Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kazanmamıza yardım ettiğin için sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for helping us win.
Bana yardım eden herkese teşekkür etmek istiyorum.I want to thank everyone who helped me.
Ben elimden geldiği kadar çok sayıda insana yardım etmek istiyorum.I want to help as many people as I can.
Avustralya'ya göç etmek istiyorum.I want to emigrate to Australia.
Buradaki herkese teşekkür etmek istiyorum.I want to thank everybody here.
Sana şahsen teşekkür etmek istiyorum.I want to personally thank you.
Burada bir ev inşa etmek istiyorum.I want to build a house here.
Burada çalışmaya devam etmek istiyorum.I want to keep working here.
Ülkeme hizmet etmek istiyorum.I want to serve my country.
Herkese teşekkür etmek istiyorum.I want to thank everyone.
Aileme yardım etmek istiyorum.I want to help my family.
Ben insanlara yardım etmek istiyorum.I want to help people.
O, müzeyi ziyaret etmek için durumdan yararlandı.He took advantage of the occasion to visit the museum.
Tom'a yardım etmek için daha çok şey yapmamız gerektiğini düşünüyorum.I think we should do more to help Tom.
Bir şey hakkında şikayet etmek bir şey değiştirmez.Complaining about something doesn't change anything.
İstifa etmek için bir sebebim yok.I have no reason to resign.
Ben hızlı hareket etmek zorunda olduğumu biliyordum.I knew I had to move fast.
Ben çalışmaya devam etmek zorundayım.I have to keep on working.
Masayı tamir etmek için bir çekice ihtiyacım var.I need a hammer to repair the table.
Artık bana yardım etmek istemediğin belli.It's apparent that you don't want to help me anymore.
Tom bize yardım etmek için gönüllü olacağını söylüyor.Tom says he'd be willing to help us.
Tom'un bize yardım etmek için orada olduğuna memnun oldum.I'm glad Tom was there to help us.
İngiltere Avrupa Birliğini terk etmek için oy kullandı.Great Britain has voted to leave the European Union.
İngiltere'nin Avrupa Birliğini terk etmek için oy kullandığına inanamıyorum.I can't believe that Great Britain has voted to leave the European Union.
Bu, Boston'u ziyaret etmek için yılın en iyi zamanıdır.This is the best time of year to visit Boston.
Ben sadece size teşekkür etmek istiyorum.I just want to say thank you.
Ona çıkma teklif etmekten korktum.I was afraid to ask her out.
Seni mutlu etmek için gülüyorum.I laugh to make you happy.
Biz havaalanı inşa etmek hariç her şeyi yapabiliriz.We can do anything except build airports.
Ben sadece çalışmaya devam etmek zorundayım.I just have to keep working.
Bunu itiraf etmekten utanmıyorum.I am not ashamed to admit it.
İşi berbat etmek istemedim.I didn't want to mess it up.
Benim seyahat etmek için vaktim yok.I don't have time to travel.
Tom gezisini iptal etmek zorunda kaldı.Tom had to cancel his trip.
Hata yapmak insana mahsustur ama hatada ısrar etmek şeytanidir.To err is human, but to persist in error is diabolical.
Başarısızca onu ikna etmek için çabaladım.I tried unsuccessfully to persuade her.
Bu seyahat etmek zorunda olduğumuz uzun zorlu bir yol.This is a long tough road we have to travel.
Tom iflas etmek zorunda kaldı.Tom was forced into bankruptcy.
Bir avukatın rolü müvekkilinin suçsuz olduğunu ispat etmektir.The role of a lawyer is to prove that his client is innocent.
Tom belli ki Mary'ye yardım etmek istiyor.Tom obviously wants to help Mary.
Ben kavga etmekten nefret ederim.I hate quarreling.
Bu ayırma duvarını inşa etmek yasal mı?Is it legal to build this wall of separation?
Ben, senden nefret etmek? Saçmalama! Biz şimdi en iyi dostuz.Me, hate you? Don't be ridiculous! We're best friends now.
Tom gururunu yutmak ve yardıma ihtiyacı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.Tom had to swallow his pride and admit that he needed help.
Tom, Avustralya'ya olan gezisini iptal etmek zorunda kaldı.Tom had to cancel his trip to Australia.
Doğum günün için arkadaşları davet etmek istiyor musun?Do you want to invite friends over for your birthday?
Duygularını ifade etmek, zayıflık belirtisi değildir.Expressing your feelings is not a sign of weakness.
Ben pazarlık etmekte iyi değilim.I'm not good at negotiating.
O muhtemelen ebeveynlerini ziyaret etmek için gitti.She's probably just gone to visit her parents.
Tom yardım için rica etmek istemiyordu.Tom didn't want to ask for help.
Yardım etmek için yapabileceğim bir şey varsa bana söyle.If there's anything I can do to help, let me know.
Şimdi Tom'u ziyaret etmek için çok geç oldu.It might be too late to visit Tom now.
Onu tamir etmek sana yeni bir tane almaktan daha fazlaya mal olacak.It'll cost you more to fix it than to it would cost you to buy a new one.
Tom Mary'yi kendisine yardımcı olmaya ikna etmekte zorlandı.Tom had difficulty convincing Mary to help him.
Veda etmek benim için zordu..It was hard for me to say goodbye.
Tom ve Mary kiradan tasarruf etmek için beraber eve çıktılar.Tom and Mary moved in together to save money on rent.
Tom'u yine ziyaret etmek için Boston'a dönmek istiyoruz.We want to go back to Boston to visit Tom again.
Sen arkadaşlarına yardım etmek zorundasın.You have to help your friends.
Onu tamir etmek yaklaşık otuz dolar tutacak.It'll cost about thirty dollars to repair it.
Keşke yardım etmek için daha fazlasını yapabilseydim.I wish I could've done more to help.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod