Tom'u evini satmak için ikna etmek zor olacak.It'll be hard to convince Tom to sell his house.
Yardım etmek için elimizden geleni yaparız.We do what we can to help.
Garajı temizlememe yardım etmek için istekli misin?Are you willing to help me clean the garage?
Odam o kadar darmadağın ki birini eve davet etmek için çok utanıyorum.My room is so cluttered that I'm too embarrassed to invite anyone in.
İnsanlara yardım etmek benim işim.It's my job to help people.
Biz hepimiz Tom'a yardım etmek zorunda olabiliriz.We may all have to help Tom.
Tom her zaman yardım etmek için istekli.Tom is always willing to help.
Geçen ay Tom'u ziyaret etmek için Boston'a gittik.We went to Boston last month to visit Tom.
Tom bugün bize yardım etmek için çok yorgun olduğunu söylüyor.Tom says he's too tired today to help us.
Sızdıran tavanımı tamir etmek zorundayım.I have to fix my leaky ceiling.
Ben gerçekten bir gün sızdıran tavanımı tamir etmek zorundayım.I really have to fix my leaky ceiling one of these days.
Ben gerçekten sızdıran tavanımı tamir etmek zorundayım.I really have to fix my leaky ceiling.
Sızdıran tavanımı tamir etmek için kimi çağırabilirim?Who can I call to fix my leaky ceiling?
Su tesisatımı tamir etmek için kimi arayabilirim?Who can I call to fix my plumbing?
Su tesisatımı tamir etmek için kimi aramalıyım?Who should I call to fix my plumbing?
Biz dönmek ve yardın etmek istiyoruz.We want to go back and help.
Savaşı protesto etmek için ülke çapında ayaklanmalar oluyor.Riots are occurring across the country to protest the war.
Size iş teklif etmek istiyoruz.We want to offer you the job.
Biz sadece gitmeye devam etmek zorundayız.We've just got to keep going.
Tom Mary'den bir iyilik rica etmek istedi.Tom wanted to ask Mary a favor.
Tom yardım etmek için komşuya koştu.Tom ran to a neighbor for help.
Biz sadece konuşmaya devam etmek zorundayız.We've just got to keep talking.
Biz yardım etmek istiyoruz ama yapamayız.We want to help, but we can't.
Mücadele etmekten başka çaremiz yok.We have no choice but to fight.
Kendini tekrar etmekten vazgeç.Stop repeating yourself.
Tom da sana teşekkür etmek istiyor.Tom wants to thank you, too.
Biz sadece çalışmaya devam etmek zorundayız.We've just got to keep working.
Bunu tamir etmekle neden uğraşalım ki?Why should we bother fixing it?
Bu konuda çalışmaya devam etmek zorundayız.We have to keep working on that.
Sadece canımız dans etmek istemiyor.We just don't feel like dancing.
Tom çalışmaya devam etmek istedi.Tom wanted to keep working.
Herkesi mutlu etmek istiyoruz.We want to make everybody happy.
Sana geldiğin için teşekkür etmek istiyoruz.We want to thank you for coming.
Biz hareket etmek için hazırlanmak zorundayız.We've got to be prepared to act.
O dans etmek için can atıyor.She's itching to dance.
Binayı tahliye etmek zorundayız.We have to evacuate the building.
Birbirinden ayırt etmek mümkün değildir.It is impossible to distinguish one from the other.
İşimizi yapmaya devam etmek zorundayız.We have to continue to do our jobs.
Buraya yardım etmek için geldik.We've come here to help.
Tom'u huzursuz etmekten hoşlanıyorum.I like to annoy Tom.
Bit yumurtalarını kontrol etmek için ince dişli bir tarak kullanabilirsiniz.You can use a fine-toothed comb to check for nits.
Avustralya ölmeden önce ziyaret etmek istediğim ülkelerden biriAustralia is one of the countries I want to visit before I die.
Tom'a yardım etmek için hazırım.I'm prepared to help Tom.
Gerçekten evimi boyamama yardım etmek için istekli misin?Are you really willing to help me paint my house?
Yardım etmek için elimizden geleni yapmaya çalışacağız.We'll try to do what we can to help.
Tom'un onu yapmasına yardım etmek zorundayım.I have to help Tom do that.
Yardım etmek için daha fazla şey yapabilmeyi diliyoruz.We wish we could've done more to help.
Biz sadece yaptığımız şeyi yapmaya devam etmek zorundayız.We have to just keep doing what we're doing.
Tom'un tek yaptığı şikayet etmek.All Tom does is complain.
Tom'u ziyaret etmek için Boston'a gittim.I went to Boston to visit Tom.
Gitmeye devam etmek zorundayım.I've got to keep going.
İnsanlara yardım etmek için buradayım.I'm here to help people.
Tom'un yardım etmek için burada olduğuna şanslıyız.We're lucky Tom is here to help.
Tom'a yardım etmek için bir şeyler yapmak zorundayım.I have to do something to help Tom.
Tom'un bize yardım etmek için burada olmasından şanslıyız.We're lucky Tom is here to help us.
Yardım etmek için bir şey yapamadım.I couldn't do anything to help.
Kimseyi rahatsız etmek istemedim.I didn't mean to offend anyone.
Tom'un garajı temizlemesine yardım etmek zorundayım.I have to help Tom clean out the garage.
Tom'a ona yardım etmek için çok yorgun olduğumu söyle.Tell Tom that I'm too tired to help him.
Tom'u bize yardım etmeye ikna etmek zor olacak.It'll be hard to convince Tom to help us.