Savaş dönemindeki bombalamaların etkisini üzerinden hiçbir zaman atamadı.Casi nunca nos habló de lo que hizo durante la guerra.
Daha sonraki araştırmaları sonucunda Compton etkisini bulmuştur.Para detectarlos, en ambos casos se utiliza el efecto Compton.
Valproik asit barbitürat etkisini arttırır.El valsartán disminuye la presión arterial.
Bu kuram, electron dönüsü hariç Zeeman etkisini açıklamaktadır.La teoría tuvo una correcta explicación al efecto Zeeman, a excepción de la cuestión de espín electrónico.
Ana madde: Rus iç savaşı Japonya, Çin üzerindeki etkisini 1918 yılında Nishihara Borçları ile artırdı.En 1918, Japón continuó extendiendo su influencia y privilegios en China a través de los préstamos Nishihara.
Kış musonları etkisini gösterdiği sırada kuzey akıntılarını da tersine döndürür.Durante el monzón de invierno, de todas maneras, las corrientes del norte cambian de dirección.
Fakat altın post etkisini çok fazla gösterir ve Thalia normale döner.El vellocino tiene un efecto demasiado fuerte para Thalia y acaba resucitándola...
Takip eden süreçte sandık işleyişlerinde bozulmalar oldu ve sandıklar etkisini yitirdi.Repleto de matanzas, y buscaba puntos cuando su motor falló.
Etkisini kısa sürede gösterir.Pero los efectos pasarán en poco tiempo.
Olaylara düzenli katılım ile oyuncu, Feo'nun bir bölgesindeki etkisini arttırır.La participación regular en estos eventos aumenta la influencia del jugador en diversas zonas del mundo Faeo.
Rihanna en büyük etkisini Mariah Carey'den aldığını söylüyor.Así que tal vez la misma Rihanna tenga la culpa.
Maccaroni safranla lezzetlendirilerek yapılırdı ve böylece de Arap etkisini gösterir.El topónimo Cozcurrita es de raigambre árabe, hecho que reflejaría una influencia andalusí.
Godoy'a sık sık verilen terfiler, kral ve kraliçe üzerindeki artan etkisinin sinyalleriydi.Le frequenti promozioni di Godoy erano un chiaro segno della sua crescente influenza sul re e sulla regina.
Broşürler ve halk oylamaları ile "Escher Sistemi"ne karşı mücadele edip, politik etkisini zayıflattılar.Con pamphlet e assemblee popolari si lottò contro il «sistema Escher», indebolendone infine l'influsso.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.I soggetti riducono l'impatto di tali informazioni interpretandole come non affidabili.
Manchester Üniversitesi'nde, karbondioksit ile klor karışımına ışığın etkisini araştırdı.A Manchester Harden studiò dapprima l'azione della luce su una mistura di anidride carbonica e cloro.
Faraday etkisinin ölçüm cihazları üzerinde birkaç uygulaması vardır.Ci sono alcune applicazioni della rotazione di Faraday negli strumenti di misura.
Van Gogh, pencereden süzülen ışığın dikiş diken kadın üzerindeki etkisini gösterir.Van Gogh mostra l'effetto della luce che dalla finestra filtra sul suo lavoro di cucito.
Başka bir araştırmaya göre de sakız çiğnemenin iştah açıcı etkisini ortaya koymuştur.Rapidamente si scopre che il ragazzo ha anche bisogno di un trapianto di fegato.
Etkisinin alanı 3x3'tür.Il resto della tabella è 3×3.
Cisco IOS , isteğe bağlı olarak floodların etkisini azaltabilen özelliklere sahiptir.Cisco IOS ha caratteristiche opzionali che possono ridurre l'impatto delle inondazioni.
Nadir durumlarda fenitoin metabolizmasını inhibe ederek etkisini artırabilir.Più raramente, può dare metastasi extracraniche.
Olaylara düzenli katılım ile oyuncu, Feo'nun bir bölgesindeki etkisini arttırır.La partecipazione regolare a tali eventi aumenta l'influsso del giocatore su un territorio del mondo di Feo.
Böylece zehir etkisini yok ederler.Riesce anche a neutralizzare il veleno.
Gökbilimciler, sadece kendi çekim etkisinin ışığı etkilemesi sonucunda bunu algılayabilirler.Gli astronomi possono unicamente rilevarne l'influenza tramite il modo in cui la gravità agisce sulla luce.
Rihanna en büyük etkisini Mariah Carey'den aldığını söylüyor.Park Bom sostiene che le sue maggiori influenze siano Mariah Carey e Beyoncé.
Buruk tat ve ağızda oluşan kabarcıklar zehrin etkisini gösteren başlıca belirtilerdir.Tosse e catarro, nel fumatore, sono il primo sintomo di questi effetti.
Bu zamana kadar, bu etkisinin varlığı henüz kanıtlanamamıştır.Per il momento, la sua esistenza non è stata ancora confermata.
Kış musonları etkisini gösterdiği sırada kuzey akıntılarını da tersine döndürür.Durante il monsone d'inverno, però, le correnti del nord sono rovesciate.
İlacın ortaya çıkan bu etkisinin büyüklüğü ilacın o dokuda bulunan miktarına bağlıdır.L'effetto come ogni farmaco deriva dalla quantità assunta della droga.
Etkisini kısa sürede gösterir.L'effetto, però, svanisce in poco tempo.
Bilim adamları fazla çayın erkek sağlığı üzerinde olumsuz etkisinin olabileceğini göstermiştir.Ученые доказали, что чай в больших количествах может плохо влиять на мужское здоровье.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.Они уменьшали влияние такой информации, интерпретируя её как ненадёжную.
Jerry, Rick'in Morty üzerindeki etkisini kesinlikle onaylamamaktadır.Неудивительно, что Рик вынужден скрывать от Мэрриен своё настоящее имя.
Etkisini, kendi reseptörü EGFR'ye bağlanarak gösterir.Связывание EGF с рецептором приводит к фосфорилированию EGFR.
Böylece zehir etkisini yok ederler.Отсутствие эффектов отравления.
Daha sonra aşının kuduz hastalığı üzerindeki etkisini araştırmak için 11 köpek ile deney yaptı.Вскоре после этого провёл эксперименты на собаках, исследуя кишечную атрезию.
"Seks, uyuşturucu, Rock N' Roll" sloganı bu müzik türüne etkisini bırakan slogandır.Формула «Секс, наркотики и рок-н-ролл» превратилась позже в символ контркультуры.
Bir şehrin yanına dikilen tapınak ve kaleler o şehrin sınırlar üzerindeki etkisini arttırabilir.Храмы, крепости и города, построенные им, могли выдержать почти любую осаду.
Etkisini kısa sürede gösterir.Но эффект оказался кратковременным.
Okul çağındaki çocuklarda yatışma yan etkisinin sınıfta öğrenmeye etkileri olmaktadır.Для детей школьного возраста седативные побочные эффекты могут повредить обучению в классе.
Bu uzun kopyalar, testosteronun bağlayıcılığının etkisini azaltmaktadır.Длительное его применение вызывает снижение секреции собственного тестостерона.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.يقوم الأشخاص بتقليل أثر تلك المعلومات عن طريق تفسيرها بأنّها غير موثوقة.
Savaş, Kore'de Çin etkisinin ve Çin'deki Kendini Güçlendirme Hareketi'nin sona ermesine yol açtı.هذه الحرب أنهت النفوذ الصيني في كوريا، وأنهت حركة تقوية الذات في الصين نفسها.
Etkisinin ömür boyu sürdüğü düşünülmektedir.ويبدو أنه فعال مدى الحياة.
Günümüzde İsrail merkezli etkisini göstermektedir.والذي تتخذه اليوم سلطة الآثار الإسرائيلية مقرا لها.
Godoy'a sık sık verilen terfiler, kral ve kraliçe üzerindeki artan etkisinin sinyalleriydi.كانت ترقيات جودوي المتلاحقة دليل على تأثيره المتزايد على الملك والملكة.
Steve Vai'nin müziğinde büyük bir Satriani etkisinin bulunmasının nedeni budur."هل هذا أخر ظهور لـ "جون سنو" في Game Of Thrones؟..
II. Dünya Savaşı sonucu yeniden kurulan sanayi etkisini göstermeye başlar.وبدأ ظهور تأثير هذه الصناعة التي تأسست من جديد نتيجة للحرب العالمية الثانية.
Orbital transferi için diğer metotlar elektron gibi parçacıkların çarpışması ve Auger etkisini içerir.وهناك طرق أخرى للتنقل المداري مثل التصادم مع الإلكترونات وأيضا تأثير أوجيه.
Kar etkisini yoğun göstermektedir.الحساسية قرحة هضمية نشطة.
Ischnoceran biti, tüylerin termoregülasyon etkisini azaltabilir.هذا قد يقلل من فاعلية العلكة.
Dar spektral genişlik aynı zamanda yüksek veri hızlarına izin verir çünkü renksel dağılım etkisini azaltır.كما يسمح العرض الطيفي الضيق لمعدَّلات البتَّات العالية لأنه يقلل من تأثير التشتت اللوني .
Bir kült yapıları inşa etmek için buranın seçilmesinde bu özelliğin etkisinin olması muhtemeldir.وقد ذُكِر وجود إمكانية لبناء تمثال كهذا.
Bazı uçan makineler Magnus etkisinin yarattığı havalandırmayı kullanacak şekilde üretilmişlerdir.وقد تم تطوير عنفات الرياح التي تستخدم للتأثير ماغنوس.
Hükümetin ülkede tam olarak otorite kuramaması ulemanın halk üzerindeki etkisinin artmasına sebep olmuştur.سياسات الحكومة لم يمكن تنفيذها بشكل صارم بسبب قوة الوثنية بين السكان.
Hendrik Kramers, Stark etkisini açıkladı.Hendrik Kramers explicou o efeito Stark.
Sir John Leslie bir hava akımının soğutma etkisinin kendi hızıyla yükseldiğini 1804'te gözlemledi.Sir John Leslie observou que o efeito de resfriamento de um fluxo de ar aumenta com a sua velocidade, em 1804.
Bu kısa dönemin van Gogh'un hastalığının çalışmaları üzerinde etkisini gösterdiği tek dönem olduğunu söyler.Ele comentou que este pequeno período foi a única época que a doença de Van Gogh afetou sua arte.
Bilimde itibar değerli olduğundan, Matthew etkisinin bazı iddiaları çekişmededir.Como crédito é valorizado na ciência, algumas afirmações específicas do efeito Matthew são controversas.