Tom yardım etmek için elinden gelen her şeyi yaptı.Tom did all he could to help.
Tom Mary'ye yardım etmek için yapabileceği her şeyi yaptı.Tom did everything he could to help Mary.
Tom yardım etmek için elinden geleni yaptı.Tom did what he could to help.
Mary'yi düşman etmek istemiyordu.Tom didn't want to antagonize Mary.
Tom yardım etmek zorunda hissetti.Tom felt obligated to help.
Tom sonunda Mary'ye çıkma teklif etmek için cesaretini topladı.Tom finally mustered up the courage to ask Mary out.
Tom bize yardım etmek için burada.Tom is here to assist us.
Tom yardım etmek için daha istekli.Tom is more than willing to help.
Tom Mary'nin ayaklarına yardım etmek için elini aşağıya doğru uzattı.Tom reached down to assist Mary to her feet.
Tom Mary'nin bebeğini kurtarmasına yardım etmek istiyordu.Tom wanted to help Mary rescue her baby.
Tom yardım etmek istiyor ama besbelli edemiyor.Tom wants to help, but obviously can't.
Tom huzurevindeki büyükannesini ziyaret etmek için gitti.Tom went to visit his grandmother at the retirement home.
Tom sana yardım etmek için görevlendirilecek.Tom will be assigned to assist you.
Ben mezarlıkları ziyaret etmek istiyorum. Bu normal midir?I like to visit cemeteries. Is that normal?
Seyahat ederken mezarlıkları ziyaret etmek istiyorum.I like to visit cemeteries when I travel.
Tom'a yardım etmek için elimden geleni yapmak istiyorum.I want to do my best to help Tom.
İtiraf etmek o kadar zor değildi, değil mi?That wasn't so hard to admit, was it?
Saygısızlık etmek istemedim.I meant no disrespect.
Beni destekledikleri için arkadaşlarıma ve aileme teşekkür etmek istiyorum.I want to thank my friends and family for supporting me.
Tanrılar sonuna kadar insanlığa rehberlik etmek için yeryüzüne indiler.Gods came down on earth to guide humanity to its end.
Tom, Mary ile sohbet etmek istedi.Tom wanted to speak with Mary.
Mary erkek arkadaşını ziyaret etmek için Amerika'ya geldi.Mary came to America to visit her boyfriend.
Tom sadece Mary'yi mutlu etmek istediğini söylüyor.Tom says that he just wants to make Mary happy.
Ben intihar etmek üzereydim.I was about to commit suicide.
Boston'u tekrar ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Boston again.
Ölmeden önce Boston'u en az bir kez daha ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Boston at least one more time before I die.
Hatalı olduğunu itiraf etmek çok cesaret ister.It takes a lot of courage to admit that you're wrong.
Tom Mary'ye yapacağı herhangi bir şeye yardım etmekle ilgilenmediğini söyledi.Tom told Mary he wasn't interested in helping her do anything.
Tom Mary'ye ona yardım etmek istemediğini söyledi.Tom told Mary he didn't want to help her.
Tom'un bize yardım etmekle ilgilediğini sana ne düşündürüyor?What makes you think that Tom's interested in helping us?
Tom sadece Mary'ye yardım etmekle ilgilendiğini söyledi.Tom said he was just interested in helping Mary.
Sen benim mallarını gasp etmek hiçbir yasal hakka sahip değilsin.You have no legal right to seize my property.
Bostonlu arkadaşın bu öğleden sonra ziyaret etmek için uğradı.Your friend from Boston dropped by to visit this afternoon.
Boston'u birlikte ziyaret etmek eğlenceli olmaz mı?Wouldn't it be fun to visit Boston together?
Tom'un yardım etmek için Boston'a gittiği kişi kim?Who's the person Tom went to Boston to help?
Tom Boston'daki kız kardeşini ziyaret etmek için gitti.Tom went to visit his sister in Boston.
Tom amcasını ziyaret etmek için Boston'a gitti.Tom went to Boston to visit his uncle.
Tom yardım etmek için Mary'nin evine gitti.Tom went over to Mary's house to help.
Tom yardım etmek için buraya geldi.Tom came here to help.
Tom dün öğleden sonra geç saatlerde ziyaret etmek için uğradı.Tom came by to visit late yesterday afternoon.
Yardım etmek için gönüllü olman harika.It's great that you've volunteered to help.
Tom'u ziyaret etmek için Boston'a gidiyorum.I'm going to Boston to visit Tom.
Tom'u ziyaret etmek için gelecek hafta Boston'a gidiyorum.I'm going to Boston next week to visit Tom.
Boston'u ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Boston.
Birgün Boston'u ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Boston someday.
Boston'da ziyaret etmek istediğim bir sürü arkadaşım var.I have a lot of friends I want to visit in Boston.
Geçen yıl Boston'u ziyaret etmek istemiştim.I had intended to visit Boston last year.
Boston ziyaret etmek istediğim yerlerin listesinde.Boston is on my list of places that I'd like to visit.
Ben sadece seni çok mutlu etmek hissediyorum!I just want to make you so happy!
Sadece seni mutlu etmek istiyorum.I just want to make you happy.
Sadece seni mutlu etmek istedim.I just wanted to make you happy.
Artık Tom bile bana hakaret etmek için canını sıkmıyor.Tom doesn't even bother to insult me anymore.
Tom'u idare etmek zor.Tom is hard to handle.
Tom kalmakta ve partiden sonra temizlik yapmamıza yardım etmekte ısrar etti.Tom insisted on staying and helping us clean up after the party.
Tom Mary'nin yardım etmek için istekli olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary wasn't willing to help.
Seni mutlu etmek için doğdum.I was born to make you happy.
Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?Why is it easier to park the car backwards than forwards?
İnsanların söylemek istemediği şeyleri tercüme etmek faydasızdır.It's useless to translate things that people don't want to say.
Tom yardım etmek için yapabileceği bir şey olmadığını fark etti.Tom realized there was nothing he could do to help.
Tom bir içme sorunu olduğunu itiraf etmek istemedi.Tom didn't want to admit he had a drinking problem.