etme ile cümle
etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O kavga etmek için yanlış adamı seçti.He chose the wrong man to pick a fight with.
Sadece Takeuchi daveti kabul etmedi.Only Takeuchi didn't accept the invitation.
Kesinlikle onu davet etmelisin.You should definitely ask him out.
Sabahları ve akşamları hava soğur, bu yüzden nasıl giyineceğime dikkat etmek istiyorum.It gets cold in the mornings and evenings, so I want to take care how I dress.
Başkan çalışanları kendi inisiyatifiyle hareket etmeye teşvik etti.The president urged employees to act on their initiative.
O benimle sohbet etmektense Tatoeba'daki cümleleri tercüme etmeyi tercih ediyor.She would sooner translate sentences on Tatoeba than chat with me.
Fiyatlar düştüğünde hâlâ kâr elde etmek mümkündür.It is still possible to make a profit when prices are falling.
Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.You should pay more attention to your own safety.
Bill, ne olursa olsun ona itaat etmesi gerektiğini söylemedi.Bill did not say that she should obey him no matter what.
Bill ona ne olursa olsun ona itaat etmesi gerektiğini söylemedi.Bill did not say that she should obey him no matter what.
Onu tamir etmeliyim.I must fix it.
Dans etmektense şarkı söylemeyi tercih ederim.I would rather sing than dance.
O seyahat etmek istedi.She wanted to travel.
O seyahat etmeyi sever ve ben de.He likes traveling and so do I.
Asla pes etmeyeceksin, değil mi?You're never going to give in, are you?
Sorun arabamızı nereye park etmemiz gerektiğidir.The question is where should we park our car.
Seni terk etmek zorundayım.I have to leave you.
Benim doğum günümde kimse beni ziyaret etmez.Nobody would visit me on my birthday.
Seyahat etmenin en hızlı yolu uçakladır.The fastest way to travel is by plane.
Bu fabrika CD çalarlar imal etmektedir.This factory manufactures CD players.
O, kötü bir şey yapsa bile, onu asla kabul etmeyecektir.Even if he does something bad, he'll never admit it.
İnsanlar birbirlerinin evlerini kontrol etmeyi severler.People love to check out each other's houses.
Bugün ona telefon etmeyi unuttum.I forgot to telephone him today.
Bize yardım etmesi için ona güvenebiliriz.We can depend on her to help us.
Arabayı tamir etmek çok paraya maloldu.It cost a lot of money to repair the car.
O, onun nasıl giyindiğine fazla dikkat etmez.She doesn't pay much attention to how she dresses.
O, nasıl giyindiğine pek dikkat etmez.She doesn't care how she dresses.
Bir çocuk olmasına rağmen, annesine yardım etmek için çok çalıştı.Even though he was a child, he worked hard to help his mother.
Derinden minnettar olduğu için, teşekkürlerini ifade etmeye çalıştı.Being deeply thankful, he tried to express his thanks.
Onun derhal terk etmesini istedim.I asked him to leave at once.
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisin.Life is like riding a bicycle. To keep your balance you must keep moving.
Tanrı olmasa onu icat etmek zorunda kalırız.If God did not exist, we'd have to invent him.
O seyahat etmeyi sever.He loves taking trips.
Ödünç aldığın şeyi iade etmelisin.You should return what you borrow.
Ona yardım etmem gerektiğini hissettim.I felt that I should help her.
Geçen Pazar onu ziyaret etmeye niyetlendim.I had intended to call on her last Sunday.
Sanırım ona yardım etmek için tüm çabalarım sadece benim zaman kaybım olacak.I think all my efforts to help her will just be a waste of my time.
Doktor onu muayene etmeye başladı.The doctor started to examine her.
Sanırım bir İngiliz için gerçek bir Amerikan aksanını taklit etmek zordur.I think it's very difficult for an Englishman to imitate a real American accent.
Sanırım onun planını kabul etmeliyiz.I think we should adopt his plan.
Onun söylediğinin doğru olup olmadığını görmek için kontrol etmeyi planlıyorum.I plan to check to see if what he said was true or not.
O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.That old man had been making homemade whiskey for fifty years.
O yaşlı adam elli yıldır kaçak içki imal etmekteydi.That old man had been making moonshine for fifty years.
Onun başarısız olma nedeni işini ihmal etmesinden dolayı idi.The reason he failed was because he neglected his work.
Onun gururu böyle hakaretlere tahammül etmesine izin vermedi.His pride wouldn't allow him to tolerate such insults.
Acele etmek hataların yapılmasına yol açar.Hurrying leads to mistakes being made.
Onlara yardım etmeyi planlıyor musunuz?Are you planning to help them?
Chicago için rehberlik etmek istiyorum.I want a guide to Chicago.
Eğer dikkat etmezsen yakında suya düşeceksin.If you don't watch out, you'll soon fall in the water.
Sanırım onu ikna etmeye çalışmanın bir faydası yok.I think there is no point in trying to persuade him.
Onu seyahati iptal etmeye ikna etmek zor oldu.It was difficult to persuade him to cancel the trip.
Bu geziyi iptal etmesi için onu ikna etmek zordur.It was hard to persuade him to cancel the trip.
Onu yolculuğu iptal etmesi için ikna etmek zordu.It was difficult to convince him to cancel the trip.
Onun yolculuğu iptal etmesini ikna etmeye çalışarak zor bir zaman geçirdim.I had a hard time trying to persuade him to cancel the trip.
Ona itaat etmekten başka bir şey yapamıyorum.I can't do anything but obey him.
Acele edin! Etmezseniz, geç kalırız.Hurry up! If you don't, we'll be late.
İtaat etmekten başka bir seçenek yoktu.There was no option but to obey.
Rüyamda, Putin Hu Jintao'ya,"Kırgızistan'a yardım etmeliyiz" dedi."We need to help Kyrgyzstan," said Putin to Hu Jintao... in my dream.
Her şeyden önce, konukseverliğin için sana teşekkür etmek istiyorum.First of all, I would like to thank you for your hospitality.
Ben sana yardım etmekten mutlu olurdum.I'd be happy to help you.