Basur memelerinde ağrı kesici, tedavi edici etkiye sahiptir.En la piel produce quemaduras muy dolorosas de difícil curación.
Bunlara ek olarak nano teknoloji temiz enerji üretimi üzerinde potansiyel olarak mükemmel bir etkiye sahiptir.In più, la nanotecnologia potrebbe potenzialmente avere un grande impatto sulla produzione di energia pulita.
Hastalığın gelişimi konusunda bir etkiye sahip olup olmadıkları kesin değildir.Non è chiaro se essi influenzino la progressione della malattia.
Hoparlörlerin odaya yerleştirilmesi, ses deneyimi üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.La posizione dei diffusori nella stanza ha influenza sulla riproduzione del suono.
Açıkça görülüyor ki, Marie Antoinette, kocası üzerinde pek bir politik etkiye sahip değildi.Non è noto se Karin avesse mai avuto influenza politica presso il marito.
Şair Guillaume Apollinaire, Sürrealizm´de önemli bir etkiye sahipti.L'amicizia con Guillaume Apollinaire ebbe un'influenza considerevole sulla sua produzione.
Hikâye, jenerasyonun ahlaki normları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.Il ragionamento si dilunga sulle qualità morali dell'uomo.
Muhtemelen diğer Mesobuthus 'lar gibi bir etkiye sahiptir.Una sorte analoga toccò alle altre città mesopotamiche.
Ama bu çok az etkiye sahip olduğu ortaya çıktı.Si è previsto, comunque, che l'effetto risulta minuscolo.
Değişmiş parçacıklar Galilean aylarının yüzey özellikleri üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir.Заряженные частицы оказывают значимое влияния на поверхностные характеристики Галилеевых лун.
Hızlı ve güçlü bir bakterisid etkiye yol açar.Оказывает сильное и быстро наступающее бактерицидное действие.
James Clerk Maxwell, bu etkiye 1861 yılında ‘On Physical Lines of Force’ adlı kağıdında dikkat çekti.Джеймс Клерк Максвелл обратил внимание на этот факт в своей работе О физических силовых линиях в 1861 году.
Bu etkiye Purkine Kayması denir.Этот эффект называется маскировкой.
Bu etkiye inhibisyon (veya engelleme) denir.Такое толкование является неверным.
Bu etkiye kriptografide "çığ etkisi" adı verilir.На фотографии виден эффект, получивший название «слёзы вина».
Neptün, hemen ardından gelen Kuiper kuşağı üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.Нептун оказывает большое влияние на весьма отдалённый от него пояс Койпера.
Hastalığın gelişimi konusunda bir etkiye sahip olup olmadıkları kesin değildir.ومن غير الواضح ما إذا كان له تأثير على تقدم المرض.
Daha önceki denizaltı faaliyetleri, daha çok deneme niteliğinde ve psikolojik etkiye yönelen girişimlerdi.كانت محاوله التوجه نحو العمليات البحريه السابقه لها قابليه وتأثير نفسي أكبر.
Değişmiş parçacıklar Galilean aylarının yüzey özellikleri üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir.للجزيئات المشحونة تأثير كبير علي خصائص سطح أقمار غاليليو.
Ancak, ölçülen yoğunlukları etkiye neden olamayacak kadar küçüktür.هذا لا يعني أن الأطفال ثقيلي الوزن أقل مدعاة للقلق.
Bu olay Avrupa’nın ekonomisi, kültürü ve dininde büyük etkiye sahiptir.كان للقوط تأثير قوي في تاريخ أوروبا السياسي والثقافي والديني.
Bu etkiye Purkine Kayması denir.هذا الأمر يدعوها لأن تصفعه...
Bu etkiye verilecek en basit örnek tek eksenli eşyönsüz maddelerde görülür.يعني هذا أن الحدث الفريد من نوعه يحدث فقط في حالة صحة المعادلة أعلاه.
Setina Muharebesi, savaşın sonucu üzerinde hiçbir etkiye sahip değildir.A batalha de Setina não teve efeito sobre o resultado da guerra.
Yıldızlar birbirleri üzerinde büyük bir etkiye sahip değildirler ve esasen ayrı ayrı gelişirler.As estrelas não possuem muita influência uma na outra, e essencialmente evoluem separadamente.
Beyoncé, Michael Jackson'ın kendisi üzerindeki en büyük müzikal etkiye sahip olduğunu belirtmektedir.Beyoncé nomeia Michael Jackson como sua maior influência musical.
Hastalığın gelişimi konusunda bir etkiye sahip olup olmadıkları kesin değildir.Não é claro se afetam a progressão da doença.
Bu etkiye içeri doğru dönme (İng. inspiral) denir ve pulsarın sinyalinde gözlenebilir.Esse efeito é chamado de inspiral, e pode ser observado nos sinais do pulsar.
James Clerk Maxwell, bu etkiye 1861 yılında ‘On Physical Lines of Force’ adlı kağıdında dikkat çekti.James Clerk Maxwell chamou atenção para esse fato em On Physical Lines of Force de 1861.
Yine otomatik pilota sahip uçuş araçlarında bu etkiye rastlanmaz.Eles não podem acessar a cabine do piloto, isso que estou ouvindo.
James Clerk Maxwell, bu etkiye 1861 yılında ‘On Physical Lines of Force’ adlı kağıdında dikkat çekti.Zo gebruikte James Clerk Maxwell haar in zijn artikel "On Physical Lines of Force" uit 1861.
Karar veren kişinin bulunduğu çevre karar verme sürecinde büyük bir etkiye sahiptir.De omgeving waarin een individu verkeert heeft een sterke invloed op de gedragsbepaling.
Yaygın kanının aksine Pompadour markizi asla doğrudan bir politik etkiye sahip olmamıştır.In tegenstelling tot Madame de Pompadour heeft Madame du Barry geen nefaste invloed op de hoge politiek gehad.
Setler nehir morfolojisi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.Rivierdijken hebben invloed op de rivierbodem.
Bu da obezite hastalığının artışında yüksek bir etkiye neden olur.Zawsze ma związek z nasileniem zjawiska insulinooporności.
Yıldızlar birbirleri üzerinde büyük bir etkiye sahip değildirler ve esasen ayrı ayrı gelişirler.Gwiazdy leżą dość daleko od siebie i nie są ze sobą związane.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nie ma jednak dowodów naukowych świadczących o tym, że aspartam powoduje nowotwory w ludzkim organizmie.
Maçın adamı ödülü, bir maçta en büyük etkiye sahip oyuncuya verilen ödüldür.Nagroda na najlepszego zawodnika przyznawana jest graczowi, który najbardziej wyróżnił się podczas turnieju.
Dolayısıyla küresel ısınma konusunda pasif etkiye sahiptir.Był sceptykiem w sprawie globalnego ocieplenia.
Beyoncé, Michael Jackson'ın kendisi üzerindeki en büyük müzikal etkiye sahip olduğunu belirtmektedir.Beyoncé wyróżnia Michaela Jacksona jako swoją największą muzyczną inspirację i idola.
Ancak, ksenon atomu da fullerenin reaktifliği üzerinde, elektronik bir etkiye sahiptir.Emellertid har xenonatomen även en elektrisk påverkan på reaktiviteten hos fulleren.
Anlamsal örtüşme McGurk yanılsaması üzerinde dikkate değer bir etkiye sahip olmuştur.Skilsmässa räknas som klandervärt, makruh.
Şistozomiyaz, en yüksek ekonomik etkiye sahip asalak hastalığı olarak sıtmanın hemen ardından gelmektedir.Schistosomiasis är den parasitsjukdom som har näst störst ekonomisk inverkan efter malaria.
James Clerk Maxwell, bu etkiye 1861 yılında ‘On Physical Lines of Force’ adlı kağıdında dikkat çekti.Джеймс Клерк Максвелл звернув увагу на цей факт у своїй роботі Про фізичні силові лінії в 1861 році.
Değişmiş parçacıklar Galilean aylarının yüzey özellikleri üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir.Заряджені частинки мають значний вплив на поверхневі характеристики галілеєвих супутників.
Bu etkiye kütle çekimsel mercek etkisi denir.Це називається ефектом рівня обробки.
Bu etkiye Meissner effect denir.Це явище називається ефектом Мейснера.
Resim özellikle modern kültür ve sanatta büyük bir etkiye sahiptir.Його творчість справила значний вплив на сучасну масову культуру, а особливо на літературу та музику.
Sonuç olarak, küçük enerji-bariyer farklılıkları bile gözle görülür bir etkiye neden olabilir.I malé rozdíly v aktivační energii mohou mít vést k zaznamenatelnému výsledku.
Bombalar yıkıcı etkiye sahiptirler.Jejich rychlá letadla mají zničující účinek.
Bu olay Avrupa’nın ekonomisi, kültürü ve dininde büyük etkiye sahiptir.V té době měla Francie velký vliv na evropskou politiku, ekonomii a kulturu.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nebyl prokázán žádný kancerogenní účinek.
Japonya'da, Alice pop kültürü üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.În Japonia, Alice are o influență semnificativă asupra culturii pop.
Bu etkiye Meissner effect denir.Acest fenomen este numit Efectul Meissner.
Her bitki mavi-meyveli zehirleyici etkiye sahip yalnızca bir tane meyve üretir.Fiecare por produce o singură fibră foarte fină.
Ancak, ksenon atomu da fullerenin reaktifliği üzerinde, elektronik bir etkiye sahiptir.Totuși, atomul de xenon poate avea o influență electronică asupra reactivității fulerenei.
Aspartamın kanserojen bir etkiye sahip olduğu ispatlanamamıştır.Nu există dovezi cum că acenaftenul ar putea fi cancerigen.
Bu etkiye Meissner effect denir.Ezt a jelenséget ma Meissner-hatásnak nevezzük.
Muhtemelen diğer Mesobuthus 'lar gibi bir etkiye sahiptir.A barbiturátokhoz hasonló hatása van.
Şistozomiyaz, en yüksek ekonomik etkiye sahip asalak hastalığı olarak sıtmanın hemen ardından gelmektedir.A malária után a schistosomiasis a második legnagyobb gazdasági kihatással járó parazitás megbetegedés.