Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'a terk etmek için izin verdin mi?Have you given Tom permission to leave?
Tom kız arkadaşını ziyaret etmek için Avustralya'ya geldi.Tom came to Australia to visit his girlfriend.
Tom bizi yolcu etmek için istasyona geldi.Tom came to the train station to see us off.
Para hakkında endişe etmek zorunda olmamak güzel olurdu.It'd be nice not to have to worry about money.
Endişe etmekten vazgeç, tamam mı?Quit worrying, OK?
Çok endişe etmekten vazgeç.Stop worrying so much.
Tom Boston'a hareket etmek için hiç isteğe sahip değildi.Tom had no desire to move to Boston.
Tom'a yardım etmek için bir şey yapmak zorundayım.We have to do something to help Tom.
Şu anda, yardım etmek için yapabileceğim çok şey yok.Right now, there isn't much I can do to help.
Tom'la devam etmek zor.It's hard to keep up with Tom.
Bu tartışmaya devam etmek için bir neden görmüyorum.I see no reason to continue this discussion.
Seni tekrar rahatsız etmek zorunda olduğum için üzgünüm.I'm sorry to have to bother you again.
Tom terk etmek zorunda kaldı.Tom had to leave.
Dünyayı keşfetmek ve bir maceraya devam etmek istiyorum.I want to explore the world and go on an adventure.
Seni terk etmektense ölmeyi tercih ederim, Tom!I would rather die than leave you, Tom!
Tom bu mesajı teslim etmek için buraya gelmemi istedi.Tom asked me to come here to deliver this message.
Yardım etmek istesem bile sana yardım edemem.I couldn't help you even if I wanted to.
Bütün yaptığın şikayet etmek.All you do is complain.
Nasıl devam etmek istersin?How would you like to proceed?
Tom romantizme çevirmeye çalışarak Mary ile arkadaşlığını riske etmek istemedi.Tom didn't want to risk his friendship with Mary by trying to turn it into a romance.
Tom'a yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey yok mu?Isn't there anything we can do to help Tom?
Daha iyi bir dünya inşa etmek için birlikte çalışmalıyız.We must work together to build a better world.
Onu ikna etmek zorundayım.I must convince her.
Hala Tom'a ne olduğunu merak etmekten kendimi alamıyorum.I still can't help wondering what happened to Tom.
Tom Mary'yi ziyaret etmek için onunla Boston'a gitmemi istiyor.Tom wants me to go to Boston with him to visit Mary.
Tom'u ziyaret etmek için yarın Boston'a gidiyorum.I'm driving to Boston tomorrow to visit Tom.
Yarın gerçekten Boston'u terk etmek istiyor musunuz?Do you really want to leave Boston tomorrow?
Boston gerçekten ziyaret etmek istediğim şehirlerden biri.Boston is one of the cities that I really want to visit.
Toplam gizliliği kabul etmek ve bir gizlilik sözleşmesi imzalamak zorundaydık.We had to agree to total confidentiality and sign a non-disclosure agreement.
Seni ikna etmek için ne yapmalıyım?What must I do to convince you?
Beni değil Tom'u ikna etmek zorundasın.You don't have to convince me. You have to convince Tom.
Onunla ilgili beni ikna etmek zorunda değilsin.You don't have to convince me of that.
Yapmamız gereken Tom ikna etmek.What we have to do is convince Tom.
Seni ikna etmek için ne söylemek zorundayım?What do I have to say to convince you?
Seni ikna etmek için ne söyleyebilirim?What can I say to convince you?
Tom'u burada kalması için ikna etmek zorundayız.We have to convince Tom to stay here.
Tom gerçekten ikna etmek zorunda olduğum kişi.Tom is the one I really have to convince.
İkna etmek zorunda olduğun ben değilim.It's not me you have to convince.
Seni ikna etmek benim işim.It's my job to convince you.
Tom'u garajı temizlememize yardım etmesi için ikna etmek zor olacak.It'll be difficult to convince Tom to help us clean the garage.
Tom'u bizimle gitmesi için ikna etmek zorundayım.I have to convince Tom to go with us.
Tarif etmek zor.It's hard to describe.
Sen de yardım etmek zorundasın.You've got to help, too.
Araba sürmeyi öğrenmeme yardım etmek zorundasın.You've got to help me learn to drive.
Tom'a yardım etmek zorunda kalabilirsin.You may have to help Tom.
Sana yardım etmek için her şeyi yapacağımı biliyorsun.You know I would do anything to help you.
Tom'a yardım etmek zorundasın.You have to help Tom.
Tom neden Mary'ye yardım etmek istemiyor?Why doesn't Tom want to help Mary?
Tom neden Mary'ye yardım etmek istiyor?Why does Tom want to help Mary?
Biz Tom'a yardım etmek zorundayız.We've got to help Tom.
Yardım etmek için geldik.We've come to help.
Tom sana yardım etmekten mutlu olacaktır, eminim.Tom would be happy to help you, I'm sure.
Tom yardım etmek için yapabileceği daha fazla şey olmasını diledi.Tom wished there was more he could do to help.
Tom ona yardım etmek Mary'nin evine gitti.Tom went to Mary's house to help her.
Tom çiftlikte babasına yardım etmek için yeterince güçlü değildi.Tom wasn't strong enough to help his father on the farm.
Tom Mary'ye yardım etmek için istekliydi.Tom was eager to help Mary.
Tom her zaman başkalarına yardım etmek için istekliydi.Tom was always willing to help others.
Tom yardım etmek için ne yapabileceğini bilmeni istiyor.Tom wants you to know what he can do to help.
Tom yardım etmek istiyor ama nasıl yapacağından tam olarak emin değil.Tom wants to help, but isn't exactly sure how.
Tom yardım etmek istedi fakat zamanı yoktu.Tom wanted to help, but he didn't have time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod