Hikâye, cezai hukuk etkisi altında siyasal yozlaşma ve "şöhret suçlu" konsepti üzerine bir hicivdir.La historia es una crítica a la corrupción del sistema judicial y al concepto de criminales estrellas.
Uçak kazasının etkisi geçip kendisine geldiğinde Wozniak Apple'a geri dönmez.Woz no volvió a Apple después de recuperarse del accidente de avión.
İyonlar katoda sürüklenirken, serbest elektronlar elektrik alanın etkisi altında anotta sürüklenir.El raíl sólo se activa eléctricamente cuando está bajo el tranvía.
Parti uzun süre etkisiz kaldı.La batalla estuvo largo tiempo indecisa.
Japon kültürünün etkisindedir.También parece estar obsesionado con la cultura japonesa.
İngiliz işgalinin Hindistan ekonomisi üzerindeki etkisi tartışmalı bir konudur.Las estadísticas sobre la tasa de aborto irlandés en el Reino Unido siguen siendo controvertidos.
Kış musonları etkisini gösterdiği sırada kuzey akıntılarını da tersine döndürür.Durante el monzón de invierno, de todas maneras, las corrientes del norte cambian de dirección.
Sıcaklık ve basıncın denge üzerinde etkisi vardır.Debe vigilarse la temperatura y la humedad relativa.
Fakat altın post etkisini çok fazla gösterir ve Thalia normale döner.El vellocino tiene un efecto demasiado fuerte para Thalia y acaba resucitándola...
Bradley Etkisi hakkındaki bölüme (Böl. 16 / s.Creí Que Mi Dolor (versión balada) 14.
Değmemesi durumunda çiğneme etkisiz hale gelir.Por defecto tiene el valor IN si no se pone nada.
Biraz dövüştükten sonra Caleb onu da etkisiz hale getirir.Se pelean y Caleb claramente está siendo superado.
Uyuşturma etkisi 2-3 saat kadardır.La incubación dura 2-3 días.
Manço için "Çocukluğumda büyük etkisi var.Referencias “Guardo una relación muy fuerte con la infancia.
Arap etkisi Lizbon’da halâ görülmektedir.Todavía es posible ver esa entrada a Lisboa.
23. Şubat 1887'de bu bölge, şiddetli bir depremin etkisinde kalarak 2.000 kadar insanın ölümüne sebep oldu.El terremoto más grave aconteció el 23 de febrero de 1887 en el que murieron más de 2.000 personas.
Hall etkisi, bir iletkendeki akımın doğası nedeniyle meydana gelir.Presión radical, la que ocurre en el interior de la raíz de una planta.
Bununla birlikte -iklim ve modanın etkisine bağlı olarak- gündelik kıyafetlerde de görülür.Muy al contrario, viste pantalones o faldas modernas dependiendo de la actividad diaria.
Bu büyümenin etkisi ile 1849 yılında bir liman inşâ edildi.En 1849 se construyó un puerto.
Takip eden süreçte sandık işleyişlerinde bozulmalar oldu ve sandıklar etkisini yitirdi.Repleto de matanzas, y buscaba puntos cuando su motor falló.
Etkisini kısa sürede gösterir.Pero los efectos pasarán en poco tiempo.
Hemen hemen tüm görevler için IPC kullanımı ciddi bir performans etkisine sahip olduğu ortaya çıktı.Todo esto proporcionaba a cualquier acción del ICTE una repercusión pública casi inmediata.
Bu sürecin çimlenmeye etkisi ya yoktur ya da olumlu etkisi vardır.Mortero que no tenga contracción o que tenga expansión positiva.
Olaylara düzenli katılım ile oyuncu, Feo'nun bir bölgesindeki etkisini arttırır.La participación regular en estos eventos aumenta la influencia del jugador en diversas zonas del mundo Faeo.
Titanic battıktan sonra tüm dünyada şok etkisi yaratmıştır.Tras estás palabras el mundo del tenis quedó conmocionado.
Atropinin yüksek dozlarda farelerde fetus üzerinde zararlı etkisi görülmemiştir.No se objetivaron efectos deletéreos de las dosis elevadas de epinefrina.
Çalışmalarında Romantizm akımının etkisi altında kalmıştır.Su obra puede encuadrarse en el Romanticismo.
İslamiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatı, Türklerin İslamiyet'e geçişi ile başlayan edebi dönemdir.La historia escrita de Sudáfrica comienza con la llegada de los portugueses.
Babürlülerin Hindistan'da etkisi azaldı.La oropéndola india migra parcialmente.
Bunun da etkisiyle devre arasında sözleşmesi karşılıklı feshedildi .Fruto del acuerdo se produjo un intercambio accionarial entre ambos grupos.
Bu olayın etkisinden ve anavatanının işgal altına girmesinin yarattığı üzüntüden asla kurtulamadı.Nunca se recuperó de la tensión de este episodio, ni de ver su país invadido y vencido.
Basit evsizlerken birden çocuk sahibi olmanın bize büyük bir etkisi oldu.A pesar de ser hijo único su infancia no fue fácil.
Bölge yavaş yavaş Yunan kültürü ve sosyal değerlerinin etkisinde kalmıştır.El área estuvo completamente integrado en la cultura y la civilización griegas.
Rihanna en büyük etkisini Mariah Carey'den aldığını söylüyor.Así que tal vez la misma Rihanna tenga la culpa.
Bu türün yaşam sahasının büyük kısmı, artan insan nüfusunun etkisi altındadır.La mayor parte de estos ecosistemas se encuentran intervenidos por la acción del hombre.
Bundan sonraki senelerde Şeddadilerin bölgedeki etkisi giderek küçülmüş.En los siglos siguientes, la obra se representará cada Vez menos.
En önemli yan etkisi optik nörittir.Su principal efecto secundario es la náusea.
Nankin kenti ılıman bir iklime sahiptir ve Doğu Asya Muson rüzgarları etkisi altındadır.Nakín tiene un Clima subtropical húmedo y está bajo la influencia del monzón del este de Asia.
Taşıt sürme veya makine kullanımı üzerinde bilinen bir etkisi yoktur.No se han descrito efectos sobre la capacidad para conducir y utilizar maquinaria.
Zaten, Hitler şansölye atandıktan kısa bir süre sonra parlamentoyu etkisiz hale getirmişti.Debido a esto, el propio Hitler aminoraría posteriormente la importancia del nordicismo.
Bu sayede güneydeki bölgelerdeki düşmanlar etkisiz hale getirildiler.Los enemigos dentro de esta área serán dañados.
En büyük korkusu tüm cesaretini kaybetmek ve canavarların karşısında etkisiz kalmaktır.Preciosa enfrenta con valentía todas sus desgracias.
Anti-sera etkisi de bu kalkanın zayıflamasına ve ısının düşmesine sebep oluyor.La consecuencia es que esa zona de pulmón se va retrayendo y colapsando.
Maccaroni safranla lezzetlendirilerek yapılırdı ve böylece de Arap etkisini gösterir.El topónimo Cozcurrita es de raigambre árabe, hecho que reflejaría una influencia andalusí.
Bu konuları tema olarak kullanmasında çocukluğunun büyük bir etkisi vardır.El estudio de los efectos de estas medidas se encuentra aún en su infancia.
Gerçi bunda II. Dünya Savaşı sonrası şartlarında etkisi olmuştur.Su verdadera eclosión llegará, no obstante, con la segunda posguerra.
Dinlenmenin onun üzerinde harika bir etkisi vardı.Il riposo ebbe su di lui un effetto meraviglioso.
Usta bir renk uzmanı olarak kuzeni Vincent van Gogh'un üzerinde büyük bir etkisi olmuştur.Maestro del colore, ebbe una significativa influenza sul cugino Vincent van Gogh.
İlk çalışmalarında optik akustik ve Doppler etkisi üzerine yoğunlaştı.I suoi primi lavori riguardarono l'effetto Doppler in ottica e in acustica.
Lineer bir ilişki olduğu durumlarda, bu etki Pockels etkisi olarak bilinir.Nel regime in cui tale relazione è lineare, tale effetto è conosciuto come effetto Pockels.
13 Mayıs - Bangladeş'i etkisi altına alan fırtınalar ve hortum 600 kişinin ölümüne neden oldu.13 maggio – Bangladesh: alcuni tornado e tempeste uccidono 600 persone.
Bunun, metabolizma üzerindeki etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir.Si ritiene che ciò agisca attraverso il suo effetto sul metabolismo.
Aynı dönemde yazar Multatuli'nin etkisi altına girdi.In questo periodo subì l'influenza dello scrittore anticonformista Multatuli.
Godoy'a sık sık verilen terfiler, kral ve kraliçe üzerindeki artan etkisinin sinyalleriydi.Le frequenti promozioni di Godoy erano un chiaro segno della sua crescente influenza sul re e sulla regina.
Temel olarak glukokortikoid etkisi vardır.Ha principalmente un effetto glucocorticoide.
Bouba/kiki etkisi, sesler ile şekiller arasında rastgele bir bağlantı olmadığıdır.L'effetto bouba/kiki è una mappatura non arbitraria tra i suoni vocali e la forma visiva degli oggetti.
Broşürler ve halk oylamaları ile "Escher Sistemi"ne karşı mücadele edip, politik etkisini zayıflattılar.Con pamphlet e assemblee popolari si lottò contro il «sistema Escher», indebolendone infine l'influsso.
İkinci dünya savaşından sonra ülkelerin merkez bankası üzerindeki etkisi daha da çoğaldı.Dopo la seconda guerra mondiale l'influenza dei Governi sulle banche centrali aumentò.
Sinyalin frekans kayması uydu (Doppler etkisi) hareketine neden olduğunda gerçekleşir.Si ha uno spostamento della frequenza del segnale a causa dello spostamento del satellite (effetto Doppler).
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.La partenza improvvisa aggravò di nuovo lo stato mentale di Sofia.