etme ile cümle
etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yarın seni ziyaret etmem için uygun.Tomorrow is convenient for me to call on you.
Havanın yarın nasıl olacağını tahmin etmek zor.It's hard to predict what the weather will be like tomorrow.
Yarın sabah bu mektubu postalamayı ihmal etme.Remember to mail this letter tomorrow morning.
Lütfen yarın sabah altıda beni uyandırmayı ihmal etme.Please remember to wake me up at six tomorrow morning.
Yarın akşam bizi görmek için uğramayı ihmal etme.Be sure to drop in to see us tomorrow evening.
Yarın doktoru ziyaret etmeliyim.I must pay a visit to the doctor tomorrow.
Lütfen bana yarın raporu teslim etmemi hatırlat.Please remind me to turn in the paper tomorrow.
Yarın Tom'la telefonda temas kuracağım ve bize yardım etmesini rica edeceğim.I'll get in touch with Tom by telephone tomorrow and ask him to give us a hand.
Lütfen yarın ona telefon etmemi hatırlat.Please remind me to phone him tomorrow.
Kör bir adama yardım etmek bir nezaket eylemidir.Helping a blind man is an act of kindness.
Kör bir insanla alay etmek acımasızcadır.It is cruel to mock a blind man.
Sorun onun gelecek ay bizi ziyaret edip etmeyeceğidir.The question is whether he will come to visit us next month.
Sorun ebeveynlerimin kabul edip etmeyecekleridir.The problem is whether my parents will agree or not.
Canım kırlarda dans etmek istiyor.I feel like dancing in the fields.
Siz onu randevu ile ziyaret etmelisiniz.You should visit him by appointment.
Biz, randevusuz başkalarını ziyaret etmekten kaçınmalıyız.We must avoid calling on others without an appointment.
Belirlenen zamanda buraya gelmeyi ihmal etme.Do not fail to come here by the appointed time.
Bazıları arkadaşlarını karşılamak için geldiler ve diğerleri onlarınkini yolcu etmek için.Some have come to meet their friends and others to see theirs off.
Arkadaşımı yolcu etmek için şu an havaalanındayım.I have just been to the airport to see my friend off.
Bir arkadaşımı yolcu etmek için istasyondayım.I have been to the station to see a friend off.
Arkadaşımı yolcu etmek için gittim.I have been to see my friend off.
Arkadaşımı yolcu etmek için havaalanına gittim.I have been to the airport to see my friend off.
Arkadaşımı yolcu etmek için istasyona gittim.I went to the station to see my friend off.
Şimdi akşam yemeği zamanı, ve uçuş görevlileri akşam yemeğini servis etmeye başlarlar.It is now dinner time, and flight attendants begin to serve dinner.
Benim uçuşumu yeniden teyit etmek istiyorum.I'd like to reconfirm my flight.
Şüpheli sonunda itiraf etmeye başladı.The suspect began to confess at last.
Dans etmek ister misiniz?Would you like to dance?
Dans etmeye gidelim mi?Let's go dancing, shall we?
Gelmeden önce niçin telefon etmedin?Why didn't you phone before coming?
Lütfen önümüzdeki hafta babamı ziyaret etmeyi unutma.Please remember to see my father next week.
Gelecek hafta Avrupa'ya hareket etmeyi planlıyorum.I'm planning to leave for Europe next week.
Gelecek yıl neler olabileceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling what may happen next year.
Kâr elde etmek için mücadele eden komisyoncular her zaman kitabına göre oynamıyorlar.Brokers struggling to make a profit don't always play by the book.
Yapabildiğim bütün şey ayakta durmaya devam etmekti.It was all I could do to keep standing.
Bir akarsu geçerken atları asla takas etme.Never swap horses while crossing a stream.
Seyahat etmekten hoşlanır mısınız.Do you like to travel?
Seyahat edersem, hava yoluyla seyahat etmeyi tercih ederim.When I travel, I prefer to travel by air.
Seyahat etmek eğlencelidir.It's fun to travel.
Hiçbir şey seyahat etmekten hoş değildir.Nothing is more pleasant than traveling.
Turistler şafaktan önce şehri terk etmek zorunda kaldı.The tourists had to leave the town before dawn.
Seyahat etmenin en iyi yolu nedir?Which is the best way to travel?
Anne babam planımı kabul etmediler.My parents didn't disagree with my plan.
İyiyi kötüden ayırt etmek kolaydır.It is easy to distinguish good from evil.
O müşteri şikâyet etmek için tekrar geri geldi.That customer came back to complain again.
Tren grevi beni hiç rahatsız etmedi.The train strike didn't bother me at all.
Trenin beş dakika içinde hareket etmesi bekleniyor.The train is supposed to leave in five minutes.
İşçiler daha yüksek ücret talep etmek için birleşti.The workers united to demand higher wages.
Yaşlandığımda rahat etmek istiyorum.I want to live comfortably when I become old.
Yerini yaşlı adama teklif etmesi, onun nazik bir davranışıydı.It was civil of him to offer his seat to the old man.
Yaşlı bir adamla alay etmek yanlıştır.It is wrong to make fun of an old man.
Sen rüşveti kabul ettin mi, etmedin mi?Did you or did you not accept the bribe?
Sürücüye müdahale etme.Don't be a backseat driver.
Kolumu ısıran sivrisineği fark etmedim.I was not aware of a mosquito biting my arm.
Yabancı pirinç sert ve tatsızdır ve de Japon damak tadına hitap etmez.Foreign rice is hard and tasteless, and doesn't appeal to the Japanese palate.
Diğer insanların senin çekindiğini fark etmelerine izin vermemelisin.You mustn't let the other person notice that you flinched.
Çocuklar ebeveynlerine itaat etmeliler.Children should obey their parents.
Biri sana yardım etmek için zahmete katlandığında bir teşekkür notu yazın.Write a thank-you note when someone goes out of his or her way to help you.
Bir defa şikayet etmeye başladığında asla durmaz.Once the complaining starts, it never ends.
Beni görmezden gelmeye cüret etmelisin.You must have some nerve to ignore _me_.
Yardım etmek istedim ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I wanted to help, but there was nothing I could do.