Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.Nu mă așteptam să fie puţină muzică înainte.
Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.Saya tidak tahu sebelumnya akan ada musik.
Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.Tôi cũng chưa biết bản nhạc sẽ như thế nào.
Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.Не осъзнавах, че щеше да има малко музика преди това.
Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.Я не знав, що спершу звучатиме музичний уривок.
Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.לא ידעתי שעומדת להיות מוסיקה לפני,
Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.لم أدرك أنه سيكون هناك القليل من الموسيقى قبل.
Konuşma öncesinde biraz müzik olacağını fark etmedim.では成り行きにまかせることにします
Neden devam etmedim? Örneğin, nedenلماذا لم استمر؟ لماذا لم استمر واقول، حسناً
Niyetim belli olmasın diye, sessiz kaldım. Tek bir kelime etmedim.Mit meinem Vorhaben im Hinterkopf blieb ich ruhig und sagte kein Wort.
Onu davet etmedim. Ne işi var burada?Magát meg sem hívtam, mit keres itt?
Onu davet etmedim. Ne işi var burada?Δεν σε κάλεσα , γιατί είσαι εδώ....
Onu davet etmedim. Ne işi var burada?انا لم اتصل بك لماذا جئت؟
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Der har aldrig været en tid da han ikke kunne have fået væk. Han havde ikke lyst til.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.El nu mă urăsc urmărire pentru el ... nu mai mult decât l-am urât pentru că au încercat să mă taxa.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Koskaan ei ole ollut aikaa kun hän ei saanut pois. Hän ei halunnut. Hän innostui metsästys minua.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Nem utál engem A követés neki ... többet, mint gyűlöltem őt hogy megpróbálta vádolni.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Nigdy nie było czasu gdy nie mógł zdobyć od hotelu. On nie chciał. On zainteresował się polowanie mnie.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Nikdy nebol čas Keď ho nemohli sa dostali preč. On nechcel. Ten sa začal zaujímať o lov mne.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Ni me sovražijo zanj zalezovanje ... nič bolj, kot sem ga sovražil za poskušali me polnjenje.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Tidak pernah ada waktu ketika ia tidak bisa lolos. Dia tidak mau. Dia tertarik pada saya berburu.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Vůbec mě nenáviděl mě za to, že ho lovím, a já mu neměl za zlé, že chtěl útočit na mě..
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Там никогда не было времени когда он не мог бы обойтись. Он не хотел. Он увлекся охотой меня.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Там ніколи не було часу коли він не міг би обійтися. Він не хотів. Він захопився полюванням мене.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.Той не ме мразят го дебне ... повече, отколкото аз го мразеше за да се опитват да ме зарежда.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.لم يكن هناك قط وقتا عندما لا يمكن انه قد حصلت بعيدا. وقال انه لا يريد. حصل لي المهتمين في الصيد.
Peşine düştüğüm için benden nefret etmiyordu... ...ben de bana saldırmayı denediği için ondan nefret etmedim.彼はしたくなかった。 彼は私を狩猟に興味を持った。 彼は私を憎むしませんでした 彼をストーカーのための...
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Felkeltem reggel, és egy szót sem szóltam.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Ich stand morgens auf und sagte kein einziges Wort.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Ik stond 's morgens op en zei geen woord.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Jag steg upp på morgonen utan att säga ett ord.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Je me suis levé et je n'ai pas dit un mot.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.아침에 일어나서 한 마디도 하지 않았습니다.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Levantei-me de manhã e não disse uma palavra.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.M-am trezit dimineața și nu am spus o vorbă.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Me levanté por la mañana y no dije ni una palabra.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Mi svegliai la mattina e non dissi una parola.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Ráno jsem vstal a neřekl ani slovo.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Ráno som vstal a nepovedal som ani slovo.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Sáng sớm thức dậy tôi đã không nói 1 lời nào.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Wstałem rano i nie powiedziałem ani słowa.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Станах сутринта и не казах и дума.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.Я проснулся и не сказал ни слова.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.קמתי בבוקר ולא אמרתי מילה.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.نهضت عند الصباح و لم أهمس ببنت شفة.
Sabah uyandım ve bir kelime bile etmedim.それはすごく感動的な体験だったと言わねばなりません
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimIch habe nicht die Haut meines geliebten Fisches erwähnt,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimIk heb de huid van mijn geliefde vis nog niet vermeld,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimJag nämnde aldrig skinnet på min älskade fisk,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimJe n'ai pas parlé de la peau de mon poisson bien-aimé,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimJeště jsem se nezmínil o kůži mé milované ryby,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedim아까 제가 그 사랑스런 생선의 살결에 대해선 말씀 안 드렸죠.
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimNem is említettem a kedves halam bőrét,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimNie wspomniałem jeszcze o skórce mojej ryby.
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimNo mencioné la piel de mi amado pescado,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimNon vi ho parlato della pelle del mio amato pesce
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimNu am menţionat pielea peştelui meu iubit,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimSaya tidak menyinggung kulit ikan kesayangan saya,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedimTôi chưa nhắc đến da của em cá yêu của tôi,
Sevgili balığımın lezzetli derisinden söz etmedim ve balık derisini de sevmem.Não falei na pele do meu bem-amado peixe, que era deliciosa e eu não gosto de pele de peixe.