Ana içeriğe geç
Sözlük

etkisi ile cümle

etkisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Rostand'a zengin, romantik hayal gücü, Schiller'e de büyük, kahramansı etkisi yüzünden hayranlık besledi.Ammirava Rostand per la sua ricca immaginazione romantica e Schiller per la sua portata grandiosa ed eroica.
Bu eğilimler, bu tarz bilgileri güvenilmez olarak yorumlayarak etkisini azaltır.I soggetti riducono l'impatto di tali informazioni interpretandole come non affidabili.
Manchester Üniversitesi'nde, karbondioksit ile klor karışımına ışığın etkisini araştırdı.A Manchester Harden studiò dapprima l'azione della luce su una mistura di anidride carbonica e cloro.
CIA, Saddam'ın doğrudan etkisi ile hayalet yazarlar tarafından yazıldığına inanıyor.La CIA ritiene che sia stato scritto da ghostwriters sotto la diretta influenza del rais.
5-Metilsitozin, DNA metiltransferazların etkisiyle meydana gelen bir epigenetik değişimdir.La 5-metilcitosina è una modificazione epigenetica indotta dall'azione delle DNA metiltransferasi.
Hâlbuki gergedan boynuzunun bilinen hiçbir etkisi bulunmamaktadır.Non è chiaro se ciò sia utile anche per le ustioni del collo.
Sıçan ve farelerde yapılan çalışmalar fenilefrinin karsinojenik etkisi olmadığını göstermiştir.Studi sperimentali effettuati sul ratto e sul topo non hanno mostrato alcuna carcinogenicità.
ABD'de tanınmıyor olması ve müziğine ilgi olmamasının da bunda etkisi olmuştur.Inoltre, non era molto conosciuto in America e c'era poco interesse per la sua musica.
Bazı antidepresan ilaçlar da, uyarıcı etkisinden ötürü uyku yitimine yol açabilmektedir.Alcuni farmaci antidepressivi possono causare insonnia per loro effetto psicostimolante.
Kazak müzik kültürünün gelişimi üzerinde büyük bir etkisi vardır.La sua opera ebbe un profondo impatto sullo sviluppo della cultura musicale kazaka.
Faraday etkisinin ölçüm cihazları üzerinde birkaç uygulaması vardır.Ci sono alcune applicazioni della rotazione di Faraday negli strumenti di misura.
Batı etkisinde gelişen modern Türk edebiyatının şekillenmesi 1896 ve 1923 arasında da sürdü.La maggior parte delle radici della moderna letteratura turca vennero create tra gli anni 1896 e 1923.
Nicolas Poussin'in etkisi altında kaldı.Le sue opere rivelano l'influenza di Nicolas Poussin.
Strula, Strunlungar ailesini, güç ve etkisiyle İzlanda'nın diğer klanlarına karşı savaşmaya ikna etti.Sturla usò il potere e l'influenza della famiglia Sturlungar per fare guerra agli altri clan islandesi.
Birkaç dakika sonra polisler gelir ve soyguncuyu kimin etkisiz hale getirdiğini sorar.Arriva la polizia che sorprende i ladri.
Halkanın etkisi ilk 1924 yılında Orest Chwolson tarafından akademik literatürde belirtilmiştir.L'anello fu menzionato la prima volta in una rivista accademica da Orest Chwolson nel 1924.
Bu deney, MSW etkisi ile etkinleşme olayını araştırarak, MSW hipotezini test edecektir.Questo esperimento proverebbe l'ipotesi MSW, trovando la soglia dell'effetto MSW.
Konvansiyonel silahların onların üstünde az etkisi olduğu görünüyor.La loro corazza è talmente spessa che le armi convenzionali non hanno il minimo effetto su di essi.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Mauss ha influenzato profondamente il fondatore dell'antropologia strutturale Claude Lévi-Strauss.
Nem etkisi azdır.Mal di poco.
Genellikle karakterler kötü veya kayıtsız dış güçlerin zorlayıcı etkisi altındadırlar.Spesso i personaggi sono soggetti all'influenza compulsiva di potenti esseri malevoli o indifferenti.
Van Gogh, pencereden süzülen ışığın dikiş diken kadın üzerindeki etkisini gösterir.Van Gogh mostra l'effetto della luce che dalla finestra filtra sul suo lavoro di cucito.
Bu eğilimin Prusyalı köy soylularının feodal partisinin bazı öğeleri üzerinde belli bir etkisi oldu.Ma più che sufficienti a garantire una decisiva influenza prussiana sulla politica delle Province Unite.
Ölen Olivia ise Cortexifanın iyileştirici etkisiyle yeniden uyanacaktır.Fortunatamente Giulio si risveglia grazie solamente alla cura farmacologica.
Art Tatum'un caz tarihindeki etkisi muazzamdır.Il suo stile risente dell'influenza di Art Tatum.
Bizans ipek dokumacılığın etkisi derindi.L'influenza esercitata dalla tessitura della seta bizantina fu profonda.
Başka bir araştırmaya göre de sakız çiğnemenin iştah açıcı etkisini ortaya koymuştur.Rapidamente si scopre che il ragazzo ha anche bisogno di un trapianto di fegato.
Etkisinin alanı 3x3'tür.Il resto della tabella è 3×3.
Cisco IOS , isteğe bağlı olarak floodların etkisini azaltabilen özelliklere sahiptir.Cisco IOS ha caratteristiche opzionali che possono ridurre l'impatto delle inondazioni.
