Onları takip etmek zorundayız.We have to follow them.
Onu takip etmek zorundayız.We have to follow him.
Onu takip etmek zorunda değiliz.We don't have to follow him.
Biz onu takip etmek zorunda değiliz.We don't have to follow her.
Onu takip etmek zorunda değilim.I don't have to follow him.
Onları rahatsız etmek istemiyorum.I don't want to disturb them.
Onu rahatsız etmek istemiyorum.I don't want to disturb him.
Onları rahatsız etmek istemedim.I didn't want to disturb them.
Onu rahatsız etmek istemedim.I didn't want to disturb him.
Onlarla çıkmaya devam etmek ister misin?Do you want to keep dating them?
Onunla çıkmaya devam etmek istiyor musun?Do you want to keep dating him?
Onunla ilişki içinde olmaya devam etmek istiyor musun?Do you want to keep dating her?
Onunla flört etmeye devam etmek istiyor musun?Do you want to keep dating her?
Ben onu ikna etmek zorundaydım.I had to try to convince her.
Onları gelmeleri için ikna etmek zorundayım.I have to convince them to come.
Onu gelmesi için ikna etmek zorundayım.I have to convince him to come.
Gelmesi için onu ikna etmek zorundayım.I have to convince her to come.
Ondan bize yardım etmesini rica etmek zorundayım.I have to ask him to help us.
Tom'u ziyaret etmek için hastaneye gittim ama onu görmeme izin verilmedi.I went to the hospital to visit Tom, but I wasn't allowed to see him.
Tom'u ikna etmek için elimden geleni yaptım.I did the best I could to convince Tom.
Tom'a yardım etmekle ilgileniyoruz.We're interested in helping Tom.
Tom'a yardım etmek benim işim.It's my job to help Tom.
Tom'a yardım etmek istedik.We wanted to help Tom.
Tom'a yardım etmek için geride kaldık.We stayed behind to help Tom.
Tom'a yardım etmek için buradayız.We're here to help Tom.
Sadece Tom'a yardım etmek için buradayız.We're only here to help Tom.
Sanırım Tom'a yardım etmek zorunda kalacaksın.I think you'll have to help Tom.
Tom'a yardım etmek zorunda kalabiliriz.We may have to help Tom.
Tom'a yardım etmek için her şeyi yapardık.We'd do anything to help Tom.
Tom'a yardım etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım.I'll do everything I can to help Tom.
Tom'a yardım etmek için yapabileceğimiz hiç bir şey olmadığını düşünmeye başlıyorum.I'm beginning to think there's nothing we can do to help Tom.
Bunu Tom'a yardım etmek için yapıyoruz.We're doing this to help Tom.
Gerçekten Tom'a yardım etmek istiyoruz.We really do want to help Tom.
Sadece Tom'a yardım etmek istiyoruz.We just want to help Tom.
Tom'a yardım etmek için elimizden geleni yapmaya çalıştık.We tried our best to help Tom.
Tom'a yardım etmek için bir yolunu bulmalıyız.We need to find a way to help Tom.
Tom'a yardım etmek için bir yolunu bulmaya çalışalım.Let's try to find a way to help Tom.
Tom'un aleyhine tanıklık etmek istemiyorum.I don't want to testify against Tom.
Keşke yardım etmek için burada olsaydım.I wish I'd been here to help.
Keşke yardım etmek için orada olsaydım.I wish I'd been there to help.
Tom bana babasını ziyaret etmek için hastaneye gideceğini söyledi.Tom told me he was going to the hospital to visit his father.
Tom'un onu kanıtlamasına yardım etmek istiyoruz.We'd like to help Tom prove it.
Tom Mary'ye yardım etmek için geride kaldı.Tom stayed behind to help Mary.
Tom Mary'ye yardım etmek zorunda kalabilir.Tom may have to help Mary.
Tom Mary'ye yardım etmek zorunda.Tom has to help Mary.
Tom'a yardım etmek zorunda mıyım?Do I have to help Tom?
Tom'a yardım etmek için bir şey yapabilir miyim?Can I do anything to help Tom?
Tom'a yardım etmek için bir şey yapabilir misin?Can you do anything to help Tom?
Neden Tom'a yardım etmek isteyeyim?Why would I want to help Tom?
Gerçekten Tom'a yardım etmek istiyor muyuz?Do we really want to help Tom?
Tom John'u sonuçları tahrif etmekle suçlandı.Tom accused John of falsifying the results.
Sen bugün ülkeyi terk etmek zorundasın.You have to leave the country today.
Geri mücadele etmek zorundayız.We have to fight back.
Seni ikna etmek zorunda değilim.I don't have to convince you.
Başkalarına yardım etmekten hoşlanırım.I like helping others.
Zamanda geriye doğru seyahat etmek mümkün değildir.It's not possible to travel backward in time.
Dans etmek istemiyorum.I don't want to dance.
Tom, Mary'yi ziyaret etmek için Boston'a geldi.Tom came to Boston to visit Mary.
Dan, Southampton'daki bir arkadaşınızı ziyaret etmek için Londra'daki evinden ayrıldı.Dan left his home in London to visit a friend in Southampton.
Sana yardım etmek için burada değilim. Seni durdurmak için buradayım.I'm not here to help you. I'm here to stop you.