Ana içeriğe geç
Sözlük

etmek ile cümle

etmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Onunla sohbet etmek güzeldi.It was nice to converse with her.
Onun cesaretini takdir etmekten başka bir şey yapamazsın.You can't do anything other than admire his courage.
Muiriel'in, yenilgisini kabul etmekten başka seçeneği yoktu.Muiriel had no other choice but to accept her defeat.
Bu sınavda başarısız olursan, kursu tekrar etmek zorunda kalacaksın.If you flunk this exam, you'll have to repeat the course.
Gelecek hafta arkadaşımı ziyaret etmek istiyorum.I want to visit my friend next week.
Onlar hızlı hareket etmek zorunda kalacaktı.They would have to move fast.
Dövüşmeye devam etmek istediler.They wanted to continue to fight.
Onu kontrol etmek için bir şirket kurdular.They formed a company to control it.
Gemiyi inşa etmek için yerel ahşap kullandılar.They used local wood to build the ships.
Doktorlar onu tedavi etmek için ellerinden gelen her şeyi yaptı.Doctors did everything they could to cure him.
Birçok akarsu üzerinde köprü inşa etmek zorundaydılar.They had to build bridges over the many streams.
O onların her siyah adam serbest kalana kadar mücadele etmek istediklerini söyledi.He said they wanted to fight until every black man was free.
O onu yok etmek istedi.He wanted to destroy it.
O, seyahat etmekten hoşlanmadı.He did not like to travel.
Bir dönem daha hizmet etmek istemiyordu.He did not want to serve another term.
Gezisine gizlice devam etmek zorunda kaldı.He had to continue his trip in secret.
Güney'in protesto etmek için iyi bir nedeni olduğunu söyledi.He said the South had good reason to protest.
Andrew Johnson hayatını kurtarmak için evini terk etmek zorunda kaldı.Andrew Johnson had to flee his home to save his life.
Güneylilerin yeniden inşa etmek için hiç parası yoktu.The south had no money to rebuild.
Hiç kimse dans etmekten başka bir şey yapmadı.No one did anything but dance.
Hiç kimse bu adamlara hakaret etmek istemedi.No one wanted to insult these men.
Protesto etmek için istifa etmeye karar verdi.Conkling decided to resign in protest.
Diğer koloniler yardım etmek için asker göndermeye başladı.The other colonies began sending troops to help.
Hakim Scopes'i yasayı ihlal etmekle suçlu buldu.The judge found Scopes guilty of breaking the law.
Doğum günün için sana bir bisiklet armağan etmek istiyorum.I want to give you a bicycle for your birthday.
Konuşabileceğin dilleri kontrol etmek kolay değil.It's not easy to control the languages that you can speak!
Onu ikna etmek kolay olmadı.It was not easy to convince him.
İşçi sendikaları hükümeti genel grevle tehdit etmekteydi.The labor unions had been threatening the government with a general strike.
Cennette hizmet etmektense, Cehennemde saltanat sürmek daha iyidir.Better to reign in Hell, than serve in Heaven.
Ben, Machu Picchu harabelerini ziyaret etmek isterim.I want to visit the ruins of Machu Picchu.
Portekiz ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bu ilişki bugün de devam etmektedir.This relationship between Portugal and the United States is still maintained today.
Bugün bile onun teorisi neredeyse inkar edilemez olarak kalmaya devam etmektedir.Even today, his theory remains practically irrefutable.
Onun hayali Paris'i ziyaret etmektir.Her dream is to visit Paris.
Bana yardım etmek istiyorsun.You want to help me.
Ofisteki en iyi arkadaşı onu ziyaret etmek için geldi.His best friend in the office came to visit him.
O, eden senin gibi bir avantacıya yardım etmek için zahmete girerdi?Why would she go out of her way to help a deadbeat like you?
O, onu ikna etmek için elinden geleni yaptı.She did her best to persuade him.
O, evi temizlemeye yardım etmek için hazırdı.She was ready to help him with cleaning the house.
Onu yolcu etmek için havaalanına gitti.She went to the airport to see him off.
O, gelecek Yaz ziyaret etmek için gelemeyeceğini söylemek için ona yazdı.She wrote to him to tell him that she couldn't come to visit next summer.
Paris'i terk etmek istiyorum.I want to leave Paris.
Seni muayene etmek zorundayım.I have to examine you.
Yardım etmek için buradayım.I'm here to help.
Tüm akşamı birlikte dans etmek için harcadık.We spent all evening dancing together.
Ben eğitime devam etmek için karar verdim.I've decided to continue studying.
Dırdır etmekten vazgeç.Stop kvetching!
Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.We had to leave for America on short notice.
Belçika'da Flaman halkı bir gün bağımsızlığını ilan etmek istiyor.In Belgium, Flemish people want to declare their independence someday.
Hayatta bir şey elde etmek istiyorsanız, akıntıya karşı yüzmelisiniz.If you want to get something in life, you should go against the flow.
Onların kültür değerleri, otorite konumundaki kişilere itaat etmektir.Their culture values obedience to those in positions of authority.
Atina harabelerini ziyaret etmek istiyorum.I want to visit the ruins of Athens.
Bizi ziyaret etmek için gelişine ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.I can't tell you how happy I am that you've come to visit us.
Sözleşmenin ne dediğini kontrol etmek ve görmek zorundayım.I have to check and see what the contract says.
Birinin bana yardım etmek için istekli olacağının oldukça olası olmayacağını biliyorum.I know that it is highly unlikely that anyone would be willing to help me.
Yarınki toplantıyı iptal etmek istiyorum.I'd like to cancel tomorrow's meeting.
Tüm sıkı çalışman için sana teşekkür etmek istiyorum.I'd like to thank you for all your hard work.
Ben ölmeden önce Angkor Wat'ı ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit Angkor Wat before I die.
Zamanım olursa ziyaret etmek için gelmek isterim.I'd love to come and visit if I had the time.
Gelmek ve ziyaret etmek istiyorum.I'd love to come and visit.
Her zaman Boston'u ziyaret etmek istedim.I've always wanted to visit Boston.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod