Onu elde etmek kolaydı.It was easy to obtain.
Tom bize yardım etmek istemeyebilir.Tom might not want to help us.
Seyahat etmekten nefret ediyorum.I hate travelling.
Sonunu berbat etmek istemiyorum.I don't want to spoil the ending!
Onlarla konuşmaya devam etmek niyetinde değilim.I don't intend to keep talking to them.
Bugün yola çıkmadan önce onu kontrol etmek için döneceğim.I'll be back to check on him before I head out today.
Çalışmaya devam etmek zorundayız.We have to keep working.
Endişe etmekte haklıydın.You were right to worry.
Kabalık etmek istemedim.I didn't mean to be rude.
Belki Tom yardım etmek için istekli olurdu.Maybe Tom would be willing to help.
Nereye seyehat etmek istersin?Where do you want to travel?
Hiç kimse benimle dans etmekle ilgileniyor gibi görünmüyor.Nobody seems interested in dancing with me.
Cümlelerimi tercüme eden herkese teşekkür etmek isterdim.I'd like to thank everyone who translates my sentences.
Cümlelerimi tercüme eden herkese teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank everyone who translates my sentences.
Bu adayı terk etmek mümkün değil.It isn't possible to leave this island.
Bu kitabı iade etmek istiyorum.I'd like to return this book.
Zaman seçmek zamandan tasarruf etmektir.To choose time is to save time.
Şikayet etmek için herhangi bir neden görmüyorum.I don't see any reason to complain.
Propagandanın temel amacı ne olursa olsun ikna etmektir.The main purpose of propaganda is to convince no matter what.
Bu hayal etmek oldukça kolaydır.It's pretty easy to imagine.
Bizi terk etmek niyetinde misin?Do you intend to leave us?
Ben yaşlandığımda bazı ülkelere seyahat etmek istiyorum ve Amerika kesinlikle listede.I want to travel to some countries when I'm older and America is definitely on the list.
O kuralları dikkatlice takip etmek istiyor.He wants to keep a close eye on the rules.
Tom yardım etmek için bir şey yapmak istedi.Tom wanted to do something to help.
Tom yardım etmek için her zaman istekli.Tom was always willing to help.
Ağrı pes etmek istemedi.The pain wouldn't go away.
Onun o kostümün içinde şık göründüğünü kabul etmek zorundasın.You gotta agree that he looks stylish in that costume.
Burada bir elektik santralı inşa etmek için planlar var.There are plans to build a power plant right here.
Onlar seyahati iptal etmek zorunda kaldı.They had to cancel the trip.
Öğrenmeye devam etmek önemlidir.It's important to keep learning.
Erkek torunum beni davet etmek için aradı.My grandson called to invite me over.
Bazı doktorlar hastalarını memnun etmek bir şey diyecektir.Some doctors will say anything to satisfy their patients.
Tom Mary'ye Avustralya'yı ziyaret etmek istediğini söyledi.Tom told Mary he wanted to visit Australia.
Bazen hayatta hayatı olduğu gibi kabul etmek zorundasın.Sometimes in life you have to take the rough with the smooth.
Bir gün Mısırı ziyaret etmek istiyorum.I would like to visit Egypt, one day.
Bir gün Boston'u ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Boston one day.
Tom'un şifresini tahmin etmek kolaydı.Tom's password was easy to guess.
Tom'u ziyaret etmek için istekliydim.I was eager to visit Tom.
O, bir ev inşa etmek amacıyla arazi satın aldı.He bought land for the purpose of building a house.
Ben Filipinler'i ziyaret etmek istiyorum.I want to visit the Philippines.
İşimi terk etmek zorundaydım.I had to leave my job.
Onlar gerçekten bunun gelip geçici bir heves olduğunu kabul etmek istemiyor.They don't want to admit that it's really a passing fad.
Keşke yardım etmek için yapabileceğim bir şey olsa.I wish there were something I could do to help.
Keşke bunu tamir etmek için kolay bir yol olsa.I wish there was an easy way to fix this.
Kim Filipinler'i ziyaret etmek istiyor? Böyle bir tropik cennet!Who wants to visit the Philippines? It is such a tropical paradise!
Ben sadece e-postamı tashih etmek istedim.I just wanted to proofread my e-mail.
Keşke Tom bize yardım etmek için burada olsa.I wish that Tom was here to help us.
Keşke daha fazla insan bize yardım etmek için gönüllü olsa.I wish more people would volunteer to help us.
Önümüzdeki 4 ila 6 hafta, büyük Ebola salgınını kontrol etmekte çok önemlidir.The next four to six weeks are crucial in controlling the massive Ebola outbreak.
Tom ziyaret etmek için uğradığında bunu severdim.I used to love it when Tom came over to visit.
Bana her zaman yardım ettikleri için anneme ve babama teşekkür etmek istiyorum.I want to thank my mom and dad for always helping me.
Mümkün olduğunca uzun süre bunu yapmaya devam etmek istiyorum.I want to keep doing this for as long as possible.
Bize onu yaptırmamıza yardım ettiğin için size teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for helping us get that done.
Bugün buraya geldiğiniz için hepinize teşekkür etmek istiyorum.I want to thank all of you for coming here today.
Bunu yapmama yardım eden herkese teşekkür etmek istiyorum.I want to thank everyone who helped me do this.
Kız torunumun düğününde dans etmek istiyorum.I want to dance at my granddaughter's wedding.
Tom'un suçsuz olduğunu kabul etmek istiyorum.I want to give Tom the benefit of the doubt.
Tom'la ilgilendiğin için sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for taking care of Tom.
Ben herkese destekleri için teşekkür etmek istiyorum.I want to thank everyone for their support.
Yaptığın şey için sana teşekkür etmek istiyorum.I want to thank you for what you've done.