Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Seni akşam yemeğine davet etmek istiyorum.I want to invite you to dinner.
O, polise para teklif etmek nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı.He was jailed for offering money to the police.
Tom'un söylediklerine dikkat etmek zorunda değilsiniz.You don't have to pay attention to what Tom says.
Tom Mary'nin bulaşıkları yıkamasına yardım etmek için gönüllü oldu.Tom volunteered to help Mary wash the dishes.
O bize yardım etmek niyetinde mi?Does he intend to help us?
O tanıklık etmek için Cezayir'den bütün yolu seyahat etti.She traveled all the way from Algeria to testify.
Bütün yapabileceğimiz ümit etmektir.All we can do is hope.
Sana yardım etmek için başka birini bulamaz mısın?Can't you get somebody else to help you?
Yardım etmek için yapabileceğimiz bir şey var mı?Is there something we can do to help?
Yardım etmek için yapabileceğin bir şey yok mu?Isn't there something you can do to help?
Yardım etmek için zaman ayırdığınız için teşekkürler.Thanks for taking the time to help.
Kaybolan zamanı telafi etmek için acele ediyorduk.We were hurrying in order to make up for the wasted time.
Tekerleği yeniden icat etmek zorunda değilsiniz.You don't have to re-invent the wheel.
Bu dünyada insan gibi davranmaya devam etmek zordur.In this world, it's difficult to go on behaving like a human being.
Önerilerinizi kabul etmekten başka seçeneğim yok.I have no choice but to accept your proposals.
Bütün yapabileceğiniz Tom için dua etmek.Praying for Tom is all you can do.
Tom'un kabul etmekten başka hiç bir seçeneği olmayacak.Tom will have no choice but to agree.
Yardım etmek için ne yapabiliriz?What can we do to help?
Soruyu başka bir şekilde ifade etmek ister misin?Would you like to rephrase the question?
Sadece sizinle böyle sohbet etmek güzel.It's nice to just chat with you like this.
Los Angeles, ziyaret etmek istediğim yerlerden biridir.Los Angeles is one of the places I want to visit.
Sevgilimi ziyaret etmek için Almanya'ya gidiyorum.I'm going to Germany to visit my boyfriend.
Arkadaşlarına yardım etmek istedi.She wanted to help her friends.
O ,dostlarına yardım etmek istedi.She wanted to help his friends.
Arabasını tamir etmek için Tom'dan ne kadar para aldın?How much did you charge Tom to fix his car?
Ben metro ile seyahat etmekten nefret ederim.I hate travelling by subway.
Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?Would you have some time on Monday to come over and help me move my piano?
Davetimi kabul ettiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.I would like to thank you for accepting my invitation.
Görürsün, onu memnun etmek zordur.You'll see, it's hard to please her.
Konuşma ile devam etmek istiyorsan biraz daha düşük konuşsan iyi olur.If you want to go on with the conversation, you'd better speak a bit lower.
Fakat kim seninle dans etmek isteyecekti.But who would want to dance with you?
Bir orijinali sahteden ayırt etmek zordur.It's difficult to tell an original from a fake.
Çocuklarımın hepsi ebeveynlerimi ziyaret etmek için Boston'a gitti.All of my kids went to Boston to visit my parents.
Bize yardım etmek için mi buradasın?Are you here to help us?
Hem Tom hem de Mary John'u hastanede ziyaret etmek istedi.Both Tom and Mary wanted to visit John in the hospital.
Yardım etmek için bir şey yapabilir miyim?Can I do anything to help?
Hayattaki amacımın seni mutlu etmek olduğuna inanıyorum.I believe my purpose in life is to make you happy.
Tom'a yardım etmek için bir şey yapmam gerekiyor gibi hissediyorum.I feel like I need to do something to help Tom.
Tom'dan yardım isteme konusunda biraz tereddütlü olduğumu kabul etmek zorundayım.I have to admit I'm a little hesitant about asking Tom for help.
Tom'un uğramak için ve piyanoyu taşımamıza yardım etmek için zamanı olacağını umuyordum.I was hoping Tom would have time to come over and help us move the piano.
Bize yardım etmek için zamanının olabilip olamayacağını merak ediyordum.I was wondering if you might have time to help us.
Bu öğleden sonra sana yardım etmek için zamanım olmayacak.I won't have time to help you this afternoon.
Tom yardım etmek istemiyorsa etmek zorunda değil.If Tom doesn't want to help, he doesn't have to.
Tom'un çok parası olsa bunun hakkında endişe etmek zorunda kalmaz.If Tom had a lot of money, he wouldn't have to worry about this.
Benim için düşünceleri sözcükler aracılığıyla ifade etmek zordur.It's hard for me to express ideas through words.
Devam etmek zorundayız.We have to go on.
Muhtemelen yarın Tom'a yardım etmek zorunda kalacağız.We'll probably have to help Tom tomorrow.
Sana yardım etmek için buradayız.We're here to assist you.
Size yardım etmek için buradayız.We're here to help you.
Yardım etmek için buralarda hiçbir şey yapmıyorsun.You never do anything around here to help.
Bize eşlik etmek için buyurun.You're welcome to accompany us.
Tom Mary'ye yardım etmek her zaman için elinden geleni yaptı.Tom always did his best to help Mary.
Tom bana yardım etmek için her zaman elinden geleni yaptı.Tom always did his best to help me.
Tom Mary'yi mutlu etmek için her zaman elinden geleni yapar.Tom always does his best to make Mary happy.
Tom ve ben Mary'ye yardım etmek için elimizden geleni yaptık.Tom and I did our best to help Mary.
Tom ve Mary birbirleriyle flört etmekten vazgeçtiler.Tom and Mary decided to quit dating each other.
Tom ve Mary Avustralya gezilerini iptal etmek zorunda kaldılar.Tom and Mary had to cancel their trip to Australia.
Tom bana yardım etmek için istekli olup olmayacağımı sordu.Tom asked me if I would be willing to help.
Tom yoksullara yardım etmek için hayatını adadı.Tom dedicated his life to helping the poor.
Tom Mary'ye yardım etmek için elinden gelen her şeyi yaptı.Tom did all he could to help Mary.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod