Ukrayna sürgünde el koyduğu toprakları sürgün edilen vatandaşlara iade etmedi.Ωστόσο δεν έκανε κάποια κίνηση επιστροφής στην Αίγυπτο των χαμένων εδαφών.
New Regency, 20th Century Fox ile ek yatırım için yakın temas kurdu fakat şirket kabul etmedi.Συναντήθηκε με τον Σταν Λι και είπε την ιδέα του στην 20th Century Fox, αλλά δεν την κατάλαβαν.
Cobain; “Bunu o zaman itiraf etmedim.Καραϊσκάκης: "Δεν το αρνούμαι.
Halk onu Doçe olarak kabul etmedi.Το κοινό δεν τον πρόσεξε.
Safevî beyleri Osmanlı'ya biat etmedi.Δεν είχεν ευκαμψίαν οσφύος.
Ancak Osmanlılar Romanya'yı hiçbir zaman tamamıyla ilhak etmediler.Οι Ρωμαίοι ποτέ δεν κατάφεραν να υποτάξουν ολοκληρωτικά τη Βασκονία.
Hitler bu planı kabul etmedi.Η πρόταση δεν έγινε δεκτή από τον Χίτλερ.
"Bazı komutanlar bunu yapmayı tercih etti, bazılarıysa etmedi.Κάποιοι θα την υποστηρίξουν, κάποιοι άλλοι όχι.
Ancak Divan bu ilanın uluslararası hukuku ihlal etmediğini tespit etti.Το Δικαστήριο έκρινε ότι η διακήρυξη δεν παραβίαζε το διεθνές δίκαιο.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.Έστω και χωρίς την απαιτούμενη αναγνώριση.
Ama hesap etmediği bir şey vardır.Υπάρχει ένα σύνολο το οποίο δεν έχει στοιχεία.
Fakat bunu İngilizler kabul etmedi.Οι βρετανοί όμως δεν το λαμβάνανε υπόψιν.
Tom'u davet etmedim.Δεν προσκάλεσα τον Τομ.
Gassendi Paris dâhil Avrupa’nın çoğunu görünür olmadığını fark etmedi.Gassendi indså ikke, at den var synlig fra størstedelen af Europa, heriblandt Paris.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.Dette indså tyskerne aldrig.
Filozof olan Colline girer ve rehincinin bazı kitaplarını rehine almayı kabul etmediği için şikayete başlar.Filosoffen Colline kommer ind rystende af kulde og brokker sig over ikke at kunne pantsætte nogle bøger.
Bunun yanında Taliban ve El-Kaide de pes etmedi.Taliban og Al-Qaeda havde dog ikke opgivet kampen.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Selv om Suezkrisen svækkede den britiske styrke i Mellemøsten, brød den ikke sammen.
Ama Valide Sultan onun tavsiyesini kabul etmedi.Desværre tog Kongen ikke imod det gode råd.
Ama ikisi de bu şeyden söz etmediği zaman, birbirlerinin aksini söylemesi mümkün olmaz.Da de er ens vil vi indtil videre ikke skelne mellem de to.
Diğer Hristiyanlar ise bu zulmü yeterince protesto etmedi.De irske protestanter kunne ikke gøre meget modstand mod denne udvikling.
Final'e devam etmedi.Han gik ikke videre til finalen.
Hiç kimse bunun gibi bir makine icat etmedi.Så vidt vides har ingen dog bygget et sådant våben.
"Protez memeyi hiç dert etmedim".Ingen spørgsmål om læbemimen her."
Amerika Birleşik Devletleri oylamaya katılmadı ancak kararı veto da etmedi.Polen fremførte forslaget til det sidste, men ville dog ikke nedlægge veto i spørgsmålet.
Lefter saldıranların hepsini tanıdığı halde kimseyi ihbar etmedi, şikâyetçi de olmadı.Og der er jo heller ikke nogen børn, som har anmeldt mig eller har klaget.
Görgü tanıkları denize dökülen bahriyelilere Rusların merhamet etmediğini söylüyorlardı.Og der blev holdt skarpt øje med de russiske servitricer, der serverede for søfolkene.
Onları terk etmedin.Han tog ikke afgang.
Örnek: UFO'ların dünyayı ziyaret etmediği yolunda hiçbir delil yoktur.Eksperter: Det er ligegyldigt, at verden løber tør for olie.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Han brokkede sig over, at han ikke blev brugt ordentligt.
Al-Bakri yaşamının tamamını Cordoba'da geçirdi ve yazdığı yerlere hiç seyahat etmedi.Al-Bakri bodde hele sitt liv i Spania, bodde i Cordoba, og reiste aldri til de stedene han skrev om.
Sorguya çekildi ve hiçbir şeyi itiraf etmedi ve herhangi birisini de ele vermedi.Under avhør innrømmet han ingenting og forrådte heller ikke noen.
Bunun yanında Taliban ve El-Kaide de pes etmedi.Men Taliban og al-Qaida hadde ikke gitt opp kampen.
"Protez memeyi hiç dert etmedim".«Sørger ikke over smelteverket».
Katolik kilisesi ayrılmayı kabul etmedi.Den katolske kirken ble forbudt.
Lütem, notayı kabul etmedi.Rommel ignorerte ordren.
"Zafer zafer değildir, yenilen düşman yenilgiyi kabul etmedikçe".«Seieren er seierrik om den som er overvunnet ikke betrakter seg som det.»
Onları terk etmedin.De lot seg ikke stoppe.
Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eşini ne de işitme engellileri göz ardı etmedi.Så langt kjent omtalte hun heller aldri sine krigsopplevelser overfor familiemedlemmer eller venner.
Devlet güçleri olaya müdahale etmediler.I denne konkurransen skulle offentlige myndigheter ikke blande seg.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.3 torpedoer ble avfyrt, men ingen av dem traff.
Final'e devam etmedi.Gikk ikke videre til finalen.
Bu salgının Büyük Londra Yangını'ndan sonra bir daha hiç tekerrür etmediği söylenir..Wabah ini tidak muncul lagi di London setelah kebakaran.
Bilinmeyen nedenlerle, Priscus Avarları takip etmedi ve Comentiolus'a yardım etmedi.Untuk alasan yang masih belum diketahui, Priskos tidak mengejar Avar dan membantu Komentiolos.
6 Aralık 2012 - Google, Google Apps'in ücretsiz sürümünün artık yeni kullanıcı kabul etmediğini duyurdu.6 Desember 2012 - Google mengumumkan bahwa Google Apps versi gratis tidak lagi tersedia bagi pelanggan baru.
Fakat sen de edebe riâyet etmedigin için, ömrün hüzün ile geçecek,” dedi.Engkau tidak bercela di dalam tingkah lakumu sejak dari penciptaanmu sampai terdapat kecurangan padamu".
Bu liste, İtalya ve Sirenayka'yı dahil etmediği için tam değildir.Penyebutan ini sama sekali tidak lengkap, karena Italia dan Kirene tidak diikutsertakan.
Anna, Vladimir ile evlenmeyi arzu etmedi, düğününe giderken derin strese girdi.Anna tidak ingin menikahi Vladimir dan menunjukkan penderitaannya saat akan menikah.
"Bazı komutanlar bunu yapmayı tercih etti, bazılarıysa etmedi.Sebagian panglima besar memutuskan untuk membuatnya, dan ada yang enggan berbuat demikian.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Krisis Suez memang menyebabkan kekuatan Inggris di Timur Tengah melemah, namun imperiumnya tidak runtuh.
Ancak Divan bu ilanın uluslararası hukuku ihlal etmediğini tespit etti.Mahkamah ini memutuskan bahwa pernyataan kemerdekaan tersebut tidak melanggar hukum internasional.
Babası annesi ile hiç evlenmedi, hatta 16 yaşına kadar çocuğu olduğunu bile kabul etmedi.Ia tidak lagi tertarik dengan istrinya, padahal ia sudah melahirkan 16 anak untuknya.
Kabul etmedim.Aku tidak menyangkalnya.
Fakat bu dergi de eseri kabul etmedi.Meskipun begitu, majalah ini tetap dilarang terbit.
Üniversite yetkilileri ise bu olaya müdahale etmedi.Peraturan Akademi saat ini melarang hal ini terjadi.
Fakat bu görevi kabul etmedi.Tidak mudah baginya untuk menerima tugas ini.
İsildur Tek Yüzük'ü yok etmedi ve Tek Yüzük ona ihanet ederek onun ölümüne yol açtı.Loki juga mengambil cincin tersebut meskipun mengandung kutukan kematian bagi siapa yang mengenakannya.
Savonarolo bu daveti kabul etmedi.Siprianus tidak setuju dengan perpisahan ini.
Ayrıca "Grev, avukatlara haksız yere saldırılmasını kabul etmediğimiz hakkında açık bir mesaj taşıyor.Perusahaan kemudian mengeluarkan pernyataan bahwa "tidak ada bukti pelanggaran hukum".
Poe onunla tanıştırılmayı kabul etmedi.Tyler dengan enggan setuju untuk menemuinya.