Tansiyon düşürücü etkisi vardır. ^Você precisa de uma tensão fatal.
Parti uzun süre etkisiz kaldı.A guerra permaneceu inconclusiva durante muito tempo.
Dış tasarım da gotik mimari bir etkisi vardır.O interior, contudo, tem influência do gótico.
İç İşleri Bakanı Bernard Cazeneuve suçluları etkisiz kılmak için polise operasyon yetkisi verdi.O Ministro do Interior, Bernard Cazeneuve, convocou uma operação policial para neutralizar os agressores.
Oyun birçok ödül kazanırken kendi türünden gelecek oyunlarda önemli ölçüde bir etkisi olmuştur.O jogo ganhou múltiplos prêmios e deu um impacto significante nos jogos futuros em seu gênero.
Kuzeyde Napolice güneyde ise Sicilyaca dillerinin etkisinde kalmıştır.No entanto, a influência do italiano do Norte nas variedades locais da língua siciliana é marcada.
1880: Edison termiyonik emisyonu (Edison etkisini) keşfeder.1880 — Thomas Edison observa o efeito termiônico.
Bunu gerçekleştirmek için Rus Donanasının Uzak Doğu'daki varlığının etkisiz hale getirilmesi gerekiyordu.Para realizar isto, era necessário neutralizar o poder naval russo no Extremo Oriente.
Kışların ılık geçmesi Gulf Stream sıcak su akıntısının etkisi ile olur.No inverno a água é aquecida, causa da Corrente do Golfo.
ISO 31000 (2009) / ISO Kılavuzu 73: Riskin 2002 tanımı 'hedefler üzerinde belirsizlik etkisidir.O objetivo da ISO 31000: 2009 é estabelecer princípios e orientações genéricas sobre gestão de riscos.
Madeleine ile Neil'in düğününden kısa süre sonra iksir etkisini öldürür, genç kadın ölür ve gömülür.Pouco depois da cerimônia de casamento de Madeleine e Neil, a poção faz efeito e Madeleine começa a morrer.
Buna rağmen Roma Yunanistan'a etkisi halen sürmeye devam etti.Em sua opinião, Roma deveria ter continuado.
Wilson etkisi, aslında güneş lekelerinin yüzeydeki çöküntü olduğunu söyler.O efeito Wilson implica que manchas solares são depressões na superfície do Sol.
Dünya doğal taş üretiminde Asya’da Çin’in etkisi, Avrupa’da Türkiye’nin etkisi göze çarpmaktadır.Como se observa, a energia da entidade se adapta, na Ásia, às condições culturais de cada país.
Bunlardan birisi bitkiler üzerindeki etkisidir.As fotos são de uma destas plantas.
Fas'ı Portekiz akınlarından kurtardı, Avusturya'nın saray içine dönük oyunlarını etkisiz hale getirdi.O time encerrou as atividades no GP de Portugal, deixando de participar dos GPs do Japão e da Austrália.
İplerden kurtulan Bart Bayan Botz'u beyzbol sopasıyla etkisiz hale getirir.Ambos conseguem golpear a Srta. Botz com um taco de beisebol.
Aktivistler tarafından etkisiz hale getirilen bir komando üst güverteden alt güverteye atıldı.Os manifestantes foram mandados para o andar inferior no convés do navio.
Çözünmüş karbon dioksit ve karbonik asit, şişelerde mayalanmış içkilerde karbonatlama etkisi gösterir.O dióxido de carbono e o ácido carbônico produzirão a carbonação em bebidas fermentadas engarrafadas.
Woodward etksisi aynı zamanda Nordvedt etkisi ile de bağlantılıdır.NTIME também está relacionado com DSPACE da seguinte forma.
Böylece Charon'un kütleçekim etkisi hesaplanarak, Plüton'un gerçek kütlesi saptanmıştır.Quando os efeitos gravitacionais de Caronte foram medidos, a verdadeira massa de Plutão pôde ser determinada.
Bu şokun etkisiyle Napolyon piyadelerle süvarilerin desteklenmesini emretti.Pressentindo problemas, Napoleão deu ordens para a sua Guarda a Cavalo avançar.
Peynirin tadı üzerinde olumlu etkisi bulunur.O Wikcionário tem o verbete gosto.
İklimin etkisi ile tarım ile uğraşılmaktadır.O impacto da agricultura sobre o meio ambiente.
Eylül 2006'da çıkan Continuum albümünde blues etkisi görülebilir.A influência do blues pode ser ouvida em seu álbum Continuum, lançado em setembro de 2006.
Vasquez ve ekibinin bulunduğu helikopter de bombanın etkisiyle yere çakılır.Homasi e seus treinadores estão todos chocados com o resultado.
Çevresindeki göllerin iklim üzerinde önemli etkisi vardır.Os lagos em si também têm um importante papel sobre o clima.
Züppe etkisi, çoğu mikroekonomi teorisinin aksine negatif değil pozitif eğimli bir talep oluşturur.A maioria dos economistas são a favor de uma taxa de inflação positiva porém baixa.
Yaz aylarında ise belde nüfusu gelen yerli ve yabancı turistlerin etkisiyle 30.000'i geçmektedir.No verão, a cidade recebe mais de 300.000 turistas, inclusive estrangeiros.
Hizmetkarlar onlara saldırır ama hepsini etkisiz hale getirirler.Os guardas atiram nele, mas nada faz efeito.
Bu bombardımanın da bir etkisi görülmedi.Nem o avião foi danificado.
Atrisyon, karşı dişlerden gelen mekanik kuvvetlerin etkisiyle diş aşınmasıdır.Abrasão dentária é a perda da estrutura dentária por forças mecânicas externas.
Önemli bir yan etkisi yoktur.Não apresenta efeitos laterais significativos.
Genetik materyal üzerine olan etkisinden dolayı, potansiyel karsinojenik etkisi vardır.A OMS considera que a substância tem um potencial cancerígeno.
Annesinin kendisine olan etkisi çok büyüktür.Sua mãe também parece ter tido uma grande influência.
Buna Bakı etkisi denir.Este é o chamado efeito de superfície.
Etkisizleşmiş veya tekil psödogenler.Tubérculos não perfurados ou crenelados.
Mohawk etkisi aslında "Taxi Driver" filminde Robert De Niro'nun saç şekliyle olmuştur.Entre outros marcos do cinema, Smith criou o corte de cabelo moicano de Robert De Niro em "Taxi Driver".
Onun etkisiyle imparator Bizans kuvvetlerinin barışçıl şekilde çekilmesini sağladı.Sua influência foi um fator importante para que as tropas bizantinas pudessem se retirar em segurança.
Ama bütün bunların ülke ekonomisi üzerinde yıkıcı etkisi oldu.Houve um enorme impacto sobre a economia do país.
Bu daha güçlü bir nötron kaynağı yarattı, ancak etkisi radon'un 3.8 günlük yarı ömrü ile sınırlıydı.Porém, a eficiência da fonte decaía com a meia-vida do radônio (3,8 dias).
RS-25 in gelişiminin en büyük etkisi uzay aracı programının motor kısmındaki boğmalarıdır.A principal fraqueza do Ka-26 é o sua motorização.
Etkisi birkaç dakika içinde geçer.Mas a alma dela se vai em aproximadamente um minuto.
Bu bölüm muhtemelen bir kişiden ziyade Deutero-Yeşaya etkisi altında olan birden fazla takipçinin eseridir.Este representa um modelo em que mais de um tipo de infecção está competindo por espaço.
Üçüncü parça "Blue Jeans", hip hop tarzı etkisi altında kalan minimal bir altyapıya sahiptir.A faixa seguinte é "Blue Jeans", uma canção minimalista de estilo pop independente.
Hedefi vuran mermi bir bomba etkisi yaparak patlar.Seu tiro 1 é uma bomba que causa um bom buraco.
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.A partida repentina de Palermo agravou novamente o estado mental de Sofia.
Bu yenilenmenin etkisi kısa sürede ortaya çıktı.A reação da criação dessa nova lei teve seu processo rápido.
Jülyet iksirin etkisiyle yere yığılır ve herkes onun öldüğünü sanır.Rola no chão em desespero acreditando que tudo está perdido.
"Anticoagulant" etkisi vardır.Varfarina – aumento do efeito anticoagulante.
2011 yılında Arap Baharı'nın etkisiyle ülkede bir iç savaş yaşandı.Em 2011, houve uma série de protestos no país, inspirados na Primavera Árabe.
Ancak değişik dini inanışların ülkedeki politik, ekonomik ve kültürel yaşayışa etkisi önemli düzeydedir.No entanto, as perspetivas legais, culturais ou religiosas sobre o aborto são diferentes em todo o mundo.
Yapıdaki Selçuklu etkisi göze çarpmaktadır.O Outro Lado da Sombra continua repercutindo.
Aleksios, bu dönemde onun etkisi altındaydı.Tortoni de agora te habita aquele tempo.
İnsüln kullanımının en yaygın yan etkisi düşük kan şekeridir (hipoglisemi).O efeito secundário mais comum é de baixa de açúcar no sangue.
Bir başka düşünür Mikhail Bakunin'in etkisinden söz etmek gerekir.Eles ainda discutiam o que fazer, quando Mikhail Bakunin apareceu.
Aspirin orta şiddette-şiddetli migren ağrılarını giderebilir ve etkisi sumatriptan ile benzerdir.A aspirina pode aliviar dores moderadas a graves, com eficácia idêntica ao sumatriptano.
Böylece, hizalama programının dizileri rastgele olmayan bir şekilde seçmesinin etkisi düzeltilmiş olur.Suponha agora que a distribuição do fluxo do grafo não esteja em equilíbrio.
Aynı zamanda, meditasyonun yaşamımızın her alanında pozitif bir etkisi vardır.Boa nutrição cria saúde em todas as áreas da nossa existência.
İlaç tedavisinin, intihar riski üzerine olan etkisi belirsizdir.Não é ainda claro se a medicação afeta o risco de suicídio.