Yazının bellek üzerinde hiçbir etkisi yoktur.”La coscienza ha scarsa influenza su di esso».
Aynı zamanda yalnız yaşamanın da etkisi olduğunu belirtti.«Una cosa sola è certa, che egli è vissuto.
Buna rağmen Araplar, etkisi olduğunu kabul ederler.È tuttavia appurato che abbia subito anche influssi arabi.
Carl von Clausewitz'in etkisi altında kalarak askeri tarihe merak sardı.Ed a questo proposito è da preferire il lavoro di Carl von Clausewitz.
Kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz hale getiriyor daha sonra da boğazını kulaklarına kadar kesiyordu.Mary prima di morire era stata costretta ad urlare e poi le era stata tagliata la lingua.
İnsan sağlığına, özellikle de yüksek tansiyona olumlu etkisi vardır.Ottimo stipendio e soprattutto assistenza sanitaria.
Denetleyici, yetki, koordinat etkisi yoktur .Non vi era alcuna alcuna forma di direzione, coordinamento o controllo.
Japon sanatına hayran olan Grasset'in bazı eserlerinde Japon etkisi oldukça göze batmaktadır.Nei suoi lavori in ceramica, ad esempio, è notevole l'impatto dell'arte giapponese.
Şiirlerinde Budizm etkisi vardır.Tra le minoranze si trova il Buddhismo.
Devletin doğu kesimlerinde Cumhuriyetçilerin etkisi hâlâ yüksektir.La forza repubblicana è più grande nelle parti orientali dello Stato.
Müzikteki kullanımına göre postminimalizm, minimal müzik etkisinde anlamında kullanılır.Nella musica, il postminimalismo si riferisce alla musica che segue la musica minimale.
Korsan, yolcuların da yardımıyla uçuş ekibi tarafından etkisiz hale getirildi.Nessun passeggero rimasto ferito, anche grazie al personale di bordo.
Bölgede Anglo-Sakson kralların etkisi de sınırlı olagelmiştir.Da un punto di vista politico la situazione dei regni anglo-sassoni ci è nota solo a grandi linee.
Nadir durumlarda fenitoin metabolizmasını inhibe ederek etkisini artırabilir.Più raramente, può dare metastasi extracraniche.
Nohut yemeğinin hafif gaz yapıcı bir etkisi vardır.I frutti del giuggiolo hanno un blando effetto lassativo.
Bu gelişme halk ve devlet ilerigelenleri arasında pek şok etkisi yaratmadığı bildirilmektedir.Il tutto si svolse, chiaramente, non senza momenti di tensione tra il signore e i cittadini.
Bu tür görüşmeler adayların daha objektif değerlendirilmesine ve "hale etkisi"nin giderilmesine yardımcı olur.Indossare cappelli serve sia per superare missioni sia per rendere l'orda più "strana".
Olaylara düzenli katılım ile oyuncu, Feo'nun bir bölgesindeki etkisini arttırır.La partecipazione regolare a tali eventi aumenta l'influsso del giocatore su un territorio del mondo di Feo.
Jülyet iksirin etkisiyle yere yığılır ve herkes onun öldüğünü sanır.L'operazione riesce talmente bene, che tutti credono veramente che lui sia morto.
Böylece zehir etkisini yok ederler.Riesce anche a neutralizzare il veleno.
Günümüzde Polonya siyasi hayatındaki etkisi eskisine göre çok sınırlıdır.La parte esclusivamente espositiva della storia slavobulgara riveste oggi un interesse molto limitato.
Bu bombardımanın da bir etkisi görülmedi.Anche questo velivolo non ebbe alcun uso.
Kadının aşkının adam üzerinde dönüştürücü bir etkisi olur.Viene dunque reso appieno l'amore di una donna verso il proprio uomo.
Trafik kazaları ağırlıklı olarak alkol ve madde etkisi altında araç kullanımından kaynaklanmaktadır.Restrizioni alla guida sotto l'effetto di alcolici o di droghe.
Kaplıcanın etkisinden dolayı da dünyanın en iyi zeytinlerinin yetiştiği söylenmektedir.Non c'è da stupirsi che la sua collezione di gioielli fosse ritenuta la più bella del mondo.
Gökbilimciler, sadece kendi çekim etkisinin ışığı etkilemesi sonucunda bunu algılayabilirler.Gli astronomi possono unicamente rilevarne l'influenza tramite il modo in cui la gravità agisce sulla luce.
Aynı şekilde çözelti, ölü derilerde etkisizdi.È come svuotato, morto dentro.
İyi bir okuyucu olan annesinin de etkisiyle ailesinde kültür ve eğitime önem veriliyordu.Ho avuto la fortuna di nascere in una famiglia attenta allo studio e alla cultura.
Mohawk etkisi aslında "Taxi Driver" filminde Robert De Niro'nun saç şekliyle olmuştur.Il video è una sorta di parodia di Robert De Niro nel film Taxi driver, con Francesco nei panni di De Niro.
Kendisi birçok röportajında: "Ben büyük bir Ermeni etkisiyle yetiştirildim.In un'intervista dichiara: “Ho capito che ero nata attrice.
Rihanna en büyük etkisini Mariah Carey'den aldığını söylüyor.Park Bom sostiene che le sue maggiori influenze siano Mariah Carey e Beyoncé.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod