Şehir halkından 800 kişi müslüman olmayı kabul etmedikleri için idam edildi.Zamordowali 800 mieszkańców, którzy nie chcieli przejść na islam.
Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler.Pomysł zarzucono bo nie były przydatne.
Ama Haçlılar bu şartları kabul etmediler.Grecy nie przystali na te warunki.
Hiçbir konuda kavga etmediğimiz için aramızda bir problem yoktu.Między przyjaciółkami nie doszło do konfliktu.
Torpidolar arızalı idi, hiçbiri isabet etmedi.Torpeda poszła zbyt głęboko i nie trafiła.
Filozof olan Colline girer ve rehincinin bazı kitaplarını rehine almayı kabul etmediği için şikayete başlar.Colline, filozof, wchodzi cały trzęsący się i niezadowolony z niemożliwości oddania pod zastaw kilku książek.
Ancak Melikşah onunda görüşmeyi kabul etmedi.Jednak Krogulec nie chciał się z nimi widzieć.
Kartaca bu gayet sert koşulları kabul etmedi.Alfons nie przystał na tak surowe warunki.
Borçlu borcunu ifâ etmediği takdirde alacaklı mahkemeye ya da icrâya başvurabilir.Wniosek o ogłoszenie upadłości może zgłosić dłużnik lub każdy z jego wierzycieli.
Fakat bu görevi kabul etmedi.Funkcji tej nie objął.
Fakat şehre varmasının ardından okula hiçbir zaman devam etmedi.Nie wiadomo również, czy po rzuceniu studiów mieszkał stale w tym mieście.
Fakat bunu İngilizler kabul etmedi.Tego warunku Anglicy nie mogli przyjąć .
Ama Ptolemaios bunu kabul etmedi.Fantaghiro nie zamierza do tego dopuścić.
Ancak, Capoue transfer olmayı kabul etmedi.Rooney nie przyznawał się jednak do zdrady.
Fakat Paul'un evlilik teklifini kabul etmedi.Jej ojciec odrzucił ofertę ślubu.
Ancak, Muhammed bu istekleri kabul etmedi.Muhammad niechętnie wysłuchał rozkazów.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.Nie otrzymano na to jednak zgody Niemców.
Seydi Baba da, "Geldim ama beni huzuruna kabul etmedi" diye söylemiş.Jak powiedział: „Bóg dał mi pieniądze”, tak też nie zamierzał nikogo za to przepraszać.
Sorguya çekildi ve hiçbir şeyi itiraf etmedi ve herhangi birisini de ele vermedi.Bita i maltretowana w śledztwie, nie wydała nikogo i do niczego się nie przyznała.
Ama ikisi de bu şeyden söz etmediği zaman, birbirlerinin aksini söylemesi mümkün olmaz.Kiedy oboje budzą się rano nie są pewni, czy nie robili razem czegoś więcej.
Buna da, sırf Federasyon zor durumda kalmasın diye itiraz etmedik.Spowodował m.in. brak powstania Federacji.
Gamba Osaka gençlik ekibine katıldı fakat kulüp onu kendi gençlik takımına teşvik etmedi.Zouaghi jest wychowankiem klubu Olympique Béja, ale występował tam jedynie w drużynach młodzieżowych.
Fakat bunu sana kim söyledi? / Düğününe beni davet etmedi.Co w takim razie zaniosłeś żonie? - zapytał jeden z nich.
29 Ağustos 2001 günü davanın ilk duruşmasında sanıklar suçlamaları kabul etmedi.Pierwszego dnia procesu, 11 stycznia 2001, nie przyznawała się do winy.
Jake Gyllenhaal'a Hardy'nin yerine Rick Flag rolü için teklif götürüldü fakat kabul etmedi.Jake Gyllenhaal fick då erbjudandet att ersätta Hardy som Flag, men tackade nej till rollen.
Fakat Watson babasını kabul etmedi.Endast Watson själv röstade emot.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Han avslöjade inte lagren, guldklimparna av information, fragmenten av sanning och fantasi.
Kimsenin onu fark etmediğini düşünmektedir.Ingen tycks lägga märke till henne.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.Något som skottarna aldrig kunde acceptera.
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.Jag tror att det var ganska tydligt att de lyssnar inte.
Ama Ptolemaios bunu kabul etmedi.Detta var vad Ptolemaios tillämpade.
Fakat şehre varmasının ardından okula hiçbir zaman devam etmedi.Efter detta sjukhusbesök återvände han aldrig till skolan.
1917'den sonra Glière hiç Batı'yı ziyaret etmedi, diğer bazı Sovyet bestecilerinden farklı olarak.Efter revolutionen 1917 besökte Glière, till skillnad från många andra kända ryska kompositörer, aldrig väst.
Liseden sonra eğitimine devam etmedi.Jag fortsatte aldrig på gymnasiet.
Achaea Ligi'nin önemi uzun zaman devam etmedi.Förhållandet med Lira varade inte länge.
Black Sabbath olma fikri ne olursa olsun bana hitap etmedi.Låtarna skriva av Black Sabbath, om inget annat anges.
Bu talepleri 16. Louis kabul etmedi.16 avstår från att rösta.
Fakat bunu sana kim söyledi? / Düğününe beni davet etmedi.Jag gjorde det på egen hand. Jag vill inte säga vem som gav mig revolvern.
Ama arlarında ikisinin de tahmin etmediği farklı bir bağ ortaya çıkar.De båda återvänder dock till något annat än de hade hoppats på.
Bu nedenle şirket İlk 5 yıl boyunca kar elde etmedi.Snö har inte fallit på toppen de senaste 100 åren.
Ancak bunu kabul etmediler.De accepterade fortfarande inte.
Ama biz de kesinlikle itiraz etmedik.Det gick dock inte utan motstånd.
Jolie bu dönemde babasıyla eskisi kadar kavga etmedi.Phoebe har vid detta tillfälle inte träffat sin far sedan hon var riktigt liten.
Ulusal seçimler periyot zamanda belirlendi ve iptal edildi; ülkenin gündemini hiçbir zaman işgal etmedi.Presidentval skulle hållas 1997 men sköts upp och har hittills aldrig hållits.
Hala kendisinin intihar mı edip etmediği, yoksa Almanlar tarafından suikasta maruz kaldığı tartışılmaktadır.Det är oklart om han dog av naturliga skäl eller mördades av sin far.
Fransız devleti bu şartı kabul etmedi.Fransmännen accepterade inte detta.
İskoçlar savaşın ardından bağımsızlıklarını ilan ettiyseler de İngilizler bunu kabul etmediler.Dessutom måste dessa länder förklara Storbritannien krig om inte britterna går med på avtalet.
Ancak Divan bu ilanın uluslararası hukuku ihlal etmediğini tespit etti.Domstolen fann att de inte brutit mot Italiensk lag.
Fransız devleti bu şartı kabul etmedi.Французький уряд не погодився на ці умови.
Katmanları, bilgi külçelerini, gerçek ve fantazinin kırıntılarını ifşa etmedi.Він не розкривав шарів, самородків інформації, фрагментів істини та уяви.
"Bazı komutanlar bunu yapmayı tercih etti, bazılarıysa etmedi.Деяким це подобалось, а деяким - ні.
Hiçbir konuda kavga etmediğimiz için aramızda bir problem yoktu.З боку Ради заперечень не було.
Sorguya çekildi ve hiçbir şeyi itiraf etmedi ve herhangi birisini de ele vermedi.Винним він себе не визнав і нікого не обмовив.
Öğrenciler bunu gizli tuttular ve o günlerde hiç kimseye gördüklerinden söz etmediler.Власники зберігають таємницю, тому зараз ніхто не знає, як вони виглядали.
Savonarolo bu daveti kabul etmedi.Та Густав не пішов на цю авантюру.
Devlet işlerine meşgul ve o eceli geldiğini fark etmedi.Він виходив на поле і не знав, що має робити.
Pelagius yine bunu kabul etmedi.Однак Кирило жодного разу не погодився.
Ancak, Almanlar bunları asla kabul etmediler.Німці не чекали цього.
Bu projeler dışında insani yardım projeleri SCI içinde daha fazla önem arz etmedi.Окрім цих двох проектів, гуманітарна допомога ніколи не мала жодного подальшого значення в SCI.
Pek çoğu Ekim başlarına kadar kabul etmedi.”Більшість з них здавалися до кінця березня.