Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Şimdi tüm yapabileceğimiz, hayatlarımıza devam etmek.All we can do now is go on with our lives.
Ben kısa bir ara rica etmek istiyorum.I would like to request a short recess.
Hastaları rahatsız etmek istemedim.I didn't want to disturb the patients.
Tom'un çıkarlarına dikkat etmek zorundayım.I have an obligation to look out for Tom's interests.
Tom yenilgiyi kabul etmek üzere değil.Tom isn't about to admit defeat.
Henüz veda etmek istemiyorum.I don't want to say goodbye just yet.
Tom kavga etmekten daha iyisini bilir.Tom knows better than to fight.
Bu gece gelen herhangi biri hakkında endişe etmek zorunda olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we have to worry about anybody showing up tonight.
Bunu kabul etmek zordur.It's hard to accept.
Tom'un kabul etmekten başka seçeneği yok.Tom has no choice but to accept.
Onların ne kadar süreceğini tahmin etmek mümkün değil.There's no telling how long they'll last.
Seni memnun etmek istiyorum.I want to please you.
Sizi yok etmek için burada değiliz.We aren't here to destroy you.
Bugün toplantınızı iptal etmek istedim.I meant to cancel your appointment today.
Tom'un neden Mary'ye telefon etmek istediğini anlıyorum.I understand why Tom would want to phone Mary.
Tom Mary'yi tehdit etmekle terk etti.Tom threatened to leave Mary.
Tom, Mary'ye yardım etmek için orada.Tom is there to help Mary.
Tom Mary'ye yardım etmek için bir şey yapamadı.Tom could do nothing to help Mary.
Tom aç kalma hakkında asla endişe etmek zorunda kalmayacak.Tom will never have to worry about going hungry.
Neden Tom'a yardım etmek için hayatımı riske ediyorum?Why am I risking my life to help Tom?
Geri kalanımız seni ikna etmek için ne yapmak zorunda?What do the rest of us have to do to convince you?
Dua etmek istiyor musun?Do you want to pray?
Tom bana Avustralya'yı ziyaret etmekle ilgilendiğini söyledi.Tom told me he was interested in visiting Australia.
Tom pizza sipariş etmek isteyen tek kişi değil.Tom isn't the only one who wants to order a pizza.
Tom'u ikna etmek zordu.Tom was hard to convince.
Sana yardım etmemi istiyorsan bana yardım etmek zorundasın.If you want me to help you, you've got to help me.
Tom gerçekten seyahat etmek istiyordu.Tom really wanted to travel.
Seyehat etmek istiyorum.I want to travel.
Tom'u ikna etmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to convince Tom.
Tom'a ne olduğu hakkında endişe etmekten vazgeç.Stop worrying about what happened to Tom.
Tom'a yardım etmek zorundaydık.We had to help Tom.
Tom'a yardım etmek için mümkün olan her şeyi yapmak istiyorum.I want to do everything possible to help Tom.
Sanırım Tom'a yardım etmek zorunda kalacağız.I think we'll have to help Tom.
Tom'a yardım etmek için elimden geleni yaptım.I tried my best to help Tom.
Belki Tom'u ziyaret etmek için gelecek hafta Boston'a gitmeliyiz.Perhaps we should go to Boston next week to visit Tom.
Tom baloya Mary'yi davet etmek istedi.Tom wanted to ask Mary to the prom.
Tom John'u ziyaret etmek için Boston'a gitmemizi istiyor.Tom wants us to go to Boston to visit John.
Tom kendini ihbar etmek için tek başına karar verdi.Tom decided on his own to turn himself in.
Tom gerçekten Boston'u hiç terk etmek istemedi.Tom never really wanted to leave Boston.
Tom bana bizi Boston'da ziyaret etmek istediğini söyledi.Tom told me that he would like to visit us in Boston.
Artık bütün yapabileceğimiz Tom'un yapmaya söz verdiği şeyi yapmasını ümit etmektir.All we can do now is hope that Tom does what he's promised to do.
Yardım etmek için söz verdin.You promised to help.
Bana yardım etmek için istekli olacağın söylendi.I was told you'd be willing to help.
Tom yardım etmek için istekli olabilir.Tom might be willing to help.
Tom Mary'nin yardım etmek için muhtemelen istekli olacağını düşündü.Tom thought that Mary would probably be willing to help.
Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey yok gibi görünüyordu.There seemed to be nothing we could do to help.
Yardım etmek için başka ne yapabileceğime bakalım.I'll see what else I can do to help.
Tom annesi daha iyi hissedinceye kadar kasabayı terk etmek istemiyor.Tom won't want to leave town until his mother is feeling better.
Cevabı tahmin etmek gerçekten zor değil.It really isn't hard to guess the answer.
Tom'a itiraf etmek için bir şans vermeliyiz.We should give Tom a chance to confess.
Bize yardım etmek için zamanın olmadığını biliyorum.I know you don't have time to help us.
Tom'un bize yardım etmek için istekli olacağından eminim.I'm sure Tom will be willing to help us.
Tom bize yardım etmek için istekliydi.Tom was willing to help us.
Tom'un bize yardım etmek için gönüllü olacağını umuyorum.I'm hoping that Tom will volunteer to help us.
Tom bize yardım etmek istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to help us.
Bunu tamir etmek imkansız.It's impossible to fix it.
Bize yardım etmek için burada olduğuna memnun oldum.I'm glad you're here to help us out.
Sana yardım etmek için geri geldim.I came back to help you.
Dün bize yardım etmek için neden burada olmadığını bilmek istiyorum.I want to know why you weren't here to help us yesterday.
Endişe etmek enerji kaybıdır.Worrying is a waste of energy.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod