etme ile cümle

etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bize yardım etmekle çok kibar davrandı.He was so kind as to help us.
Beni doğum günü partisine davet etmesi çok kibarcaydı.He was very kind to invite me to his birthday party.
Çalışmalarımda bana yardım etme nezaketini gösterdi.He was kind enough to help me with my studies.
O, memnun etmek için isteklidir.He is eager to please.
O ödünç aldığı kitabı hâlâ kütüphaneye iade etmedi.He still hasn't returned the book he borrowed from the library.
O, hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his life to helping the poor.
Korkarım o suçunu asla itiraf etmeyecek.I'm afraid he will never admit his guilt.
Maalesef suçunu asla kabul etmeyecek.I'm afraid he will never admit his guilt.
O, öğretmenin söylediklerine fazla dikkat etmez.He never pays much attention to what his teacher says.
O itiraz etmeye çalıştı.He tried to appeal.
O öldükten sonra oğullarının birbirlerine yardım etmelerini söyledi.He told his sons to help each other after his death.
Başkalarının duygularına dikkat etmez.He pays no attention to others' feelings.
O, kasıtlı olarak bir çatışmayı provoke etmeye devam etti.He deliberately kept on provoking a confrontation.
Okuldan mezun olmak için devam etmeyecek.He won't go on to graduate school.
Kanuna aykırı park etmekten, ona 5.000 yen ceza verdiler.They fined him 5,000 yen for illegal parking.
Sabahtan akşama kadar şikayet etmekten başka bir şey yapmaz.He does nothing but complain from morning till night.
O ani hastalığı nedeniyle yurt dışına seyahat etmekten vazgeçti.He gave up traveling abroad because of his sudden illness.
Şehri asla tekrar ziyaret etmeyecek.He will never visit the town again.
Pazar günü çiftliği ziyaret etmeye niyet ediyor.He intends to visit the farm on Sunday.
O çiftlikte babasına yardım etmek için yeterince güçlüydü.He was strong enough to help his father on the farm.
O, onun masumiyeti ile ilgili onları boşuna ikna etmeye çalıştı.He tried in vain to convince them of his innocence.
O onların kararına kendini teslim etmek zorunda kaldı.He had to submit himself to their decision.
Onların davetini kabul etmedi.He did not accept their invitation.
O onlara yardım etmeyecek, ben de etmeyeceğim.He will not help them, nor will I.
O, onun ne söylediğine hiç dikkat etmedi.He paid no attention to what she said.
Onu fark etmeden hızla geçti.He ran past without noticing her.
Onun isteğinden hiç söz etmedi.He made no mention of her request.
O, onu teselli etmeye çalıştı, ama o ağlamaya devam etti.He tried to comfort her, but she kept crying.
Ona yardım etmesi gerekiyor mu?Does he need to help her?
Ona yardım etmek için elinden geleni yaptı.He did his best to help her.
O, onu ikna etmeye çalıştı.He tried to persuade her.
O, hava yoluyla yurtdışına seyahat etmekten hoşlanıyor.He likes travelling abroad by air.
Hava yoluyla seyahat etmeyi sevmez.He doesn't like traveling by air.
Uçakla seyahat etmeye itiraz etti.He objected to traveling by plane.
Fakirdir, ama asla şikâyet etmez.He is poor, but he never complains.
O, babasına yardım etmedi.He didn't help his father.
O, babasını memnun etmeyi zor buldu.He found it difficult to please his father.
O, yenilgiyi kabul etmedi.He didn't acknowledge defeat.
Kıyafetlerine dikkat etmez.He is careless about his clothes.
Ona her şeyi oldukları gibi kabul etmek öğretildi.He's been taught to accept things as they are.
Hokkaido'ya hareket etmeyi bir sonraki aya erteledi.He postponed leaving for Hokkaido until next month.
O, beni yolcu etmek için Nikko'dan bütün yolu geldi.He came all the way from Nikko to see me off.
Hırsızlara yardım etmesi için baskı yapıldı.He was coerced into helping the thieves.
O yarın mutfakta annesine yardım etmek zorunda olacak.He will have to help his mother in the kitchen tomorrow.
O rezil olmak istemediği için ona yardım etme önerimi reddetti.Because he didn't want to lose face, he refused my offer to help him.
O, arkadaşını yolcu etmek için istasyona gitti.He went to the station to see his friend off.
O enerjilerini arkadaşına yardım etmeye yoğunlaştırdı.He concentrated his energies on helping his friend.
O varlıklıdır, bu yüzden para hakkında endişe etmez.He is well off, so he doesn't worry about money.
O akşam yemeğinden önce çalışmayı ihmal etmez.He makes a point of studying before supper.
O sadece gelmedi fakat aynı zamanda bana yardım etmeyi önerdi.Not only did he come but he also offered to help me.
O, bana yardım etme zahmetinde bulunmadı.He spared no pains to help me.
Biz dua etmek için diz çöktük.We knelt down to pray.
O, sonunda istifa etmek zorunda bırakıldı.He was finally forced to resign.
Ne zaman geleceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when they will come.
Onlarla birlikte gitmek istiyorsan acele etmelisin.You have to hurry if you want to go with them.
Onlar ikinci bir fabrika inşa etmek için yeterli sermayeye sahip.They have enough capital to build a second factory.
Onların işleri fareler ve sıçanları yok etmektir.Their job is to exterminate rats and mice.
Ben onlara yardım etmek zorunda kalacağım.I will have to help them.
Ebeveynlerine her zaman itaat etmezler.They don't always obey their parents.
Onların planımızı kabul etmeleri muhtemel.They are likely to agree to our plan.

İlgili Sayfalar