Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Mimo to rządy Karola nie cieszyły się popularnością.
Nasyonal sosyalizm, Goethe’yi pek ifade etmemiştir.Podstawy narodowego socjalizmu Hudala nie wzbudziły pozytywnych reakcji nazistów.
Kabul: Düşüncelere izin vermek ve onlarla mücadele etmemek.To walka, a nie myśl.
Fakat bu teklifi kabul etmemiş ve çalışmayı yapmamıştır.Ten jednak odmówił i nie skorzystał z oferty.
Biz tabi bu tür olayların hiçbir şekilde tekerrür etmemesini diliyoruz.Zdecydowanie nie chcemy być w jakiejkolwiek formie zamieszani lub wciągnięci w te wydarzenia .
Gerçi onlar dini tam olarak inkar etmemiş, sadece onun toplumdaki rolünün ve nüfuzunun azaltılmasını istedi.Uwierzyła im i poszła z nimi, ale oni ją napadli i obrabowali.
Onu rahatsız etmemek için su kıyısında yürürken iyi davranışlar sergilemek gerekir.Mimo że dobrze nurkują, to, żeby woda nie wypierała ich na powierzchnię, muszą się czegoś przytrzymywać.
Bu olay üzerine Selim bir süre veziriazamlığa kimseyi tayin etmemiştir.W celu uniknięcia kłopotów Morin przez pewien czas się ukrywał.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.W ostatnich latach życia nie wychodził już z domu.
Onun kim olduğunu merak etmemiştim ama onu hemen kanıksadım.Nie wiedział kim on jest, ale może sam go tu sprowadził.
Öte taraftan "Umman İbadileri" kendilerinin Haricîler'in bir dalı oldukları savını kabul etmemektedirler.Zważaj na to, co ludzie czynią, a nie tylko na ich słowa, bo czyny zdradzą kłamstwo.
Başlangıçta yetkililer uçakta 295 kişi olduğunu söylemişlerdi; üç bebeği dahil etmemişlerdi.Na pokładzie samolotu znajdowało się 256 pasażerów, w tym dwoje niemowląt.
Yıllar yılları kovaladı hiç kaybetmedikleri umutlarına çok çalışmayı, sıkıntılar çekip pes etmemeyi eklediler.Przez wiele lat zarzucano mu zaspanie na swoje zawody, czego się wypierał.
Sana yardım etmeme izin vermeliydin.Powinieneś mi pozwolić, żebym ci pomogła.
Sana hareket etmemeni söylemiştim.Powiedziałem ci, żebyś się nie ruszał.
Sana hareket etmemeni söylemiştim.Powiedziałam ci, żebyś się nie ruszał.
Toplantıda ikisi de Thatcher'ın koşulları kabul etmemesi halinde istifa edeceklerini söylediler.Vid mötet hävdade de båda att de skulle avgå om Thatcher inte gick med på deras krav.
Fark etmemişiz.Ej märkt.
Hareket etmem gerek.Jag måste röra på mig.
(Bunu memnuniyetle karşılasam da kabul etmem mümkün değil.)Ja tack, om ni vill vara så vänlig.)
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.Lungorna kan inte läka av sig själva.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Filosofistudierna tillfredsställde inte Martin.
"İyi ki pes etmemişim".Men jag är inte redo att ge upp."
Kabul: Düşüncelere izin vermek ve onlarla mücadele etmemek.Svar: inte yttra oss om dem.
Bu değerlere internet bağlantı hızı da etki etmemektedir.Annars spelar beräkningshastigheten ingen roll.
Osmanoğullarında bunun ettiği gazayı hiçbir padişah etmemiştir.Har du inte brutit den ed du svurit?
Neden iptal etmemeyi seçtim?Varför blev han bortlämnad?
Anlaşmayı imzalamayan Türkiye, anlaşmanın hükümlerini de kabul etmemektedir.De flesta av de medlemsstater som ännu inte hade godkänt fördraget avbröt sina ratificeringsprocesser.
Muharebe savaşın sonucuna etki etmemiştir.Slaget fick ingen större betydelse för krigets utgång.
Ancak Çin'in tahmin ettiği bu tür büyümeyi hiç kimse muhafaza etmemişti.Dock nådde ingen av dem samma uppmärksamhet som Oliver.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.Man skiljer på tre olika typer.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Detta ger en motsägelse.
Bu yüzden artık Mecnun sevdiğini kendinden dışarıda aramamaktadır, bu dünyayı onun yeri kabul etmemektedir.Han gillar inte kungen längre eftersom denne inte ger folket vatten.
Bu konuda yardım etmemi istedi.Hon antyder att hon vill hjälpa till med den saken.
Ama diğer taraftan örtmeyen insanı da kötü kadın ilan etmemek gerekiyor."Men den som inte bryr sig om sin kamrat är ännu värre skräp".
Salih, teklifi kabul etmemizi rica etti.Muhammad accepterade storsint förslaget.
Ancak, hayatının kalan kısmında hakarete uğramışlığı devam etmemiştir.Hur hon levde återstoden av sitt liv finns det inga källor om.
Kulüp içinde yola artık onunla devam etmemek gerektiği söylenmeye başlandı.I brevet meddelades hon om att bandet inte ville jobba med henne längre.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Йому не зраджує.
Treni tekrar raylara oturtmaya çalışan yetkililer başka bir trenin daha raydan çıktığını fark etmemişlerdir.Намагаючись поставити потяг на колію, контролери не помітили, що ще один потяг зійшов.
Ayrıca tütünün para etmemesi de ayrıca bir etkendir.Однак надмірне зволоження тютюн не переносить.
Fakat bu teklifi kabul etmemiş ve çalışmayı yapmamıştır.Але вона цього не зробила… або не захотіла робити.
Bu diriliş uzun süre devam etmemiştir.Цей декрет вже давно не діє.
Buna rağmen İsrail henüz İgboları Kayıp On Kabile'den biri olduğunu resmi olarak kabul etmemiştir.Проте держава Ізраїль поки не визнала євреїв Ігбо як одне з колін Ізраїлевих.
Çalışmamın bu noktaya geleceğini hiç tahmin etmemiştim.”, dedi.Я ніколи не забуду того, що він зробив для мене».
Cenazede kimse babasına hakkını helal etmemiştir.На похорон ніхто не мав права іти.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Але скільки б Джеррі не дратував його, Том цього не помічає.
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.Хворий самостійно не може розслабити м'язи.
Fakat Çağatay Hanına yerlerini belli etmemek için devamlı hareket etmek zorundaydılar.Тому всюди, де він з'являвся, забороняли дзвонити у дзвони.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.В окупованих Нідерландах він не виступав.
Bilim çevreleri bu canlının varlığını kabul etmemektedir.Наука заперечує існування таких світів.
Fakat Michael 15 yıl boyunca tek bir kelime bile etmemiştir.За останні 5 років тут не нарожилася жодна дитина.
Bu bakımdan bencil olmak, başkalarını dert etmemek bir yaşam biçimi hâline getirilmelidir.Все це цілком природно, тому боятися подібних відчуттів не варто.
Ama Cavaliers'lı oyuncular daha pes etmemişlerdi.Однак, прихильники аріанства не відступили.
Böylelikle de nedenselliği ihlal etmemiş olurlar.При цьому принцип причинності не порушується.
21:17 Kohen olmayan hizmet etmemeli Num.1М 2:17), вони б не померли.
Kadın, son 30 yıldır evini terk etmemiştir.Дружина пішла з життя тринадцять років потому.
Tanrının sizi üzerimizden eksik etmemesi temenniyetini yad etmekteyim.І я молився Богу, і дякував Йому за те, що в нас — не так.
Mümkün olduğunca hareket etmemesi gereklidir.Необхідно пом'якшити перехід, наскільки це можливо.
Muharebe savaşın sonucuna etki etmemiştir.Це не вплинуло на результат війни.