Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Dan öğrencilere yardım etmek için her zaman burada olacak.Dan will always be here to help students.
Yardım etmek istiyorsun, değil mi?You'd like to help, wouldn't you?
Ziyaret etmek için geri geleceksin, değil mi?You'll come back to visit, won't you?
Seni ikna etmek için ne söylemek zorundayım.What do I have to say to persuade you?
Sizi ikna etmek ne kadar sürecek?What's it going to take to persuade you?
Tom bize yardım etmek istemedi.Tom didn't want to help us.
Tom'u ziyaret etmek için Boston'a gitmeyi düşünüyorum.I'm thinking of going to Boston to visit Tom.
Bu muhtemelen Tom ziyaret etmek için iyi bir zaman değil.This is probably not a good time to visit Tom.
Bu, Tom'u ziyaret etmek için iyi bir zaman olabilir.This might be a good time to visit Tom.
Keşke Tom'a yardım etmek için burada olsaydım.I wish I'd been here to help Tom.
Bunu yapmaya devam etmek istediğinizden emin misiniz?Are you sure you want to keep doing this?
Bu konuda bana yardım etmek için yapabileceğin bir şey var mı?Is there anything you can do to help me with that?
Koltukları takas etmek ister misin?Would you like to trade seats?
Bir pizzayı teslim etmek ne kadar sürer?How long does it take to deliver a pizza?
Bana yardım etmek istiyor musun yoksa istemiyor musun?Do you want to help me or not?
Lütfen beni rahatsız etmekten vazgeç.Please quit bothering me.
Onu hayal etmek neredeyse imkansız.It's almost impossible to imagine.
Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey yok mu?Isn't there anything we can do to help?
Tom buraya geldiğinden beri şikayet etmekten başka bir şey yapmadı.Tom has done nothing but complain ever since he got here.
Yardım etmek için bir şey yapamaz mıyız?Can't we do anything to help?
Hâlâ tahliye etmek için zaman var.There's still time to evacuate.
Ölmeden önce Boston'u ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Boston before I die.
Tom gerçekten bize yardım etmek istemedi ama etti.Tom didn't really want to help us, but he did.
Tatlı sipariş etmek ister misin?Would you like to order dessert?
Tom Mary'nin aşçılığı hakkında şikayet etmekten başka bütün hafta bir şey yapmadı.Tom has done nothing all week but complain about Mary's cooking.
İlave etmek istediğin bir şey var mı?Is there anything you'd like to add?
Bu pantolonu iade etmek istiyorum çünkü pantolon bana büyük geldi.I'd like to return these pants because they're too big for me.
Kimseyi rencide etmek istemiyorum artık.I no longer want to offend anyone.
İnsanlar kendi hatalarını fark etmek zorunda.People ought to recognise their own mistakes.
Haset etmek günahtır.To feel envy is a sin.
Şirket politikası, farklı mevkilerdeki meslektaşları arkadaşlık etmekten men ediyor.Company policy precludes fraternization between co-workers.
Sana yardım etmek istedim ama Tom bana etmememi söyledi.I wanted to help you, but Tom told me not to.
Ona dans etmeyi teklif etmekten ve reddedilmekten korkuyorum.I'm afraid of asking her to dance and being turned down.
Tom, Bostonu ziyaret etmek istediğini söyledi.Tom said he'd like to visit Boston.
Tom Boston'un ziyaret etmek için güzel bir yer olduğunu söyledi.Tom said Boston is a nice place to visit.
Bu Hint restoranı sadece vejetaryen yemekleri servis etmektedir.This Indian restaurant only serves vegetarian food.
Tom yardım etmek için gelemeyeceğini söylemek için aradı.Tom called to say he can't come to help.
İnsanlar gerçekten birbirlerinden nefret etmek zorundalar mı?Do people really have to hate one another?
Tom asla para konusunda endişe etmek zorunda kalmayacak.Tom will never have to worry about money.
Artık işi berbat etmek istemiyorum.I don't want to mess up now.
Keşke yardım etmek için daha fazlasını yapabilsem.I wish that I could do more to help.
Tom'un bile veda etmek için bir şansı olmadı.Tom didn't even get a chance to say goodbye.
Oğluna kızımı taciz etmekten vazgeçmesini söyle.Tell your son to quit harassing my daughter.
Yapmanız gereken tek şey ona biraz yardım etmek.All you have to do is give him a little help.
Her zaman Mary ile seyahat etmek istedim.I always wanted to travel with Mary.
Çoğu insan düşüncelerini açıkça sözle ifade etmekten acizdir.Most people are incapable of verbalising their thoughts clearly.
Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?Do you like to travel by yourself?
Onları birbirinden ayırt etmek kolaydır.They are easy to distinguish from each other.
Tom Tayland'a seyahat etmek için biraz izin aldı.Tom took some time off to travel to Thailand.
Mary seyahat etmek için biraz izin aldı.Mary took some time off to travel.
"Can" yetenek ifade etmek için ve "May" izin istemek için doğru kelimedir."Can" is the right word to express ability and "May" to ask for permission.
"Have to" zorunluluk ifade etmek için kullanılır."Have to" is used to express obligation.
Başka sorunlarınız olursa benimle temas etmekten çekinmeyin.Please don't hesitate to contact me if you have any other questions.
Kavga etmek benim tarzım değildir.Fighting isn't my style.
Yazarlar, istatistiksel analizleri için Dr Jackson'a teşekkür etmek istiyorlar.The authors would like to thank Dr. Jackson for his statistical analyses.
Savaşı finanse etmek için tahvil ihraç edilmektedir.In order to finance the war, bonds are issued.
Tom'dan nefret etmek için iyi nedenlerim var.I have good reasons for hating Tom.
Bir sorunla ilgilenmeye doğru ilk adım onun var olduğunu kabul etmektir.The first step towards dealing with a problem is accepting that it exists.
Şimdi sana yardım etmek için zamanım yok.I don't have time to help you now.
Ekim ayında Japonya'yı ziyaret etmek bizim alışkanlığımızdır.It is our custom to visit Japan in October.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod