Isaac o günden sonra bir daha asla Rousseau'yu ziyaret etmemiştir.Depois ela nunca mais viu Utsumi.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.O povo não aceitava.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.Sua família não pôde comparecer por não ter permitido a entrada no país.
Hasan Sabbah asla imam olduğunu iddia etmemiştir.O Buda nunca disse que tinha inimigos.
Bu daveti kabul etmemiştir.O convite não foi aceito.
Erkek takımı da aynı şekilde protesto ederek Türkiye Erkekler Voleybol Şampiyonası'na iştirak etmemişti.Assim, como The Wrestler também não era voltado para o público masculino.
İlk sosyal psikologlar da bu düşüncelerden söz etmemişlerdir.O modelo exploratório nem pensava nessas coisas.
Amcası bir Japon rahibi olup bu nikah törenine gelmeyi kabul etmemiştir.O pai dela não viajou à Rússia para assistir ao casamento.
O dönemlerde, bir gün bu takımın teknik direktörü olacağımı hayal bile etmemiştim." sözlerini söyledi.Naquele tempo, o fotógrafo comum não tinha aquele tipo de tecnologia”, respondeu.
Swindon ise daha önce hiç en üst düzey futbol liginde mücadele etmemişti.Ainda assim, a equipe do Canindé jamais havia ido tão longe na competição.
Fakat Cartoon Network onun bu teklifini kabul etmemiştir.Mas, o clube catarinense não aceitou a proposta.
"İyi ki pes etmemişim".Mas eu não estou disposta a desistir."
"İyi ki pes etmemişim".Ik ben heel blij dat ik niet opgegeven heb."
Isaac o günden sonra bir daha asla Rousseau'yu ziyaret etmemiştir.Sindsdien heeft hij Piroschka nooit meer teruggezien.
Fakat Cartoon Network onun bu teklifini kabul etmemiştir.Maar Cartoon Network heeft deze serie niet geproduceerd.
Amcası bir Japon rahibi olup bu nikah törenine gelmeyi kabul etmemiştir.Haar oom is een priester en weigert de huwelijksceremonie bij te wonen.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.Dit werd echter niet geaccepteerd door de bevolking.
Fakat bu durum bazı sanatçıları memnun etmemiştir.Ook deze optredens leverden echter geen bevrediging op voor de artiest.
Fakat Michael 15 yıl boyunca tek bir kelime bile etmemiştir.Vijftien jaar zette hij geen letter op papier.
Bir iddiaya göre ise intihar etmemiş; öldürülmüştür.De enige die niets gedaan heeft (de echtgenoot), wordt gevangengenomen en vermoord.
Fakat Ebû Hanîfe, bu makamın ne niyetle verildiğini sezmiş ve bu görevi kabul etmemiştir.Van daaruit trachtte hij de stad te heroveren, hetgeen niet lukte.
İntihar etmemiş olarak ölen bir Müslüman için yapılan her işlem intihar eden Müslümanlar için de yapılır.Iedere moslim wordt de veiligheid gegarandeerd, behalve zij die het verborgene openbaar maken.
Ancak her iki yapım da uzun soluklu devam etmemiştir.Beide elementen zijn nog niet vergroeid, lang en recht.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Ten nie wybacza jej zdrady.
Yansızlık Yasaları çoğu ülkeyi pek de hoşnut etmemiştir.Większość chartów afgańskich nie jest do końca posłuszna człowiekowi.
Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdir.Policja i wojsko nie interweniowały.
"İyi ki pes etmemişim".Jak OWP nie poddać się."
ABD Anayasası bu makamı açıkça herhangi bir organa tahsis etmemiştir.Konstytucja amerykańska nie mówi o tym tak dokładnie.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Mimo to rządy Karola nie cieszyły się popularnością.
Nasyonal sosyalizm, Goethe’yi pek ifade etmemiştir.Podstawy narodowego socjalizmu Hudala nie wzbudziły pozytywnych reakcji nazistów.
Fakat bu teklifi kabul etmemiş ve çalışmayı yapmamıştır.Ten jednak odmówił i nie skorzystał z oferty.
Gerçi onlar dini tam olarak inkar etmemiş, sadece onun toplumdaki rolünün ve nüfuzunun azaltılmasını istedi.Uwierzyła im i poszła z nimi, ale oni ją napadli i obrabowali.
Bu olay üzerine Selim bir süre veziriazamlığa kimseyi tayin etmemiştir.W celu uniknięcia kłopotów Morin przez pewien czas się ukrywał.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.W ostatnich latach życia nie wychodził już z domu.
Onun kim olduğunu merak etmemiştim ama onu hemen kanıksadım.Nie wiedział kim on jest, ale może sam go tu sprowadził.
Başlangıçta yetkililer uçakta 295 kişi olduğunu söylemişlerdi; üç bebeği dahil etmemişlerdi.Na pokładzie samolotu znajdowało się 256 pasażerów, w tym dwoje niemowląt.
Fark etmemişiz.Ej märkt.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Filosofistudierna tillfredsställde inte Martin.
"İyi ki pes etmemişim".Men jag är inte redo att ge upp."
Osmanoğullarında bunun ettiği gazayı hiçbir padişah etmemiştir.Har du inte brutit den ed du svurit?
Muharebe savaşın sonucuna etki etmemiştir.Slaget fick ingen större betydelse för krigets utgång.
Ancak Çin'in tahmin ettiği bu tür büyümeyi hiç kimse muhafaza etmemişti.Dock nådde ingen av dem samma uppmärksamhet som Oliver.
Ancak, hayatının kalan kısmında hakarete uğramışlığı devam etmemiştir.Hur hon levde återstoden av sitt liv finns det inga källor om.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Йому не зраджує.
Treni tekrar raylara oturtmaya çalışan yetkililer başka bir trenin daha raydan çıktığını fark etmemişlerdir.Намагаючись поставити потяг на колію, контролери не помітили, що ще один потяг зійшов.
Fakat bu teklifi kabul etmemiş ve çalışmayı yapmamıştır.Але вона цього не зробила… або не захотіла робити.
Bu diriliş uzun süre devam etmemiştir.Цей декрет вже давно не діє.
Buna rağmen İsrail henüz İgboları Kayıp On Kabile'den biri olduğunu resmi olarak kabul etmemiştir.Проте держава Ізраїль поки не визнала євреїв Ігбо як одне з колін Ізраїлевих.
Çalışmamın bu noktaya geleceğini hiç tahmin etmemiştim.”, dedi.Я ніколи не забуду того, що він зробив для мене».
Cenazede kimse babasına hakkını helal etmemiştir.На похорон ніхто не мав права іти.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.В окупованих Нідерландах він не виступав.
Fakat Michael 15 yıl boyunca tek bir kelime bile etmemiştir.За останні 5 років тут не нарожилася жодна дитина.
Ama Cavaliers'lı oyuncular daha pes etmemişlerdi.Однак, прихильники аріанства не відступили.
Böylelikle de nedenselliği ihlal etmemiş olurlar.При цьому принцип причинності не порушується.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Дружина пішла з життя тринадцять років потому.
Muharebe savaşın sonucuna etki etmemiştir.Це не вплинуло на результат війни.
Fakat Cole ve arkadaşları herhangi bir kanunu ihlal etmemişlerdi.Ovšem Cole a jeho společníci neporušili žádný zákon.
Bu tesir, şu halk deyişinde hâlâ işitilebilir: "Musa'dan Musa'ya , başka Musa zuhur etmemiş" (bknz.I zavolal na něho Bůh zprostředku keře: „Mojžíši, Mojžíši!“ Odpověděl: „Tu jsem.“ Řekl: „Nepřibližuj se sem!
Onunla tanışıklığı olan birçok çocuk kekelemesini hatırlarken, yetişkinlerin çoğu bunu fark etmemiştir.Hodně dětí, které ho znalo, si jeho koktavost pamatovalo, zatímco hodně dospělých si jí nevšimlo.
Fark etmemişiz.Všimli jsme si .