Ana içeriğe geç
Sözlük

etmem ile cümle

etmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Lihtenştayn Futbol Federasyonu bir lig organize etmemiştir.Elődje, a jegybanktanács nem volt valódi döntéshozó szerv.
Hitler ise bu görüşü kesinlikle kabul etmemektedir.Hitler magáénak vallotta Y gondolatot.
Hofmann bu iki kategori arasındaki ayrıma dikkat etmemiş olabilir.Grohmann azt valószínűsítette, hogy a két hegycsúcs egymáshoz képesti magasságát elnézhették.
"Bunları yargılamaya lüzum yok, infaz etmemiz gerek."Ne ítéljetek, hogy ne ítéltessetek!"
Şarm El-Şeyh hiç ölüme olayına tanıklık etmemişti ve orada çok az sorun çıkmıştı.Sarm es-Sejkben a tüntetéseknek nem volt halálos áldozata, csak kisebb összetűzések alakultak ki.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.Eszerint három esetet különböztet meg.
Fakat yazar bunu defalarca inkâr etmiş, Wolf'un ölümü vesilesiyle verdiği mülakatta da kabul etmemiştir.Ezek gyakran a küzdelem feladását és a halál elfogadását közvetítik, amit Farkas nem fogad el.
Ölümüne ne kadar üzüldüğümü ifade etmem güç.Ezzel érzékelteti tréfásan, hogy milyen nehéz az élete.
Eğik yazılan ülkeler artık Avrupa Şampiyonası'nda mücadele etmemektedir.Korábban megrendezett, ma már az Európa-bajnokságon nem szereplő versenyszám.
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.A tagok nem fogyasztanak alkoholt.
Ortodoks Yahudilik hiçbir şekilde karışık evliliği kabul etmemektedir.A zsidó törvények tiltották a vegyes házasságokat.
Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir.Semmiféle olyan anyagot nem tartalmazhat, amely a játékosok testi épségét veszélyezteti.
O gece kadın gibi giyinenler memurlara eşlik etmemekte direndiler.Tuona yönä naisiksi pukeutuneet miehet eivät suostuneetkaan lähtemään poliisien mukaan.
Hareket etmem gerek.Meidän pitää lähteä.
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.Lääkitystä ei tule lopettaa omatoimisesti.
Ayrıca bu sözleşmeyi imza etmemiş ülkeler hükümler tarafından bağlanmamaktadır.Tämä koskee myös maita, jotka eivät ole allekirjoittaneet yleissopimuksia.
Günümüzde bu mesleklerin bir kısmını artık icra etmemektedirler.Nykyisin kukaan ei enää osaa tätä...
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Siinä on ristiriita.
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.Alkoholin kanssa sitä ei pidä ottaa.
Ancak Cass'e yardım etmemişlerdir.Nikomedes saapui myös Cassiuksen luokse.
Ortodoks Yahudilik hiçbir şekilde karışık evliliği kabul etmemektedir.Juutalaisuus suhtautuu hyvin kielteisesti seka-avioliittoihin.
Fark etmemişiz.Huomaa nemakit.
Su tatlı ve berrak olup, herhangi bir madensel tuz ihtiva etmemektedir.Se tulee olla kirkasta, väritöntä ja sen tulisi sisältää kivennäisaineita.
Yunan konvoyu Baf'a hiç hareket etmemiştir.Saksalaiset eivät koskaan edenneet Bakuun asti.
Bugüne geldiğimizde, önemli bilim insanlarının çoğu, "X Gezegeni"ni kabul etmemektedir.Nykyään suurin osa tähtitieteilijöistä uskoo, ettei Planeetta X:ää ole.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Hän yrittääkin keinoja kaihtamatta syöstä Danielin vallasta.
Oyuncular için sakatlanmaya yol açacak herhangi bir tehlike teşkil etmemelidir.Mahdollisiin näyttelijöihin ei saa koskea.
Bu tanım çok soyut olup somut uygulamalar üzerinde anlayış geliştirmeye yardım etmemektedir.Täytyy olla täysin tylsämielinen ollakseen ymmärtämättä sitä.
Tek şartları okuldaki derslerime dikkat etmemdi.Hänellä ei ollut keinoja puuttua koulun ongelmatilanteisiin.
Bu antlaşma her iki tarafı da memnun etmemişti.Kumpikaan osapuoli ei ollut tyytyväinen sopimukseen.
Kendimi bir Avrupalı gibi görüyorum, ancak Avrupa'nın da tek bir parça olmadığını kabul etmemiz gerek.Ei tulisi sanoa että Jumala on yksi, mutta voimme sanoa, että Jumalan olemuksessa ei ole moneutta.
Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdir.Poliiseilla ja sotilailla ei ole äänioikeutta.
Ancak bu yolla, emek-gücü üzerindeki mülkiyet hakkından feragat etmemiş olur.Silti se ei tarkoita sitä, etteikö omaisuuden avulla hankitut tuotot vaikuttaisi.
Petros, 593'teki Priscus'un aksine bu düzene itaat etmeme girişiminde bulunmadı.Ο Πέτρος δεν προσπάθησε να μην υπακούσει όπως ο Πρίσκος το 593.
Eller hareket etmemelidir.Τα χέρια δεν κινούνται.
Başka hiç kimsenin müziğine tercih etmem."Δεν χρειάζεται τα τραγούδια των άλλων.
Ancak buna kimse iltifat etmemişti.Κανένας όμως δεν υπάκουγε.
Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir.Αυτές τις μέρες αυτοί αντιπροσωπεύουν τον πολιτισμό, εμείς όμως όχι.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Σε κάθε περίπτωση καταλήγουμε σε αντιφάσεις.
Max Payne 'in Dreamcast uyarlama planları vardı, fakat konsolun devam etmemesinden dolayı iptal etmişlerdir.Υπήρχαν σχέδια για έκδοση του Max Payne σε Dreamcast, αλλά ματαιώθηκαν.
Ancak bunu kamuoyunda açıkça ifade etmemek gerekir" dediği belirtildi.Θα ήθελα να πω σε αυτόν " Μη λέτε τέτοια πράγματα δημοσίως καθώς δεν είναι αλήθεια.
"Veda Etmem "Benimle Evlenir misin?Σας αποχαιρετώ και να αγαπάτε ο ένας τον άλλον.
Bu eserin kapsadığı konu o zamanki Viyanalıların ahlâk duygularını hiç rencide etmemiştir.Μάλιστα προσπάθησε σκληρά να μην προσβάλλει το θρησκευτικό τους συναίσθημα.
Ama bunun ortak bir tuvalet olduğunu fark etmemiştir.Δεν θεωρείται επίσημο είδος κολύμβησης.
Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdir.Η αστυνομία και οι στρατιώτες απλώς κοιτούσαν.
Ancak Herodot Pers harekatına komuta eden generalin adından söz etmemektedir.Ο Αρτάπανος δεν αναφέρεται ονομαστικά στην ιστορία του Ηροδότου για τη μάχη.
Konutunu terk etmemek.Ναό της ενορίας μας.
Bu başarıdan sonra uzunca bir süre film müziği teklifini kabul etmemiştir.Παρά τη νίκη της, η Τέιλορ συνέχισε να μιλά αρνητικά για την ταινία για χρόνια.
Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir.Αν και σύγχρονος αυτών των δύο, δεν έπαιξε ποτέ εναντίον τους σε σοβαρό ματς.
Valentinianus'un erkek bir evladı yoktu ve yerine geçecek kimseyi işaret etmemişti.Ο Βαλεντινιανός δεν είχε αρσενικούς απογόνους και δεν είχε ορίσει ποτέ του διάδοχο.
Bu diriliş uzun süre devam etmemiştir.Η εξορία αυτή δεν κράτησε για πολύ.
Tom ona yardım etmemize izin verdi.Ο Τομ μας επέτρεψε να τον βοηθήσουμε.
"Almanlar, bizim eski sınırı geçip Leningrad yönünde taarruza devam etmemizi istediler.Tyskerne ville have os til at krydse den gamle grænse og fortsætte offensiven ind i Leningrad.
"İyi ki pes etmemişim"."Jeg har aldrig givet op."
Ron ve Hermione birbirlerinden hoşlanmaktadır fakat belli etmeme çalışırlar.Ron og Hermione kommer på tværs af hinanden og nægter at tale med hinanden.
Neden iptal etmemeyi seçtim?Hvorfor skal vi synge den?.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.Befolkningen tror dog ikke på det.
Sonunda onu rahatsız etmemeye karar verip, konsere dört kişi gittiler.Fire minutter inde i anden halvdel blev det besluttet, at han ikke kunne fortsætte koncerten.
Yarışmayı Kylie Bisutti kazanmıştır fakat daha sonradan mankenliğe devam etmemiştir.Thyge Petersen vandt sin sidste kamp, men boksede ikke siden.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Hans enke overlevede ham i godt 30 år.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod