Isaac o günden sonra bir daha asla Rousseau'yu ziyaret etmemiştir.Depois ela nunca mais viu Utsumi.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.O povo não aceitava.
Ölümüne ne kadar üzüldüğümü ifade etmem güç.Eu mesmo não consigo expressar o quanto triste eu estou.
Girdiği hiçbir ülkede de alimlerin incitilmesine müsaade etmemiştir.Sua família não pôde comparecer por não ter permitido a entrada no país.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Você tem que jogar com o Jerry para escapar do Tom.
Hasan Sabbah asla imam olduğunu iddia etmemiştir.O Buda nunca disse que tinha inimigos.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Deste modo, obteve-se uma contradição.
Bu daveti kabul etmemiştir.O convite não foi aceito.
Erkek takımı da aynı şekilde protesto ederek Türkiye Erkekler Voleybol Şampiyonası'na iştirak etmemişti.Assim, como The Wrestler também não era voltado para o público masculino.
Önce hapse atılan Kahir, tahttan feragat etmemekte direnmesi üzerine gözlerine mil çekilerek kör edildi.E vieram seus servos e começaram a olhar, e eis que as portas do quarto do terraço estavam trancadas.
İlk sosyal psikologlar da bu düşüncelerden söz etmemişlerdir.O modelo exploratório nem pensava nessas coisas.
Buna zıt olarak Hindistan'da sekülerizm sözcüğü din ve devlet ayrılığını ifade etmemektedir.Isso ocorre porque na Islândia não há separação entre religião e estado.
Amcası bir Japon rahibi olup bu nikah törenine gelmeyi kabul etmemiştir.O pai dela não viajou à Rússia para assistir ao casamento.
O dönemlerde, bir gün bu takımın teknik direktörü olacağımı hayal bile etmemiştim." sözlerini söyledi.Naquele tempo, o fotógrafo comum não tinha aquele tipo de tecnologia”, respondeu.
Swindon ise daha önce hiç en üst düzey futbol liginde mücadele etmemişti.Ainda assim, a equipe do Canindé jamais havia ido tão longe na competição.
Fakat Cartoon Network onun bu teklifini kabul etmemiştir.Mas, o clube catarinense não aceitou a proposta.
"İyi ki pes etmemişim".Mas eu não estou disposta a desistir."
Şu anda faaliyetine devam etmemektedir.Atualmente está inativa.
Paslı yüzeylere temas etmeme.Terceiro, faça os saltos em superfícies firmes.
"İyi ki pes etmemişim".Ik ben heel blij dat ik niet opgegeven heb."
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.Drink geen alcohol.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Zij wilden geen andere god aanroepen dan Hem.
Kurban ısırığı kesinlikle kendi başına tedavi etmemelidir.Deze brandwonden kunnen niet uit zichzelf genezen.
Isaac o günden sonra bir daha asla Rousseau'yu ziyaret etmemiştir.Sindsdien heeft hij Piroschka nooit meer teruggezien.
Fakat Cartoon Network onun bu teklifini kabul etmemiştir.Maar Cartoon Network heeft deze serie niet geproduceerd.
Bir daha bu görevde yer almamasına karar verildi (fakat bu onun başbakan olmasına engel teşkil etmemekteydi).Zij waarschuwde hem om een bepaald wandelpad niet te nemen.
Amcası bir Japon rahibi olup bu nikah törenine gelmeyi kabul etmemiştir.Haar oom is een priester en weigert de huwelijksceremonie bij te wonen.
Fakat, halk bunu kabul etmemiştir.Dit werd echter niet geaccepteerd door de bevolking.
Hafif hareket etmemizi sağlar.Dit zorgt voor een soepele beweging.
Bu nedenle İttihat ve Terakki, Kâmil Paşa'dan haz etmemekteydi.Hij flatteerde niet en maakte geen onderscheid tussen de vrouw, de aarde of de aardappelen.
Fakat bu durum bazı sanatçıları memnun etmemiştir.Ook deze optredens leverden echter geen bevrediging op voor de artiest.
Fakat Michael 15 yıl boyunca tek bir kelime bile etmemiştir.Vijftien jaar zette hij geen letter op papier.
Bir iddiaya göre ise intihar etmemiş; öldürülmüştür.De enige die niets gedaan heeft (de echtgenoot), wordt gevangengenomen en vermoord.
Üç farklı sorunu ayırt etmemiz gerekir.Er zijn drie zones te onderscheiden.
Cindoruk, "Bu emaneti kimseye teslim etmem.Musk zei verder: "we moeten ons niet overgeven aan de politiek.
Çoğu geleneksel Tevrat uzmanlığı Eyüp'ün varlığından şüphe etmemektedir.De meeste filologen zien geen reden om het bestaan van een Arabische grondtekst te betwijfelen.
Fakat Ebû Hanîfe, bu makamın ne niyetle verildiğini sezmiş ve bu görevi kabul etmemiştir.Van daaruit trachtte hij de stad te heroveren, hetgeen niet lukte.
Onu rahatsız etmemek için su kıyısında yürürken iyi davranışlar sergilemek gerekir.Om te voorkomen dat de grond uitput zal men dat goed moeten dimensioneren.
Neden iptal etmemeyi seçtim?Waarom zou ik gaan stemmen?
İntihar etmemiş olarak ölen bir Müslüman için yapılan her işlem intihar eden Müslümanlar için de yapılır.Iedere moslim wordt de veiligheid gegarandeerd, behalve zij die het verborgene openbaar maken.
Ancak her iki yapım da uzun soluklu devam etmemiştir.Beide elementen zijn nog niet vergroeid, lang en recht.
Bu kitabı bugün kütüphaneye iade etmem lâzım.Ik moet dit boek vandaag terugbrengen naar de bibliotheek.
Onun adını nasıl telaffuz etmem gerektiğini bilmiyorum.Ik weet niet hoe ik zijn naam moet uitspreken.
Bu kadar kolay pes etmemelisin.Je moet niet zo gemakkelijk opgeven.
Sana yardım etmemi istiyorsan bana yardım etmek zorundasın.Als je wilt dat ik je help, moet je mij helpen.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.A rozkazano im przecież czcić tylko Boga Jedynego.
Hareket etmem gerek.Muszę się ruszać.
Hâlbuki ihanet etmemiştir.Ten nie wybacza jej zdrady.
Alkol elde etmemeye dikkat ediniz.Absolutnie nie podawać alkoholu!
Kabul veya tasdik etmeme, reddetme hakkına veto hakkı denir.Czy ją przyjąć, czy też odrzucić.
Yansızlık Yasaları çoğu ülkeyi pek de hoşnut etmemiştir.Większość chartów afgańskich nie jest do końca posłuszna człowiekowi.
Başka hiç kimsenin müziğine tercih etmem."Nie wszystkim musi się podobać moja muzyka”.
Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdir.Policja i wojsko nie interweniowały.
Neden iptal etmemeyi seçtim?Dlaczego złożył rezygnację?.
"İyi ki pes etmemişim".Jak OWP nie poddać się."
"Müziği asla terk etmem.Nigdy nie zrezygnuję z roweru.
Aminta bunu kabul etmemektedir.Amidala bała się jednak do tego przyznać.
ABD Anayasası bu makamı açıkça herhangi bir organa tahsis etmemiştir.Konstytucja amerykańska nie mówi o tym tak dokładnie.
Bir çelişki elde etmemiz lazım.Powoduje to kontrast.
Bu heyet Sultan'dan Akka'ya hücum etmemesini isteyecekti.Czuje się odpowiedzialny za to, aby nic nie stało się Toroko.