Bir şehrin yanına dikilen tapınak ve kaleler o şehrin sınırlar üzerindeki etkisini arttırabilir.Храмы, крепости и города, построенные им, могли выдержать почти любую осаду.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Вдохновленный Цезарем Десятый легион усилил натиск и заставил силы Помпея отступить.
Çünkü bebekler antikolinerjiklerin etkisine çok hassastır.Казарки очень чувствительны к антропогенному воздействию.
Etkisi biten felaketin sonunda sadece bir küçük grup canını kurtarabilmişti.Прибывшей на место катастрофы бронегруппе удалось спасти лишь несколько человек.
Ancak sonrasında yalnız kalmanın etkisiyle depresyona girer ve intihara kalkışır.После этого он впадает в депрессию и заканчивает самоубийством.
Wehrmacht için bu yenilgi öylesine büyük bir şok etkisi yarattı ki özel bir soruşturma açıldı.Гей посчитал это сражение настолько выдающимся, что провёл специальное исследование.
Romanda romantizm akımının etkisi görünür.В этом романе сказывается влияние модернизма.
Fighterlerin oyalayıcı etkisi düşmanı geciktirir.Оглушающий хвост Чужого теперь замедляет перемещение противника.
Heimdall'i etkisiz hale getirir.Это заставляет Гомера чувствовать себя лишним.
Etkisini kısa sürede gösterir.Но эффект оказался кратковременным.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Большой вклад в развитие социальной антропологии внес известный представитель структурализма Клод Леви-Стросс.
İngiliz mandası döneminden kalan İngiliz kültürünün de etkisi mevcuttur.Влияние немецкой культуры чувствуется в жизни города до сих пор.
Motosikletli çarpmanın etkisiyle olay yerinde öldü.Умер от последствий несчастного случая — был сбит мотоциклистом.
Tabii ki bunda küçükbaş hayvan sayısının azalmasının da etkisi vardır.Таким образом группа также привлекает внимание к проблеме этого малочисленного вида животных.
Mutasyonlar; yararlı, etkisiz ya da zararlı olabilir.Мутации проявляются по-разному и могут быть как полезными, так и вредными.
Etkisi küresel olan İnternet ekonomisi, hem ticaret hem de siyaseti etkiler.Ограничения в интернет-маркетинге создают проблемы как для компаний, так и для потребителей.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.И одна внучка, которая на год старше своей тети Ярославы.
Üçüncü militan ise polis tarafından etkisiz hâle getirildi.Также он был взят под негласное наблюдение полиции.
En önemli yan etkisi optik nörittir.Наиболее опасные побочные эффекты — это аритмии.
İnsanlar üzerindeki etkisi tarımın ötesine geçerek bir doğal beslenme ve yaşam hareketini oluşturdu.Последний вид также был интродуцирован за пределы своего природного ареала и выращивается для еды.
Okul çağındaki çocuklarda yatışma yan etkisinin sınıfta öğrenmeye etkileri olmaktadır.Для детей школьного возраста седативные побочные эффекты могут повредить обучению в классе.
Mezopotamya kültürü etkindir lakin Kafkas kültürünün az da olsa etkisi vardır.Также кроуновская культура имела промышленность, пусть и малоразвитую.
Işık etkisi yün elyafı kırılgan ve gevşek hale getirir, boya affinitesini azaltır.Оранжевые линзы увеличивают контраст и ощущение глубины, но искажают цвета.
Anaerob bakterilere karşı etkisizdir.Они не действуют на анаэробные бактерии.
Beatrix Potter'in etkisi altında kaldı.Возможно, Беатрис Поттер была одной из них.
Bu göç sürecinde madenciliğin önemli etkisi vardır.В это время идёт интенсивная добыча руды месторождения.
Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır.У Фионы начинается полоса депрессии.
Bunun nedeni ise, ailesinin etkisi olarak düşünülüyor.Отчасти это является следствием её собственной семейной ситуации.
İlk şiirlerinde ise halk şiirinin etkisi görülmektedir.В его стихах заметно влияние народной поэзии.
Ancak ilacın yan etkisi, bir yıl süreyle kullanan kişilerde öldürücü etkilerinin bulunmasıdır.Однако окончательные результаты её воздействия на этих больных людях будут известны примерно через год.
Popüler kültürün etkisiyle dünyada yaygınlaşmıştır.Она в значительной мере влияет на культуру в мировом масштабе.
Toksinlerin etkisi genellikle LD50 değeri temel alınarak belirlenir.В связи с этим ЛД50 часто указывается со способом введения в организм.
Kısacası tüm vücutta etkisine gösterir.В редких случаях оно охватывает всё тело.
Taşıt sürme veya makine kullanımı üzerinde bilinen bir etkisi yoktur.Нет указаний на неблагоприятное воздействие на управление автомобилем или сложными техническими устройствами.
Ertesi sene Elazığspor bu baskının da etkisiyle tarihinde ilk defa Süper Lig'e çıkmayı başarır.В прошлом, когда было некое негативное давление, это был первый раз, когда я столкнулся с такими новостями.
Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlamaktadır.Гравитация оказывает влияние на развитие жизни животных с момента появления первого одноклеточного организма.
Bu bombardımanın da bir etkisi görülmedi.Бомба не взорвалась и здесь.
45 mm lik top ise tamamiyle etkisizdi.Само по себе 356-мм орудие вышло достаточно неплохим.
Bu uzun kopyalar, testosteronun bağlayıcılığının etkisini azaltmaktadır.Длительное его применение вызывает снижение секреции собственного тестостерона.
Kalmukların kurduğu Kalmuk Hanlığı bir süre sonra Çarlık Rusyası'nın etkisine girmiştir.Добыча кошенильного червеца неоднократно интересовала Российское правительство.
Bu yenilenmenin etkisi kısa sürede ortaya çıktı.Это разнообразие скоро дало свой результат.
Bununla birlikte, bazen etkisizdir, çünkü bir MAC adresi sahte olabilir.ومع ذلك فإنه في بعض الأحيان غير فعال لأنه يمكن تزوير عنوان MAC.
Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.كما كان لها تأثير كبير بين الليبراليين والمحافظين الأمريكيين.
Partinin 1939'dan önce az etkisi vardı ve Almanlar için espiyonaj değeri çok düşüktü.كان تأثير الحزب قبل عام 1939 ضئيلاً، وكانت جهودهم التجسسية ذات قيمة قليلة بالنسبة للألمان.
Bu karşılaşmanın genç Beckett üzerinde derin bir etkisi oldu.كان هذا التعارف له تأثير خاصا على الشاب بيكيت.
Bir tür sözel olmayan iletişim biçimidir ve sosyal davranış üzerinde büyük etkisi olduğu düşünülmektedir.هو شكل من الاتصالات اللاشفهية ويعتقد أن له تأثير كبير على السلوك الاجتماعي.
Fakat, fırtına iyi geçti ve güneyde az bir etkisi oldu.ومع ذلك، مرت العاصفة أيضا إلى الجنوب مع تأثير ضئيل.
Eylül 2006'da çıkan Continuum albümünde blues etkisi görülebilir.يمكن أن يُرى تأثيرالبلوز في ألبوم Continuum الذي أصدره في سبتمبر 2006.
Düşük toksisite: Viral vektörün enfekte ettiği hücrenin fizyolojisi üzerinde asgari düzeyde etkisi olmalıdır.سمية منخفضة: يجب أن يكون للناقل الفيروسي الحد الأدنى من التأثير الفيسيولوجي على الخلايا التي يصيبها.
Şarap veya tuz içeriğinin etkisi üzerinde hiçbir zaman çalışma yapılmamıştır.لم تتم دراسة تأثير النبيذ ومحتوى الملح مسبقًا.
Soğuk algınlığının ekonomik etkisi, dünyanın birçok yerinde yeteri kadar anlaşılmamaktadır.إنّ الأثر الاقتصاديّ للزُكام غير مَفهوم بوضوح في أرجاء كثيرة من العالم.
İlk DNA makinası (bir girdinin etkisiyle yapısını değiştiren bir yapısal motif) 1999'da gösterilmiştir.فأول آلةٍ دنا نانويةٍ - الحافز الذي يغير بنيته استجابةً لمدخلٍ ما - ظهرت عام 1999.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.حيث يعتبر المؤرخون أن علم الصيدلة في مصر القديمة على سبيل المثال لم يكن فعالا.
Annesinin daha önce gözünden tedavi olduğu bilinmektedir fakat bu durumun ölümüne olan etkisi bilinmemektedir.وقد كانت في وقت سابق قد تلقت رعاية صحية من أجل حالة عينيها ولكن تأثير ذلك على موتها كان مجهولا.
Neshat filmi ilk kez kullanmaya geldiğinde, İranlı yönetmen Abbas Kiarostami'nin etkisinde kaldı.عندما كانت نشاط أول مرة تستخدم الفيلم ، تأثرت بعمل المخرج الإيراني عباس كياروستامي.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.يقوم الأشخاص بتقليل أثر تلك المعلومات عن طريق تفسيرها بأنّها غير موثوقة.
Arapçanın etkisi, kültürleri İslam'dan etkilenen birçok başka ülkede de derinleşmiştir.كان تأثير اللغة العربية عميقا أيضا في العديد من البلدان الأخرى، التي تأثرت ثقافاتها بالإسلام.
"Umami tadının tekrarlayan testlerde tuz oranı düşük olan yiyecek öz sularının lezzetine etkisi"."تأثير طعم أومامي على جودة طعم الحساء قليل الملح خلال الاختبارات المتكررة".
Savaş, Kore'de Çin etkisinin ve Çin'deki Kendini Güçlendirme Hareketi'nin sona ermesine yol açtı.هذه الحرب أنهت النفوذ الصيني في كوريا، وأنهت حركة تقوية الذات في الصين نفسها.
Asansörde her şey birlikte düştüğünden dolayı, görülebilir bir yerçekimi etkisi yoktur.بما أن كل شيء داخل المصعد يسقط بتزامن (مع بعض)، فإنه لايمكن ملاحظة أي أثر للجاذبية.