Ana içeriğe geç
Sözlük

etmem ile cümle

etmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha da ilginç olarak III. George anavatanı olan Almanya'yı hayatı boyunca hiç ziyaret etmemiştir.ジョージ3世は生涯を通してあまり旅行せず、一生を南イングランドで過ごした。
Hâlbuki ihanet etmemiştir.やっぱり裏切れない!
Hani bu şarkıyı pazarlasınlar, albüm satsın hiç şikayet etmem.ただ、シングルが売れないとアルバムは売れないからCM取ってきますって。
Çoğu geleneksel Tevrat uzmanlığı Eyüp'ün varlığından şüphe etmemektedir.柴谷方良は /'/ の存在を疑っている。
Ancak ailesi orada yaşamayı kabul etmemiş.しかし、家族としては彼らを受け入れることはなかった。
İki takım taraftarları, geçmişten gelen nedenlerle birbirlerinden haz etmemektedir.その再会によって、ふたりは自分たちの過去に直面せざるをえなくなる。
Neden iptal etmemeyi seçtim?なぜ唄わない?
Eller hareket etmemelidir.本体は動かない。
Hırvat Köylü Partisi anayasanın geçerliliğini kabul etmemiştir.当初、クロアチア共和農民党は憲法の正統性を認めなかった。
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.でもそれは大衆が望んでるものじゃない。
Mümkün olduğunca hareket etmemesi gereklidir.出来るだけ対称にならないように建築されている。
Fakat eğitim öğretim devam etmemektedir.しかし教師を続けることはあきらめていない。
"İsyan etmemi istedikleri için üzerime geliyorlar".『私は、ここで彼らが私を苦しめたことを思い出さなければならない。
Ama diğer taraftan örtmeyen insanı da kötü kadın ilan etmemek gerekiyor."そして「心から人を救う覚悟の持たぬ者に、ヒーローを名乗る資格は無い!
Onun kim olduğunu merak etmemiştim ama onu hemen kanıksadım.お照の正体は知らなかったが、最終回で正体を知った。
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.彼女いない歴30年。
"İyi ki pes etmemişim".」と諦めていた。
Aslında Tavşanı Seviyordur Ama Daha Çok Belli Etmemeye Çalışır.一兎が好きだが、気づいてもらえない。
Müspet hareket etmek ve olumsuz hareket etmemek.移動、行動不可。
Ödül sahiplerine daha sonra madalya ve diplomaları verilmiş, ancak para ödülünü kabul etmemişlerdir.皆が勲章や賞状をもらっているのに、パパには何もない。
Hafif hareket etmemizi sağlar.軽快な動きをする。
Onunla tanışıklığı olan birçok çocuk kekelemesini hatırlarken, yetişkinlerin çoğu bunu fark etmemiştir.「あなたが若く、みなあなたのことを初めてみたときには、そのほとんどはただ驚くばかりだろう。
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.乳腺炎それ自体は授乳を断念する理由にはならない。
Bâzı İslâm âlimlerine göre Ali, Osman'a hiçbir zaman biat etmemiştir.オスカーを邪道だと言い、オスカーには決して足を向けない。
Konutunu terk etmemek.家庭を顧みない。
Eşini özlemekte fakat eşi kendisini ziyaret etmemektedir.妻帯者だが妻は未登場。
Bu köye gidip de tekrar ziyaret etmem diyenler yanılırlar.ここを探検した人間は誰ひとり帰って来ていないと言われている。
Tanrının sizi üzerimizden eksik etmemesi temenniyetini yad etmekteyim.神様は君等に福を与えることを惜しまないものだ。
Biz tabi bu tür olayların hiçbir şekilde tekerrür etmemesini diliyoruz.このことによって別に不都合なことは生じておらないと考えております。
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.^ いずれも本来の持ち主に理不尽な扱いをされた模様。
