Vakum etkisiyle yüzeye yapışıp vücudu çekerek hareket sağlar.Nutno rozlišovat pohyb bodu a pohyb tělesa.
Sıtmanın etkisi görüldüğünde gerçek saate göre her 30 veya 40 dakikada bir oyuncu hap almalıdır.Každých 30 až 40 minut v reálném čase, hráč musí vzít pilulku za účelem boje s následky nemoci.
Daha çok, romantizm ve sembolizmin etkisi altında kalmıştır.Byl ovlivněn romantismem a ultramontanismem.
Tabii ki bunda küçükbaş hayvan sayısının azalmasının da etkisi vardır.Příčinou je i prostý strach před tímto zvířetem.
Bing Crosby üzerindeki etkisi sonradan ortaya çıkan popüler müziğe göre daha önemlidir.Pro kariéru zpěváka se rozhodl pod vlivem Binga Crosbyho, kterého znal z rozhlasu.
Kentleşmenin de etkisiyle günlük yaşamın bir parçası olmuştur.Měla by se pro nemocného stát každodenní součástí života.
Bunun nedeni ise, zaman genişlemesi ve fotonun geliş zamanı etkisinden dolayıdır.Důležitý je zejména čas do nástupu účinku a čas přetrvávání účinku.
Jaguarların diğer avcılar üzerinde de etkisi bulunur.Jaguár má také efekt na jiné predátory.
İşgalin Galler, İrlanda ve İskoçya üzerinde de derinden etkisi olmuştur.Je jisté, že vystěhovalectví silně poškodilo kornštinu podobně jako v Irsku či Skotsku.
Çalışmalarında Romantizm akımının etkisi altında kalmıştır.Při těchto studiích se utvářela jeho tendence k romantismu.
Gerilme etkisiyle demir çubuk uzar.V boji využívá ocelový bič.
Kişinin bedeni üzerinde şifalandırıcı etkisi vardır.Přesněji ubližování na vlastním těle.
Bu korumanın etkisi çok iyi bilinmektedir.Stávající ochranu považuje za dostatečnou.
Mössbauer spektroskopinin kilit noktası Mössbauer etkisidir.Jeho hlavní použití je v Mössbauerově spektroskopii.
Çıkan çatışma sonrası 14 PKK'lı etkisiz hale getirilmiştir.SSSR byl za tuto nevyprovokovanou agresi 14.
ABD'de Köleliğin kaldırılmasında 16. ABD Başkanı Abraham Lincoln'ün önemli etkisi bulunmuştur.Takový klobouk nosil např. americký prezident Abraham Lincoln.
İlaç kirliliğine karışan bir diğer surum da su kirliliğindeki cinsellik etkisidir.Jednou z možných cest poškozování mužského zdraví je estrogenní účinek látek zamořujících životní prostředí.
Bununla beraber, ailesinin çelişkilerinin etkisiyle yetişti.Trpí však obtížnými vztahy v jeho rodině.
Ayrıca, kimi yıldızlar yakın komşularının da etkisi altında kalırlar.Kromě toho přitahovalo i ostatní vlivné firmy do nejbližšího sousedství.
"Sturm und Drang" hareketinin kökeninde de onların etkisi hissedilir.Velký vliv na jeho tvorbu mělo hnutí Sturm und Drang.
İlk çalışmalarında optik akustik ve Doppler etkisi üzerine yoğunlaştı.Ve své odborné činnosti se zaměřoval na akustiku a optiku.
Bu sayede savunma amaçlı araçların etkisi gerçekten yükselmiş oldu.Tím se jejich účinnost v boji proti ponorkám výrazně zvýšila.
Artık Fransa'nın etkisindeydiler ve bunda dolayı devletin yapısı değişti.Aktuálně se zdá, že jeho ústup se zastavil, jak se změnilo využívání krajiny pro zemědělské účely.
Zaporojya Kazakları'nın Stalin üzerinde de büyük etkisi olmuştur.Čajkovskij si vzpomíná na hračky, které dostali od samotného Stalina.
O yüzden azınlıkta olan partinin Temsilciler Meclisi kararları üzerindeki etkisi çok azdır.V první fázi měli zástupci měšťanstva daleko menší vliv na rozhodování parlamentu.
Endonezya tarihi ülkedeki doğal kaynakları elde etmek isteyen yabancı güçlerin etkisinde kalmıştır.Indonéská historie byla ovlivněna snahami cizích mocností ovládnout její přírodní bohatství.
Sauna insan sağlığına olumlu yönde birçok etkisi vardır.Chia semínka mají na lidské tělo mnoho pozitivních účinků.
Üçüncü parça "Blue Jeans", hip hop tarzı etkisi altında kalan minimal bir altyapıya sahiptir.Třetí singl "Blue Jeans" byl inspirován hip hopem a má minimalistický beat.
Evleri ise kar ve yağmurun etkisiyle harabeye dönmüstür.Jezero je napájeno sněhovými a dešťovými srážkami.
Japon kültürünün etkisindedir.Tento článek je o japonské kultuře.
