Lityum, depresyon tedavisinde öteki antidepresanların etkisini güçlendirmek için de kullanılmaktadır.Bij iemand die uitsluitend aan depressies lijdt, kan lithium het effect van andere antidepressiva versterken.
Artan zamanın etkisi onu yıl sonunda bitkin bırakmıştır.Een rugblessure eind dat jaar hield hem geruime tijd buiten strijd.
Kaos teorisi ve kelebek etkisi ile bilinir.Zie ook chaostheorie en vlindereffect.
Bu zamana kadar, bu etkisinin varlığı henüz kanıtlanamamıştır.Op dat moment was zijn testament nog steeds niet gevonden.
1972'de bir referandum ile Roma Katolik Kilisesi'nin devlet üzerindeki etkisi ortadan kaldırıldı.In 1972 werd de bijzondere rol van de Rooms-Katholieke Kerk bij referendum afgeschaft.
"Kişinin ellerini yıkaması" ifadesi, bir suçta herhangi bir etkisi olan kişinin suçlarına işaret eder.De uitdrukking zijn handen in onschuld wassen betekent dat iemand alle verantwoordelijkheid van zich afwerpt.
Bazı ilaçların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir.Deze aandoeningen kunnen ook ontstaan door bijwerkingen van medicijngebruik.
Sönünce hiçbir etkisi kalmaz, ancak sönünceye kadar enerji yaymaya devam ederler.Zo niet, dan loopt het programma door, totdat de stroom uitvalt.
Doppler Etkisi ihmal edilir.Het dopplereffect werd bevestigd.
Doppler Etkisi ses dalgaları için de geçerlidir.Ook leverfunctiestoornis heeft invloed op de dosering.
Daha sonradan ülke, bölgeye gelen tüccarların etkisiyle İslam dinine geçmişlerdir.Later kwam de islam op in het gebied doordat mensen werden bekeerd door handelaren uit het Midden-Oosten.
Thatcher'ın Britanya sendikaları üzerindeki etkisi de sürmektedir.Thatcher had een doorgaande invloed op de Britse politiek.
Kişinin bedeni üzerinde şifalandırıcı etkisi vardır.Dit zou een verwarmend effect op het lichaam hebben.
Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır.De hypothese stelde dat een tekort aan serotonine de oorzaak van een dergelijke depressie zou zijn.
Fibrat kullanımının ise bir etkisi olmamıştir.Andere ftalaten leken geen invloed te hebben.
Masalları ile büyüdüğü anneannesinin üzerinde büyük etkisi vardır.Zijn grootmoeder van moederszijde stilde zijn jeugdige fantasie met haar sprookjes.
Yavar ayrıca bu silahlı grubu etkisiz hale getirdi.Toomes versloeg ook deze groep eigenhandig.
Bu politikanın etkisi dramatik olmuştur.De gevolgen van deze actie zijn echter dramatisch.
Kodeinin toksik etkisi de nispeten azdır.De schacht van de tarsometatarsus is matig slank.
Bunda Rusyaya ekonomik bağımlılığın büyük etkisi vardır.Dit kan politiek gevoelig liggen bij Rusland.
Devrimci bu hareket Berlin’de etkisini artırarak sürdürüldü.Deze liberaal geïnspireerde revolutie verhoogde de oproerige stemming in België.
Fakat o zamanlarda fazla etkisi yoktu.In die tijd was er daar nog niet veel.
Bu dönemde Partların etkisi tamamıyla ortadan kalkmış ve onların yerini Sasaniler almıştır.Dit pand zal te zijner tijd worden gesloopt en plaatsmaken voor woningen (appartementen).
Devrimci bir etkisi olacaktı.Dit was een revolutionaire daad.
İklim; Gulf Stream'in etkisi altındaki Kuzey Atlantik Akıntıları tarafından etkilenmektedir.Het klimaat wordt gematigd door de Noord-Atlantische stroom, het noordelijke vervolg van de Golfstroom.
Nispeten etkisi az depremler kaydedildi.Er zijn ook lichte aardbevingen geregistreerd.
Bu yenilenmenin etkisi kısa sürede ortaya çıktı.Zo trad al spoedig een substitutie-effect op.
Bu yapıtlar, genelde izlenimci akımın etkisindedir.Deze werken zijn veelal impressionistisch van stijl.
Bu otoriter yönetimde Bayar'ın da belirleyici bir etkisi oldu.Het handhaven van zijn eigen machtspositie speelde uiteraard ook een rol.
Stroop etkisi.Het Schröter-effect.
Finger of God etkisi bu olgunun tek sonucudur.Alleen een deukje in zijn ego was het gevolg.
Coğrafi olarak, Sibirya’dan gelen soğuk kış rüzgarının etkisinin altında olan Kuzeydoğu Çin’de bulunmaktadır.In de winter dringt een droge koude lucht uit Siberië ver in het zuiden van China door.
RS-25 in gelişiminin en büyük etkisi uzay aracı programının motor kısmındaki boğmalarıdır.De grootste zwakheid van de Ka-26 is de motor.
Buna bazen “Zaman Dilüsyonu (Seyreltme) Etkisi” denmektedir.Dit feit wordt soms gezien als het "einde der Middeleeuwen".
Entansif tarım tekniklerinin gelişmesinin yan etkisi, gene tarımsal emek üzerinde işsizleşme olmuştur.Uiteraard ging ook bij Van Lier de technologische ontwikkeling gepaard met angst om banenverlies.
Özellikle Michelangelo onun büyük etkisinde kalmıştır.Michelangelo doet er het langst over.
Zaman döndürücülerin etkisinden dolayı hazne sürekli düşüp parçalanıp tekrar toplanmaktadır.Tijdens de rijping worden de kazen voortdurend geborsteld en gekeerd.
Beatrix Potter'in etkisi altında kaldı.Beatrix Potters kenmerkende, eigen stijl was opvallend.
Toksinlerin etkisi genellikle LD50 değeri temel alınarak belirlenir.Een bekende manier om de giftigheid van een stof te bepalen is de LD50.
Alkolün etkisi altında araba kullanma.Bestuur geen auto onder invloed van alcohol.
Mary gördüğünün etkisi altında kalmıştı.Mary was onder de indruk van wat ze zag.
Bu ilacın hiçbir yan etkisi yoktur.Dit geneesmiddel heeft geen bijwerkingen.
İngiliz medyası, yarışmanın "NextGen Serisinin artan etkisini sınırlamak" için oluşturulduğunu belirtti.Zdaniem brytyjskich mediów, rozgrywki zostały utworzone, by "ograniczyć rosnące wpływy NextGen Series".
Kuruluşun amacı Amerikalı tasarımcıların küresel ekonomideki etkisini ve başarısını güçlendirmektir.Misją organizacji jest wzmocnienie wpływu i sukcesów amerykańskich projektantów w globalnej gospodarce. .
Bu keşif şu an Peltier Etkisi veya Peltier–Seebeck Etkisi olarak adlandırılmıştır.Obecnie efekt ten nazywa się często zjawiskiem Seebecka albo efektem Peltiera–Seebecka.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.Wpływ przeziębienia na ekonomię większej części świata pozostaje niejasny.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Zachęceni przez Cezara żołnierze dziesiątego legionu zaczęli spychać do tyłu siły Pompejusza.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Niemniej, obiektywizm miał znaczący wpływ na libertarian oraz amerykańskich konserwatystów.
Kamçı etkisi ^ Mike May.Possible, wujek Kim.
Bu dönemdeki hikâye, geleneğin etkisiyle gerçekliğe, günlük yaşama uzak durmaktadır.Na odwrót, przeraża ona swoją zwykłością, codziennością.
1905 yılında, Albert Einstein fotoelektrik etkisi teorisini yayınladı.W roku 1905 Albert Einstein opublikował teorię zjawiska fotoelektrycznego.
Saldırgan öldürülerek etkisiz hale getirildi. ^Narzekali za to na nieefektywnych napastników.
Ayrıca Alman misyonerlerin etkisiyle Hristiyanlığı kabul etti.Chrześcijaństwo wprowadzili na Nauru niemieccy misjonarze.
İlginç Konusu ve özellikle de filmin büyük sürprizi Hollywood'da şok etkisi yarattı.Jednakże film ten zarazem spowodował głęboki wstrząs w Hollywood.
Gerardus Mercator'un etkisi kalarak, 1560'tan sonra haritacılığa yöneldi.Około 1560 roku, pod wpływem Gerarda Mercatora, Ortelius zainteresował się robieniem map.
Şarkılarında bunun etkisi de görülmektedir.Mam nadzieję, że można to usłyszeć w tych piosenkach.
Mössbauer spektroskopinin kilit noktası Mössbauer etkisidir.Jest to podstawą spektroskopii Mössbauera.
Etkisi saklandı, bomba atıldı.Zamach udał się – bomba eksplodowała.
Babürlülerin Hindistan'da etkisi azaldı.W Indiach pszczelarze tracą mniej pszczół.
Manchester Üniversitesi'nde, karbondioksit ile klor karışımına ışığın etkisini araştırdı.W ramach pracy naukowej początkowo zajmował się wpływem światła na mieszaninę chloru z dwutlenkiem węgla.