Tek şartları okuldaki derslerime dikkat etmemdi.学校の授業は教室での講義タイプのものしか受けていない。
Youtube'daki erişim engeli devam etmemektedir.ネットワーク機能はYouTube非対応。
Cindoruk, "Bu emaneti kimseye teslim etmem.カイナッツォによれば「この国は渡さん!」と立ち向かったとのこと。
Ama bunun ortak bir tuvalet olduğunu fark etmemiştir.なんとトイレは未だに共同。
Zeki bu maçtan sonra Geriden gelen arkadaşlarımın önünü açmak için iyi mücadele etmem gerekiyordu.攻守共に、闘志を前面に押し出したプレーで人気があった。
Muharebe savaşın sonucuna etki etmemiştir.結果は本戦には影響しない。
Kolej MJur ve LLB adaylarını kabul etmemektedir.學院不接受MJur 和LLB。
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.他號召人們服侍真主,又說除了真主沒有其他人能拯救他們(23:23)。
Bir iddiaya göre Stalin teklifi "Bir mareşali bir teğmenle takas etmem." diyerek geri çevirmiştir.但这被斯大林断然拒绝,斯大林说:“我不会用一位元帅与一个中尉來互相交换。
Bir iddiaya göre ise intihar etmemiş; öldürülmüştür.既不隱其謀矣,又敢逃其刑乎?」遂被殺害。
Mümkün olduğunca hareket etmemesi gereklidir.子莊以能諫,得無過。
Her ne kadar ne bütün gezegenlere ne de Güneş’e yolculuk etmemiş olsak da, bunların kütlelerini biliyoruz.尽管人类还没有去过太阳和其他星球,我们都可以知道它们的质量。
Bir çelişki elde etmemiz lazım.導致了矛盾。
(Di Luna:E vivo ancor! - "Ama benim hayata devam etmem gerek!").座右銘為「堅持,是我一生不變的志願」。
Ancak bunu kamuoyunda açıkça ifade etmemek gerekir" dediği belirtildi.當然,我必須非常清楚的澄清我們不是共產主義者,這非常清楚」 。
Fakat hiçbiri bu haccın son hedefinin Kudüs'e gitmek olduğunun açıkça belirtildiğini ifade etmemektedir.当时的记载未曾提及有意出发前往耶路撒冷。
Ama bunun ortak bir tuvalet olduğunu fark etmemiştir.这时他才发现原来这是一间女厕所。
Ne var ki istasyonun hiçbir parçası hedefe isabet etmemiştir.最終,並沒有任何碎片擊中那個目標。
Jim Brooks, Fox kanalıyla yaptığı sözleşmede kanalın şovun içeriğine müdahale etmemesi koşulunu kabul ettirdi.吉姆·布鲁克斯与福克斯电视网在协议中达成了一项条款,要求福克斯不得干预节目的内容。
ABD Anayasası bu makamı açıkça herhangi bir organa tahsis etmemiştir.美國官方對此書的觀點沒有表態。
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)(他沒有要來,我反而比較高興。
Bu düşünceye keşişlerin çoğu katılmış; ama azınlık kabul etmemiş.一些路德派教徒认同这种观点,但大多数并不赞成。
Abby'den hoşlanmakta fakat bunu itiraf etmemektedir.喜歡甘地但並沒對他告白。
Hareket etmem gerek.我必须要工作。
Ama tanrı yalan söylemeyeceği için kahinin sözlerinin doğruluğundan şüphe etmemek durumundadır.没有私心,才不会受骗上当;敢说真话,就不会轻信谎言。
Humboldt göreve atanmasıyla yüzleştiğinde görevi kabul edip etmemekte tereddüt etmiştir.” 洪堡接到了他的委任后他犹豫是否接受这个委任。
Youtube'daki erişim engeli devam etmemektedir.YouTube上的黎明將帶妳走
Konutunu terk etmemek.不復慮出家。
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.其國未入幕中,不逞之罪彌天。
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.她的創傷必無法醫治。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod