Onunla tanışıklığı olan birçok çocuk kekelemesini hatırlarken, yetişkinlerin çoğu bunu fark etmemiştir.許多他友人的小孩記住了他的口吃,但是成年人卻沒有注意到。
Amerika Birleşik Devletleri federal devlet olarak böyle bir yasayı kabul etmemiştir.但联合国、美国等并未承认这个新的联邦国家。
Ödül sahiplerine daha sonra madalya ve diplomaları verilmiş, ancak para ödülünü kabul etmemişlerdir.他们虽然后来收到了奖牌和获奖证书,但没有收到奖金。
Hareket etmem gerek.움직여야 한다.
Her ne kadar ne bütün gezegenlere ne de Güneş’e yolculuk etmemiş olsak da, bunların kütlelerini biliyoruz.비록 우리가 행성들이나 태양에 직접 탐사해보지는 않았지만 우리는 그 질량들을 안다.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.우리는 그분을 배신할 수 없습니다.
Başlangıçta yetkililer uçakta 295 kişi olduğunu söylemişlerdi; üç bebeği dahil etmemişlerdi.처음에 당국은 295명이라고 밝혔지만, 이는 같이 타고 있던 3명의 유아를 헤아리지 않은 것이다.
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.위하수로, 술을 못 마신다.
Biz tabi bu tür olayların hiçbir şekilde tekerrür etmemesini diliyoruz.물론 이런 방법들이 전혀 문제를 발생시키지 않는 것은 아니다.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemişti.이 약속은 둘 다 지키지 않았다.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.독일군은 계속 국경을 넘어와 레닌그라드를 계속 공격하라고 압박하고 있었다.
Albay Vidoje Blagojeviç, kendisi hakkında verilmiş olan 18 yıl hapis cezasını temyiz etmemiştir.블라고예비치 대령은 비인륜전 행위로 18년형을 선고받았다.
Bilim çevreleri bu canlının varlığını kabul etmemektedir.죄인은 이러한 권력의 존재에 대해 인식을 하지 못한다.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.음모를 세워 톰을 처형으로 이끌다.
Oyunun temel kuralına göre oyuncular, topa el veya kolla müdahale etmemelidir.초기의 규칙은 선수들은 경기 중 고의적으로 머리, 손, 팔로 공을 만질 수 없었다.
Bir iddiaya göre ise intihar etmemiş; öldürülmüştür.이후 유배되어 풀려나지 못하고 그곳에서 사망하였다.
"İyi ki pes etmemişim".더 나은 세상 위해 창업 “Never, never give up”.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.갈등을 벌이는 것을 지적하였다.
Bu diriliş uzun süre devam etmemiştir.그러나 그러한 경향이 오래 계속되지는 않았다.
Tabii bu başarıda Lulu'nun unutulmaz şarkısının payını da göz ardı etmemek gerekir.그러나 나는 '광주'의 참상은 영원히 잊지 못할 것이다.
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)(기회는 있었으나 활용하지 않은 것이라고도 할 수 있다.)
4 ile 33 arasındaki yüksek derecelere devam edip etmemek üyelerin kendi inisiyatiflerindedir.참고로 3기 4~13회 방영분에서는 이야기 진행상 등장하지 않는다.
Kabul veya tasdik etmeme, reddetme hakkına veto hakkı denir.선택을 당한 사람은 수락하거나 거절할 수밖에 없었던 것이다.
Hareket etmem gerek.אני צריכה לזוז.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.הגרמנים תכננו שאנו נחצה את הגבול הישן ושנמשיך את התקיפה ללנינגרד.
Çocuğu gizlice doğuran Peggy bu olaydan asla Pete'i haberdar etmemiştir.פגי ששלחה את תינוקה לאימוץ לא מספרת על כך לפיט.
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)(3) אני כל כך עצוב שאינני יכול לעמוד בכך.
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.יש להימנע משתיית אלכוהול.
Ancak, hayatının kalan kısmında hakarete uğramışlığı devam etmemiştir.אולם נראה כי הוא לא נשאר מגונה בשארית חייו.
Hiçbir şeyi israf etmemeye dikkat etmişlerdir ve durumu iyi olmayan kişilere yardım etmişlerdir.דעו עם מי יש לכם עסק - אל תפגעו באנשים הלא-נכונים.
2005'te Rolling Stone dergisine Morrison "Bu herifler bana devam etmemi sağlayan ilhamı verdiler.בשנת 2005 הוא אמר בראיון לרולינג סטון ש"האנשים הללו היו ההשראה שלי להמשיך הלאה.
Isaac o günden sonra bir daha asla Rousseau'yu ziyaret etmemiştir.מאותו היום גוסינסקי לא חזר לרוסיה.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.לכך לא יכול העם להסכים.
Ancak ailesi orada yaşamayı kabul etmemiş.הוריו לא התנגדו להחלטתו לנסוע לשם.
Veto (Latince veto = yasaklıyorum), kabul etmeme veya reddetme.וֵטוֹ (בלטינית: Veto - "אני אוסר".
Sonunda onu rahatsız etmemeye karar verip, konsere dört kişi gittiler.כאשר דרישתם לא התקבלה הם החליטו לא להשתתף באליפות כלל.הקבוצות אורגנו ב-4 בתים.
Ama bunun ortak bir tuvalet olduğunu fark etmemiştir.הוא אכן לא ידע שריקודו סודי.
Fransa, tarihinde bir soykırım olduğunu kabul etmemektedir.אנו לא אומרים זאת לנוצרים מכיוון שזהו יום סודי.
Fakat çok otoriter tarihçiler bunu kabul etmemektedirler.ההיסטוריונים הכלכליים לא מקבלים זאת.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.מין זה אינו בסכנת הכחדה באף מדינה בה הוא שוכן.
"Müziği asla terk etmem.אני לא חושב שאי פעם נשחרר את השיר".
Tanrının sizi üzerimizden eksik etmemesi temenniyetini yad etmekteyim.וְדוֹר רְבִיעִי יָשׁוּבוּ הֵנָּה כִּי לֹא שָׁלֵם עֲוֹן הָאֱמֹרִי עַד הֵנָּה.
Wednesday, hiç Division 4'te mücadele etmemiştir.עם זאת הדיוויזיה אף פעם לא נלחמה כיחידה אחת.
İnsanlara Yahudilere yardım etmemeleri gerektiği notlarını her yere asarlardı.הרומאים שולחים מכתבים לכל מלכי האזור, ובהם דרישה שלא להילחם עם היהודים ולא לסייע לנלחמים בהם.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemiştir.ההסכם לא מולא במלואו על ידי שני הצדדים.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Той призовал хората да служат на Аллах като им казвал, че никой друг освен Аллах може да ги спаси.
2017'den itibaren iki ülke de sınır geçişlerinde birbirlerinden pasaport veya vize talep etmemektedirler.Съществува споразумение през 2017 г. граничният контрол между двете страни да се извършва на една граница.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Цяло десетилетие той не се отказва от нея.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Романите на Карл Май всъщност не са популярни в САЩ.
Platform maddi destek olarak bağış kabul etmemektedir.Световната банка предоставя финансова подкрепа под формата на безвъзмездни средства.
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.Официалната версия е, че изпълнителят не го смята за достатъчно добър.
Ancak 15 Ocak 2015 tarihinde, İtalyan yayıncı RAI bu teklfii kabul etmemiştir.На 15 януари 2015 година телеканалът отказва да приеме конкурса по финансови причини.
Oysa daha o bu hayatı yeni tanımaktadır.Zaman Laurent için hiçbir şeye müsaade etmemektedir.Това обаче не се получава и Лоренсо не иска да знае нищо повече за нея.
Swindon ise daha önce hiç en üst düzey futbol liginde mücadele etmemişti.Ел Маестро никога не е играл футбол професионално.
Albüm çok büyük satış rekoru elde etmemiştir ve çok ses getirmemiştir.Албумът не се купува много добре и няма голям успех.
Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse, Türk'e yurtluk etmemiş kıta yoktur.Разположено на кръстопът и близо до града, то не е могло да остане без турци.
Tom'a yardım etmem gerekebilir.Може да е необходимо да помогна на Том.
Ona yardım etmemiz için geliyor.Идва, за да му помогнем.
Burayı terk etmem gerekmiyor.Не е нужно да се разделям с това място.
Tom'a yardım etmemizi ister misin?Искаш ли да помогнем на Том?