etme ile cümle
etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sadece ,sana yardım etmekten çok hoşnut olacak.He will be only too glad to help you.
O bana yardım etmeye hazır.He is prepared to help me.
O, başkalarına yardım etmeye istekliydi.He was willing to help others.
Onu memnun etmek zordur.He is hard to please.
Onu memnun etmek zordu.He was hard to please.
O, görevini ihmal etmekle suçlandı.He was blamed for neglect of duty.
Planı kabul etmek aptalcaydı.He was foolish to agree to the plan.
Kaybedilen zamanı telafi etmeye çalıştı.He tried to make up for lost time.
O, deneyim eksikliğini telafi etmek için çok çalıştı.He worked hard to make up for his lack of experience.
O, suçunu asla itiraf etmeyecektir.He will never admit his fault.
O hiçbir şekilde yenilgiyi kabul etmeyecektir.He will on no account accept defeat.
O, trafik sinyalinin üzerindeki küçük kamerayı fark etmedi.He didn't notice the small video camera above the traffic signal.
Bir şey hakkında şikayet etmeden ağzını asla açmaz.He never opens his mouth without complaining about something.
İtiraf etmeyi başardı.He did not fail to confess.
Bu ay henüz raporu teslim etmedi.He hasn't yet turned in the report this month.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.He was always ready to help people in trouble.
Onu rahatsız etmemek için dikkatli olmalısın.You should be careful not to bother him.
Karısını memnun etmek için elinden geleni yaptı.He bent over backward to please his wife.
Karısını memnun etmek için her türlü çabayı gösterdi.He bent over backward to please his wife.
O, karısını mutlu etmeye çalıştı ama boşuna.He endeavored to make his wife happy, but in vain.
Onun serveti onu mutlu etmedi.His wealth has not made him happy.
O geçen sene Napoli'yi ziyaret etmeyi planlamıştı.He intended to have visited Naples last year.
Çocuklarına dikkat etmez.He does not take care of his children.
O,çocukken,annesine yardım etmek için sıkı çalıştı.Child as he was, he worked hard to help his mother.
Çocuğunu mutlu etmek için çok çalıştı.He worked hard to make his child happy.
Bizi ona haksızlık etmekle suçladı.He accused us of wronging him.
Birbirimize yardım etmemiz gerektiğini sık sık söyler.He often tells us we must help one another.
Derhal terk etmemizi istedi.He demanded that we leave at once.
Onun aile ilişkilerimize müdahele etme hakkı yok.He has no right to interfere in our family affairs.
O bizi her ziyaret etmesinde bize küçük bir hediye getirdi.He brought us a small gift each time he called on us.
Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez.He never sees me without complaining about his wife.
Bana veda etmeden gitti.He went out without saying goodbye to me.
O, partiye kadar ona eşlik etmemi önerdi.He suggested that I accompany him to the party.
Onun planına itiraz etmememi rica etti.He begged me not to object to his plan.
Bana yardım etmeyi önerdi.He offered to help me.
O ona yardım etmemi rica etti.He asked me to help him.
O bana telefon etmeye devam ediyor ve ben gerçekten onunla konuşmak istemiyorum.He keeps on phoning me, and I really don't want to talk to him.
Nasihatime dikkat etmedi.He paid no attention to my advice.
Teklifimi kabul etmedi.He didn't agree to my proposal.
O, benim özrümü kabul etmedi.He did not accept my apologies.
Bana yardım etmek için buraya geldi.He came here to help me.
O sadece bana yardım etmeyi reddetmedi fakat aynı zamanda beni azarladı.Not only did he refuse to help me, but also he scolded me.
O, diğerlerine yardım etmek için çok şey yapıyor.He does much to help others.
Arada bir bizi ziyaret etmeye gelir.He comes to visit us every now and then.
O zaman zaman iş gezilerinin dışında çok seyahat etmez.He doesn't travel much apart from occasional business trips.
O, hayatını Hindistan'daki hastaları tedavi etmeye adamak istiyor.He intends to devote his life to curing the sick in India.
O, ona yardım etmek için gönüllü oldu.He volunteered to help her.
Kendi hatasını fark etmedi.He has not realized his own mistake.
İşini şikâyet etmekten başka bir şey yapmadı.He did nothing but complain about his job.
O tüm hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his whole life to helping poor people.
O kendi adına hareket etmektedir.He is acting on his own behalf.
O, kayıp zamanı telafi etmek için acele etti.He hurried on to make up for lost time.
Başbakan olarak istifa etmek zorunda kaldı.He was forced to resign as prime minister.
Daveti kabul etmek için çok isteksiz.He is very reluctant to accept the invitation.
O, tanıklık etmek için çağrıldı.He was called to give evidence.
Durumu fark etmek onun biraz zamanını aldı.It took him a while to realize the situation.
O yatmaya gitmeden önce on şınav yapmayı ihmal etmez.He makes a point of doing ten push-ups before going to bed.
O evini finanse etmek için bankadan ödünç para aldı.He borrowed money from the bank to finance his home.
Teklifi kabul etmenin akıllıca olduğunu düşünüyordu.He deemed it wise to accept the offer.
O, beni davet etmek için yeterince nazikti.He was kind enough to invite me.