Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Parce que toutes les femmes n'ont pas eu les mêmes droits que moi.
Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Porque nem todas as mulheres receberam os direitos que eu tenho.
Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Porque no todas las mujeres han recibido los mismos derechos que yo.
Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Pretože nie všetky ženy majú také isté práva ako mám ja.
Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Protože ne všechny ženy mají stejná práva jako mám já.
Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Γιατί δεν έχουν λάβει όλες οι γυναίκες τα δικαιώματα που έχω εγώ.
Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Аж ніяк не всім жінкам пощастило так, як мені.
Çünkü bütün kadınlar, benim elde ettiğim hakları elde etmediler.Отнюдь не всем женщинам повезло так же, как мне.
Devlete yardým ettiler, mecbur kalmadýkça bize etmediler. Ve durdurmaya çalýţmadýlar.MITはコメント依頼を繰り返し拒否してきたが、
Devlete yardým ettiler, mecbur kalmadýkça bize etmediler. Ve durdurmaya çalýţmadýlar.Tak nějak--pomáhali vládě, nám by nepomohli, dokud by nemuseli a nikdy se nepokusili to zastavit.
Devlete yardým ettiler, mecbur kalmadýkça bize etmediler.ساعدوا الحكومة ولم يساعدونا
Emme teorisini kabul etmediler.De troede ikke på det.
Emme teorisini kabul etmediler.Dom köpte det inte.
Emme teorisini kabul etmediler.Eles não acreditavam naquilo.
Emme teorisini kabul etmediler.Họ đã không tin vào thuyết đó.
Emme teorisini kabul etmediler.Ils n'y ont pas cru.
Emme teorisini kabul etmediler. Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Non se la bevvero, e decisero, essendo Masters e Johnson, di andare a fondo.
Emme teorisini kabul etmediler. Masters ve Johnson olarak bu işin aslını bulmaya karar verdiler.Teoria ich nie przekonała i postanowili dokopać się prawdy. i postanowili dokopać się prawdy.
Emme teorisini kabul etmediler.Mereka tidak mempercayainya.
Emme teorisini kabul etmediler.N-au crezut teoria.
Emme teorisini kabul etmediler.Nebrali to.
Emme teorisini kabul etmediler.Nem vették be.
Emme teorisini kabul etmediler.Neuznávali ju.
Emme teorisini kabul etmediler.Sie haben nicht daran geglaubt.
Emme teorisini kabul etmediler.Ze geloofden het niet.
Emme teorisini kabul etmediler.Δεν το πίστευαν.
Emme teorisini kabul etmediler.Не му се връзвали.
Emme teorisini kabul etmediler.Они во всасывание не верили.
Emme teorisini kabul etmediler.הם לא "קנו" את זה.
Emme teorisini kabul etmediler.فلم يصدقوها
Emme teorisini kabul etmediler.で マスターズとジョンソンの名にかけて
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.A ačkoli tak mnohá znamení činil před nimi, však jsou neuvěřili v něho,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.A choć tak wiele cudów uczynił przed nimi, przecię nie uwierzyli weó,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.A hoci učinil tak mnoho divov pred nimi, neverili v neho,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.E embora tivesse operado tantos sinais diante deles, não criam nele;
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.És noha õ ennyi jelt tett vala elõttük, mégsem hivének õ benne:
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.In dasi je toliko čudežev storil vpričo njih, niso verovali vanj,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Ja vaikka hän oli tehnyt niin monta tunnustekoa heidän nähtensä, eivät he uskoneet häneen,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.이렇게 많은 표적을 저희 앞에서 행하셨으나 저를 믿지 아니하니
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Măcar că făsese atîtea semne înaintea lor, tot nu credeau în El,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Malgré tant de miracles qu`il avait faits en leur présence, ils ne croyaient pas en lui,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Men enda han hadde gjort så mange tegn for deres øine, trodde de ikke på ham,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Men endskønt han havde gjort så mange Tegn for deres Øjne, troede de dog ikke på ham,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Men fastän han hade gjort så många tecken inför dem, trodde de icke på honom.
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Pero a pesar de haber hecho tantas señales delante de ellos, no creían en él
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Sebbene avesse compiuto tanti segni davanti a loro, non credevano in lui
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Vả , dẫu Ngài đã làm bấy_nhiêu phép lạ trước mặt chúng , họ cũng không tin Ngài ,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Vả, dẫu Ngài đã làm bấy nhiêu phép lạ trước mặt chúng, họ cũng không tin Ngài,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Walaupun sudah banyak keajaiban yang dibuat Yesus di depan mereka, mereka tidak percaya kepada-Nya
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Αλλ' ενω εκαμε τοσα θαυματα εμπροσθεν αυτων, δεν επιστευον εις αυτον
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Столько чудес сотворил Он пред ними, и они не веровали в Него,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.Хоч стільки ознак зробив перед ними, не увірували в Него,
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.רבים האתות אשר עשה לעיניהם ובכל זאת לא האמינו בו׃
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.ومع انه كان قد صنع امامهم آيات هذا عددها لم يؤمنوا به.
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.耶 穌 說 了 這 話 、 就 離 開 他 們 、 隱 藏 了 。 他 雖 然 在 他 們 面 前 行 了 許 多 神 蹟 、 他 們 還 是 不 信 他
Gözleri önünde bunca doğaüstü belirti gerçekleştirdiği halde Ona iman etmediler.耶穌說 了 這話 、 就 離開 他 們 、 隱 藏 了 。 他 雖然 在 他 們 面前 行了 許多 神蹟 、 他 們還 是 不 信 他
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.A rouhali se Bohu nebeskému pro bolesti své a pro vředy své, avšak nečinili pokání z skutků svých.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.a rúhali sa Bohu neba od svojich bolestí a od svojich vredov, ale neučinili pokánia zo svojich skutkov.
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.bestemmiarono il Dio del cielo a causa dei dolori e delle piaghe, invece di pentirsi delle loro azioni
Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısına küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.És káromlák a menny Istenét az õ kínjaik és fekélyeik miatt; és meg nem térének az õ cselekedeteikbõl.