Bu nedenle, klorun dezenfekte edici etkisi pH'taki artışla azalır.Při nižším pH nastává další slučování s chlorem.
Meteorların çoğu dünyanın atmosferinden geçerken ısının etkisiyle tamamen yok olur.Většina meteoritů se při průletu zemskou atmosférou roztaví a vypaří.
Yaptığı etkisiz muharebelerden sonra Macar Haçlı ordusu uzun müddet hiç etkisiz kaldı.Po dlouhé době bez jídla se jim konečně podařilo ulovit nějakou antilopu.
Bu yeteneklerin etkisini artırır ve oyun ilerledikçe oyuncunun daha kabiliyetli olmasını sağlar.Ty likviduje pomocí stále lepších zbraní, přičemž si hráč vylepšuje své schopnosti.
Rayleigh saçılımı etkisinden kaynaklanır.Rieger sám cítil ztrátu vlivu.
Soğutma etkisi Birleşik Devletler'de 1950 yılından bu yana kullanılmaktadır.Většina ledovců je v ústupu už od padesátých let minulého století.
Savaşın İrlanda toplumuna etkisi çok yıkıcı olmuştur.Důsledky erupce pro Island byly zcela katastrofální.
Çünkü harfi yılan görünmez bir varlığın etkisiyle kukla olarak kullanılmıştır.Kletba zasaženého sekne jako neviditelný meč.
İngiliz işgalinin Hindistan ekonomisi üzerindeki etkisi tartışmalı bir konudur.Podpora proimigrantské politiky německým obyvatelstvem je tedy přinejmenším velice diskutabilní.
Herakleitos'un kendisinden sonra gelenler üzerinde çok büyük etkisi olmuştur.Tento postoj později zaujímá i Herakleitos.
Bunlar içindeki en önemli etkisi olan yağmurdur.Už víte, kde u nás nejvíc prší? .
Polis kazada alkolün etkisinin olmadığına hüküm getirdi.Podle výsledků pitvy nebyl Kalma v době nehody pod vlivem alkoholu.
Bu geçişe makaslama etkisi (shearing effect) denir.O tom se teď mluví jako o Hawthornském efektu (Hawthorne effect).
Tabloda, Kuzey Avrupalı ressamların özellikle de Rubens'in çıplak kadına bakış açısının etkisi büyüktür.V zobrazení lidské pleti, zejména ženské, zůstal Rubens nepřekonatelný.
Rifampisin veya rifampin, bakterisidal etkisi olan rifamisin grubundan bir antibiyotik ilaçtır.Rifampicin nebo také rifampin (dle americké nomenklatury) je baktericidní antibiotikum ze skupiny rifamycinů.
Bu olaya Bernoulli etkisi denir.To se nazývá Warburgův efekt.
Dekonjestan ilaçların yan etkisi, kişide "sinirlilik hâli" yaratmalarıdır.Jeho závěr byl, že krása je pocit způsobený „estetickými neurony“.
Anadoluda yaşamış olan kültürlerin etkisi bölge kültürünede katkıda bulunmuştur.Věka za přínos regionu v oblasti kultury.
Mezopotamya kültürü etkindir lakin Kafkas kültürünün az da olsa etkisi vardır.Kultura je podobná kultuře jihovýchodního Texasu, nemá však tolik cajunských vlivů.
Bu derslerin onun üzerinde derin bir etkisi vardı.Jeho učitel na něj měl značný vliv.
E vitaminininin bazı oksidasyon ürünleri K vitamini etkisi gösterir.Je známo, že určité bakterie ve střevech vyrábí vitamín K.
Hava soğuktur ve etkisi altına aldığı yerlerde sıcaklığı düşürür.V teplých polohách trpí silně padlím.
Bu bulgular genetik faktörlerin cinsel yönelim üstündeki etkisinin önemli olduğunu destekler.Za cíl si kladli rozpoznat, jak velkou roli v procesu imigrace hraje etnická identita přistěhovalců.
Zehrinin etkisi Hindistan'daki Gözlüklü Kobra türüne yakındır.Zajímavý mýtus se vztahuje ke kobrám v Indii.
Bu süre zarfında Necip Fazıl Kısakürek'in ülkücü gençlik mahfilleri üzerindeki etkisi büyüktür.Nebezpečná je v tomto směru zejména záměna mladých guram s o mnoho menším čichavcem čokoládovým.
Bunun balıkçılığa ve bölge turizmine etkisi oldukça büyüktür.Daleko významnější pro cestovní ruch je lov a rybolov.
Riskler insanların gelecekteki hayatlarına negatif etkisi olacağı şeklinde endişeye yol açmaktadır.Další oběti na životech by byly škodlivé pro budoucnost naší věci.
Seattle Fransız Katolik misyonerlerinin baskı ve etkisi altında kaldı.Katedrála dodržuje francouzský katedrální půdorys.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Impactul economic al răcelii nu este foarte bine înțeles în cea mai mare parte a lumii.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Ea a avut o influență semnificativă asupra libertarienilor și conservatorilor americani.