התייחס אליהם.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.ربما كان هذا بسبب أن تلك الإحداث كانت تجري في الجانب الآخر من العالم حيث لم يلتفت إليها أحد.
Belki de bu hayvan ölümleri uzakta, dünyanın öbür ucunda cereyan ettiği için kimse dikkat etmemiştir.誰も関心を払っていなかった 世界の裏側で起きていたのでしょう しかし ウイルスは確かに
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Forse questa progressione esponenziale non continuerà."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".이 기하급수적인 진보가 언제까지 계속될지 모르잖아요."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Måske fortsætter den eksponentielle vækst ikke."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Misschien zal het niet meer dezelfde exponentiële vooruitgang laten zien."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Może ten postęp już przestał być wykładniczy?"
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Možná se to jaksi vychýlilo z exponenciálního růstu."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Mungkin ini justru tidak akan menunjukkan perkembangan eksponansial lagi."
Belki eksponansiyel artış çizgisinde devam etmemiştir".Peut-être que ce n'est pas vraiment resté sur ce rythme de croissance exponentielle."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod