Muhtemelen, 599'tan sonraki seferlerin geç döneminde Avar yenilgilerinin uzun vadeli bir etkisi olmuştur.Probabilmente le disfatte subite dagli Avari dal 599 in avanti ebbero un impatto a lungo termine.
Güneşin etkisiyle buharlaşan sular gök yüzünde bulutları oluşturur.Il sole al tramonto fa scintillare sull'acqua i suoi raggi.
Sebald aynı Thomas Bernhard'ın da etkisinden de söz etmiştir.Si veda anche la recensione "Thomas Bernhard.
Ayrıca İskenderun Demir-Çelik Fabrikalarının da ekonomiye etkisi bulunmaktadır.Nello stesso periodo le imprese Ferri-Ranieri hanno un tracollo finanziario.
Hız 9'un kararsız olmasına rağmen, Deathstroke'un yeni çeşidinin hiçbir olumsuz yan etkisi yoktur.Tuttavia, il Velocity 9 usato da Inertia fu fatto da Deathstroke e non rivelò nessun effetto collaterale.
Etkisi birkaç dakika içinde geçer.Impastare il tutto per qualche minuto.
Afrodizyak etkisi olduğuna inanılırdı.A quanto sembra le si attribuivano poteri afrodisiaci.
Ayrıca düşük vücut ısısından dolayı mide ağrısını iyileştici etkisi vardır.Ha anche un effetto curativo per il mal di stomaco dovuto alla bassa temperatura corporea.
O yıllarda yazılan eserler Hegel ve Marx’ın eserlerinin etkisi altındaydı.Le sue prime opere furono influenzate dallo studio degli scritti di Hegel e Marx.
Buruk tat ve ağızda oluşan kabarcıklar zehrin etkisini gösteren başlıca belirtilerdir.Tosse e catarro, nel fumatore, sono il primo sintomo di questi effetti.
Bu zamana kadar, bu etkisinin varlığı henüz kanıtlanamamıştır.Per il momento, la sua esistenza non è stata ancora confermata.
Müzikte İrlanda müziğinin büyük etkisi vardır.Fece anche grande uso della musica irlandese.
İstanbul'un kuzey ormanları, Karadeniz ikliminin etkisinde biçimlenmiştir.Le foreste della regione iberica nord-occidentale mostrano qualche variazione in accordo con l'altitudine.
Böylece Charon'un kütleçekim etkisi hesaplanarak, Plüton'un gerçek kütlesi saptanmıştır.Una volta misurato l'effetto gravitazionale di Caronte è stato possibile determinare la vera massa di Plutone.
Şehrin ekonomisinde şişe-cam sanayii ve Nijerya Film Endüstrisinin (Nollywood) önemli etkisi vardır.Col termine Nollywood (fusione di Nigeria e Hollywood) si intende l'industria cinematografica nigeriana.
Nevai'nin doğuda Hindistan'ı ve batıda Osmanlı imparatorluğuna kadar olan alanda büyük bir etkisi olmuştur.Nava'i ebbe grande influenza in aree lontane come l'India a est e l'Impero ottomano a ovest.
Hırsız ise herkes için bir şok etkisi yaratacak biridir.L'identità del tiratore sarà una sorpresa per tutti.
Bu yenilenmenin etkisi kısa sürede ortaya çıktı.Questa alleanza produsse i suoi effetti pressoché immediatamente.
Azeroth’a ilk saldırıdan önce de bu güçlerin etkisi altında olduklarını öne sürdü.51, dal momento che Israele aveva attaccato per primo.
Vasquez ve ekibinin bulunduğu helikopter de bombanın etkisiyle yere çakılır.Il Proteus ed il suo equipaggio subiscono le conseguenze di questo improvviso rumore.
Kış musonları etkisini gösterdiği sırada kuzey akıntılarını da tersine döndürür.Durante il monsone d'inverno, però, le correnti del nord sono rovesciate.
Fakat onun etkisi Maupasant'a göre daha azdır.Risulta essere più piccola della Masuria.
Sonuçta, ağır kış koşullarının da etkisiyle Doğu Cephesi istikrara ulaştı.Inoltre l'avvicinarsi dell'inverno peggiorava notevolmente le condizioni meteorologiche.
Saldırı, de León'un bedeninin %24'ünde yanma etkisi göstermiştir.L'acido aveva danneggiato il 43% del suo corpo.
Bu alandaki en başarılı eserleri, biraz da Antoine Watteau'nun yarattığı akımın etkisiyle çizdikleriydi.Il principale elemento decorativo di questa stanza sono le delicate boiseries realizzate da Antoine Rousseau.
Bunun etkisiyle Au3+ iyonları nötür altın atomlarına indirgenir.Questo provoca la riduzione degli ioni Au3+ ad atomi di oro neutro.
Oyunun son safhasında şahın etkisi büyük olabilir.Solo alla fine del gioco ci sarà una maggior quantità di personaggi.
Coğrafi özelliği Tokat'ın dağ köyü olup Karadeniz iklimi etkisi alanındadır.Compito di tale specialità è il combattimento in montagna e in territori caratterizzati dal clima freddo.
(Charlie nerede?) kitabı okuru olmasının da etkisi olduğunu belirtmiştir.Anche Steve è stupito di leggere quel cruciverba.
Bir başka önemli etkisi Güneştacında radyo dalgalarının kırılma olmasıdır.Un altro effetto importante è la rifrazione delle onde radio dalla corona solare.
İlacın ortaya çıkan bu etkisinin büyüklüğü ilacın o dokuda bulunan miktarına bağlıdır.L'effetto come ogni farmaco deriva dalla quantità assunta della droga.
ÖSS'nin etkisinden kurtulamamıştır ve bu yüzden hiç konuşmamaktadır.La mandibola del cavaliere è andata perduta, quindi non è in grado di parlare.
Alman savaş ve siyaset üzerindeki belirleyici etkisi vardı.Le lingue germaniche influenzarono particolarmente le parole portoghesi riguardanti la guerra e la violenza.
Bu değişime aşınma mekanizmalarının etkisi büyüktür.Le barriere all'uscita da tale regime di cambio sono molto elevate.
Norman etkisi özellikle kuzey bölgelerinde sınırlı olmuştur.La Emys ha un accrescimento piuttosto lento, specialmente nelle regioni settentrionali.
Eğer bomba kurulmuşsa, defans yapanlar bombayı etkisiz hale getirmek zorundadırlar.Una volta rotta la formazione, i bombardieri dispersi sarebbero stati colpiti uno per uno.
Sitokininler sağlam bitki üzerine püskürtülürse etkisi gayet tesirli olabilir.Quando il cane riesce a spingere in modo deciso può ottenere il cibo.
17 Temmuz 1998'de evinin önünden gece yarısı eşi Orhan Kuriş etkisiz hale getirilerek kaçırılmıştır.La mattina di domenica 27 luglio 2008, Ivins fu trovato privo di sensi in casa propria.
Buffy etkisiz hale getirdiklerini incelemeye başlar ve onlarla daha önce savaştığını hatırlar.Baldur ha difficoltà a riprendersi dal ritorno alla vita ed ha ricordi confusi di cosa gli è accaduto prima.
Etkisini kısa sürede gösterir.L'effetto, però, svanisce in poco tempo.
Elektromanyetik alanın bu vakum enerjisi Casimir etkisi nden sorumludur.Prova di questa energia di punto zero sarebbe osservabile nell'effetto Casimir.
Bu anlamda kurucu etkisi, genetik sürüklenmenin özel bir formudur.Il fenomeno detto collo di bottiglia identifica un particolare tipo di deriva genetica.
Ancak yine de birçok Alman tankını etkisiz hale getirmiştir.Neppure riuscirono a metter fuori combattimento i carri armati tedeschi.
Bunlar kütleçekimsel merceklenme etkisi nedeniyle oluşuyor.Sono causate da perturbazioni cronodipendenti.
Ancak sonrasında yalnız kalmanın etkisiyle depresyona girer ve intihara kalkışır.Quest'ultimo dopo aver perso il lavoro entra in depressione ed è sul punto di suicidarsi.
Ülke çoğunlukla Fransa'nın etkisi altında kaldı.La maggior parte vive ancora sotto la soglia di povertà.
Bilim adamları fazla çayın erkek sağlığı üzerinde olumsuz etkisinin olabileceğini göstermiştir.Ученые доказали, что чай в больших количествах может плохо влиять на мужское здоровье.
İlacın etkisi şaşırtıcıydı.Эффект от лекарства был поразительным.
Sesinizin üzerimde yatıştırıcı bir etkisi var.Ваш голос меня успокаивает.
Bunun sağlığım üzerinde olumlu etkisi oldu.Это положительно сказалось на моём здоровье.
Parlamento ilk başlarda John Pym ve destekçilerinin etkisi altındadır.Парламент был изначально под влиянием Джона Пима и его сторонников.
Bazı modeller insan vücudundan daha büyük benzerlik etkisi yaratmak için sıcak su ile doldurulabilir.Некоторые модели могут наполняться тёплой водой, для создания большего эффекта подобия человеческого тела.
1956 olaylarının etkisi siyasi görüşlerimi şekillendirdi.Под воздействием событий 1956 года окончательно сформировались мои политические взгляды.
Rusya'nın iklimi birkaç belirleyici faktörlerin etkisi altında oluşmuştur.Климат Российской Федерации сформирован под воздействием нескольких определяющих факторов.
Bu ilişki iki yöne ayrılabilir: din siyaseti ve dinin siyaset üzerindeki etkisi.Эту связь можно разделить на два аспекта: политизация религии и влияние религии на политику.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.Они уменьшали влияние такой информации, интерпретируя её как ненадёжную.
1913'lerin sonlarına doğru, bu dans New York'u ve Finlandiya'yı da etkisi altına aldı.К концу 1913 года танец попал в Нью-Йорк, США и Финляндию.
Etkisi olmamasına karşı Rex çoğunlukla onunla flört eder.Рекс часто бесцельно флиртует с ней.
Çeşitli genler bunlara aday olarak saptanmıştır ancak her birinin etkisi kendi başına çok küçüktür.Обнаружено множество генов-кандидатов, но эффект каждого из них очень мал.
Kazak müzik kültürünün gelişimi üzerinde büyük bir etkisi vardır.Оказал большое влияние на развитие казахской музыкальной культуры.