Daha sonra Boşnak Müslüman kültürünün siyasi görüşleri üzerinde büyük bir etkisi oldu.لكن هناك مصادر تناقش التأثير الإيجابي على الثقافة السياسية العراقية.
Ülke 2006 yazında Kuzey-Doğu Avrupa'yı etkisine alan bir sıcak hava dalgasından etkilenmiştir.عانت البلاد جنبا إلى جنب مع بقية شمال غرب أوروبا خلال موجة الحرارة في صيف عام 2006.
Bu türün yaşam sahasının büyük kısmı, artan insan nüfusunun etkisi altındadır.أغلب أسباب النفوق في الوقت الحالي يقف ورائها البشر.
Şu anda glukagonun beyaz adipoz dokuda herhangi bir etkisi olduğuna dair tam bir kanıt yoktur.أما حاليا فلا دليل على أن للجلوكاجون أي تأثير على الأنسجة الدهنية البيضاء.
Bir kült yapıları inşa etmek için buranın seçilmesinde bu özelliğin etkisinin olması muhtemeldir.وقد ذُكِر وجود إمكانية لبناء تمثال كهذا.
Beni aşkını ilan ederek mi durduracaksın?" der.Ama 'Seni seviyorum.'ların etkisi olmuştur.ربما لأنك أنا وقد ظفرت بك وبنفسي في ذات الوقت.. ” “-هل تحبين الحياة.. -نعم احبها ..
Aynı zamanda kalp hızı üzerinde önemli bir etkisi vardır.انظر أيضًا تغير سرعة القلب.
Karasal iklimin etkisi ile gece sıcaklık 10 °C civarına düşebilir.درجة حرارة الهواء يمكن أن تتغير أكثر من 15 درجة على مدار اليوم.
Bazı uçan makineler Magnus etkisinin yarattığı havalandırmayı kullanacak şekilde üretilmişlerdir.وقد تم تطوير عنفات الرياح التي تستخدم للتأثير ماغنوس.
Bazı vakalarda insülinin etkisinde bozukluk genetik olarak tespit edilebilir.في بعض حالات الاصابة الوراثية، تم التعرف على الخلل الوراثي.
Mpemba etkisiتأثير دمبر .
Hükümetin ülkede tam olarak otorite kuramaması ulemanın halk üzerindeki etkisinin artmasına sebep olmuştur.سياسات الحكومة لم يمكن تنفيذها بشكل صارم بسبب قوة الوثنية بين السكان.
Bir süre sonra içlerinden bazıları iblislerin etkisi altına gireceklerdir.Para alguns (crerem) certamente em expulsar demônios, (…).
Hendrik Kramers, Stark etkisini açıkladı.Hendrik Kramers explicou o efeito Stark.
İngiliz işgalinin Hindistan ekonomisi üzerindeki etkisi tartışmalı bir konudur.O impacto do domínio britânico sobre a economia da Índia é um tema polêmico.
Sir John Leslie bir hava akımının soğutma etkisinin kendi hızıyla yükseldiğini 1804'te gözlemledi.Sir John Leslie observou que o efeito de resfriamento de um fluxo de ar aumenta com a sua velocidade, em 1804.
Buna Doppler Etkisi diyoruz.Esse fenômeno é chamado efeito Doppler.
Sojin hayatında onun en büyük etkisi Uhm Jung-hwa olduğunu söyledi.Sojin diz que a maior influência na sua vida é Uhm Jung-hwa.
Bu anti-bilimsel ve anti-pozitivist duruş, Benedetto Croce'nin etkisi nedeniyleydi.Tal posição anticientífica e antipositivista devia-se provavelmente à influência de Benedetto Croce.
Bu kısa dönemin van Gogh'un hastalığının çalışmaları üzerinde etkisini gösterdiği tek dönem olduğunu söyler.Ele comentou que este pequeno período foi a única época que a doença de Van Gogh afetou sua arte.
Joseonlu Taejo dindar bir Budistti, ama keşişlerin etkisi azalmıştı.Taejo de Joseon era um devoto budista, mas mesmo assim a influência dos monjes foi reduzida.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.O impacto económico da constipação ainda está por estudar a nível mundial.
Diğer yandan Baekje Krallığı, Budizmin etkisi altında gelişti.O reino Baekje, por outro lado, floresceu sob a influência do Budismo.
Bir tür sözel olmayan iletişim biçimidir ve sosyal davranış üzerinde büyük etkisi olduğu düşünülmektedir.É uma forma de comunicação não verbal de grande impacto sobre o comportamento social.
Bilimde itibar değerli olduğundan, Matthew etkisinin bazı iddiaları çekişmededir.Como crédito é valorizado na ciência, algumas afirmações específicas do efeito Matthew são controversas.
Ses sanki mezardan geliyormuş etkisi uyandırır.Sua voz soa como se saísse de dentro de um túmulo.
Savaşçı sınıfının saray etkisine girişi, Hōgen Ayaklanması'nın bir sonucu idi.A maior participação da classe dos guerreiros na corte foi um resultado da Rebelião Hogen.
Bu alandaki etkisi kendi araştımasından daha ileri gitti.Sua influência se estendeu muito além de sua própria pesquisa.
Spiriç, reformları Bosnalı Sırp nüfusun etkisini azaltmak olacağını hissettiğini söyledi.Špirić sentiu que as reformas reduziriam a influência da população sérvia da Bósnia.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.Historiadores médicos acreditam que a farmacologia do Antigo Egito, por exemplo, era na maior parte ineficaz.
Fruktoz ayrıca sistemdeki diğer tatların etkisini arttırabilir.A frutose também pode realçar outros sabores no sistema.
Alman devletleri üzerindeki Avusturya etkisinin azalması, Avusturya'nın dikkatini Balkanlara çevirdi.O fim do domínio austríaco dos estados alemães alteraram o foco de atenção da Áustria para os Balcãs.
Bir tankın etkisini belirleyen üç geleneksel etmen vardır: Tankın ateş gücü, hareketliliği ve korunması.Os três tradicionais factores que determinam a eficácia de um tanque é: poder de fogo, mobilidade e proteção.
İki hafta boyunca işsiz kalmasının da etkisiyle Peter, aşırı derecede kilolu, obez biri hâline gelir.Depois de ficar desempregado por duas semanas, Peter fica muito obeso.
Aşının etkisi uzun yıllar sürer.A eficácia da vacina dura muitos anos.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.Ela tem sido uma influência significativa entre libertários, liberais clássicos e conservadores americanos.
"Umami tadının tekrarlayan testlerde tuz oranı düşük olan yiyecek öz sularının lezzetine etkisi".«Efeito do gosto umami na agradabilidade de sopas com pouco sal durante teste repetido».
Demirhindi meyvesinin müshil ve iç yumuşatıcı bir etkisi vardır.Os frutos são silíquas ovadas ou obovadas (com a parte mais estreita junto ao pecíolo).
Strula, Strunlungar ailesini, güç ve etkisiyle İzlanda'nın diğer klanlarına karşı savaşmaya ikna etti.Sturla usou o poder e a influência da família para mover guerra aos outros clãs da Islândia.
Sonuçta, isyanın orduya ya da Anadolu'ya ciddi bir etkisi olmadı.Deste modo, a revolta não afetou seriamente o exército nem a maior parte da Anatólia.
Augustus'un "Kamu Gelir reformları" nın İmparatorluğun sonraki başarıları üzerinde oldukça etkisi olmuştur.As reformas de Augusto na receita pública tiveram um grande impacto sobre o sucesso subsequente do Império.
Birçok ülkenin ekonomisi üzerinde büyük etkisi vardır.A doença têm um grande efeito sobre a economia de muitos países.
Aşağıda atmosfer kozmik ışınlarının etkisiyle oluşan radyoizotoplarının bir listesi bulunuyor.Abaixo uma lista de radioisótopos formados por acção dos raios cósmicos na atmosfera.
Bu gerçek sıcaklığa ihtiyacı olmasının iki etkisi vardır.Há dois fatos que podem diminuir a temperatura necessária.
"Love on the Brain" doo-wop ve soul balad tarzında 1950'lerin ve 60'ların etkisi altındadır.A canção possui influências do doo-wop e da soul da década de 1950 e 60.
Kişinin bedeni üzerinde şifalandırıcı etkisi vardır.O processo de envelhecimento tem um impacto inevitável no corpo de uma pessoa.
Tarih çalışmalarının Claudius'un üzerindeki etkisi aşikârdır.É óbvia a influência do estudo histórico em Cláudio.
Keşiş olan Sezar, siyasi olaylar üzerinde etkisini sürdürdü.O tonsurado césar manteve alguma influência em acontecimentos políticos.
Çıkacak kararın ülkenin genel onayına bağlayıcı bir etkisi yoktur.Isto, no entanto, não causaria impacto no direito de decisão de cada Estado.
Knupfer'in etkisi Steen'in resimlerinin kompozisyonunda ve renk kullanımında görülebilir.A influência de Knupfer pode ser vista no uso que o artista fez da composição e das cores.
Bilen’in bu dönemde etkisi çok artar.O paciente é muito contagioso nesta fase.
Nankin kenti ılıman bir iklime sahiptir ve Doğu Asya Muson rüzgarları etkisi altındadır.Nanquim tem um clima subtropical úmido e está sob a influência da monção da Ásia Oriental.
Nem etkisi azdır.Obteve pouca repercussão.
Aynı zamanda, Yunanistan ve Doğu Roma'nın çoğu Hristiyanlık etkisine girdi.Ao mesmo tempo, a Grécia e o resto da Roma Oriental ficaram sob a influência do Cristianismo primitivo.
1905 yılında, Albert Einstein fotoelektrik etkisi teorisini yayınladı.Em 1905, Albert Einstein publicou a teoria do efeito fotoelétrico.
Bazen, bir ikili yıldızın tek kanıtı yaydığı ışık Doppler etkisinden gelir.Às vezes, a única evidência de uma estrela binária provém do efeito Doppler em sua luz emitida.
Ancak 37.dakikaya kadar etkisiz bir performans gösteren oyuncu yerini 37.dakikada Burak Yılmaz'a bırakmıştır.Decisão cujo placar seria inaugurado por ele, aos 37 minutos.
Ancak sonrasında yalnız kalmanın etkisiyle depresyona girer ve intihara kalkışır.Apesar disso entra numa profunda depressão e efectua uma tentativa de suicídio.
Bu sorun etkisini azaltmak için çeşitli diğer algoritmalar geliştirilmiştir.Vários algoritmos de aproximação para o problema têm sido desenvolvidos.
Bazı türlerin ısırığında etkili olan bir tedavi başka bir türün ısırığında etkisiz kalabilir.O tratamento para um tipo de cancro da mama pode não ser eficaz para outros tipos.