Bloke kristali: Diğer kristallerin gücünü kısa bir süreliğne etkisiz kılar.Cristal de Bloqueo - suspende temporalmente los efectos de otros cristales.
Bu politikanın etkisi dramatik olmuştur.Los resultados de esa política han sido fulminantes.
1930-1940 arasında yazdığı romanlarda bu ideolojinin etkisi görülür.Las composiciones que escribió entre 1923 y 1934 reflejan estas influencias.
Sonra, Roma'da Claude Lorrain'in etkisinde kaldı.También recibió la influencia de Claude Lorrain.
Döndüğü zaman ülkesi 1893 Krizi’nin ve Oakland’daki işçi huzursuzluklarının etkisi altındaydı.Cuando regresó, el país estaba inmerso en el pánico de 1893 y Oakland azotado por disturbios laborales.
Genetik materyal üzerine olan etkisinden dolayı, potansiyel karsinojenik etkisi vardır.Su uso es controvertido debido a probables efectos cancerígenos.
Samuel Beckett'in ve Harold Pinter'ın etkisinde kalmıştır.Era más bien conocido por sus colaboraciones con Samuel Beckett y Harold Pinter.
Yazının bellek üzerinde hiçbir etkisi yoktur.”“A la izquierda le falta imaginación”».
Mikrop öldürücü etkisi yavaş fakat kalıcıdır.Su acción microbicida es algo lenta, pero continuada.
Kant, Schelling ve Hegel'in etkisinde kaldı.Influyó en Scheler y en Heidegger.
1905 yılında, Albert Einstein fotoelektrik etkisi teorisini yayınladı.En 1905, Albert Einstein publicó la teoría del efecto fotoeléctrico.
Bu etki aynı zamanda “yüzey etkisi” olarak da bilinir.También conocido como el "efecto espejo".
Doppler Etkisi ihmal edilir.El efecto Doppler está simulado.
Coğrafi olarak, Sibirya’dan gelen soğuk kış rüzgarının etkisinin altında olan Kuzeydoğu Çin’de bulunmaktadır.La ciudad está situada en el noreste de China bajo la influencia del duro invierno siberiano.
İlginç Konusu ve özellikle de filmin büyük sürprizi Hollywood'da şok etkisi yarattı.La noticia causó una gran conmoción en Hollywood.
Bu gerçek Oberth etkisi olarak bilinir.A esto se le llama efecto Oberth.
İlçenin iklimi son yıllarda çevrede yapılan barajların etkisiyle ılımanlaşmıştır.Con el barógrafo obtenemos la evolución de la presión atmosférica en las últimas tres horas.
Filmde Ray Harryhausen filmlerinin güçlü bir etkisi göze çarpar.Destacan en esta película los efectos especiales de Ray Harryhausen.
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.La partida imprevista agravó de nuevo el estado mental de Sofía.
Şarkı, ağırlıklı olarak New Wave müziğinin etkisindedir.En el disco se tiene más a la música new wave.
Büyük bir insan etkisi olduğu yerde gelecek senaryoları tahmin etmeye çalışmak anlamsızdır.La inutilidad de intentar predecir escenarios futuros cuando hay grandes influencias humanas es evidente.
Birçok kitabında etkisinin aşikar olduğu görülebilen Terence McKenna ile arkadaşlık yaptı.Fue amigo del psiconauta Terence McKenna, cuya influencia es evidente en varios libros.
Albümün Amerika Birleşik Devletleri'nde etkisi düşük oldu.En el resto de los países de Europa, el álbum ha tenido la mínima repercusión.
Termal ısının etkisinin olduğu Gaz-Sıcaklık ilişkisi de göz önüne alınacaktı.Es asimismo importante, tener en cuenta el tiempo de trabajo expuesto al calor.
Şu sözleri yazdı : "Analitik Motor’un sayıların yanında başka şeylere de etkisi olabilir.El agregó: "Esto hubiera llevado al colmo a muchos otros ingenieros.
Plasebo etkisi, farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir.Efecto placebo, capacidad curativa de un agente terapéutico que no produce ningún efecto farmacológico.
Savaş dönemindeki bombalamaların etkisini üzerinden hiçbir zaman atamadı.Casi nunca nos habló de lo que hizo durante la guerra.
Daha sonraki araştırmaları sonucunda Compton etkisini bulmuştur.Para detectarlos, en ambos casos se utiliza el efecto Compton.
Valproik asit barbitürat etkisini arttırır.El valsartán disminuye la presión arterial.
Komando: Bunlar, parçalayabilir, bozabilir ve düşmanı etkisiz hale getirebilir.El Comando puede perturbar, confundir y neutralizar a los enemigos.
1956 olaylarının etkisi siyasi görüşlerimi şekillendirdi.Las elecciones de 1965 no lograron aclarar la situación política.
Nispeten etkisi az depremler kaydedildi.Su diseño estructural fue bajo cargas sísmicas.
Hemen etkisi ile göreve başladı ve böylece Kongre koltuğunu boşalttı.Asumió el cargo inmediatamente dejando vacante su escaño en el congreso.
Sebald aynı Thomas Bernhard'ın da etkisinden de söz etmiştir.Las apariencias engañan, de Thomas Bernhard.
Nem etkisi azdır.Tuvo poca repercusión.
Yeşil gaz sarhoşluk etkisi yaratır.La botella produce un efecto invernadero.
Ayrıca karasal iklim etkisi de görülür.El cambio climático tendrá también un efecto sobre el reino vegetal.
Annesinin kendisine olan etkisi çok büyüktür.Su madre también parece haber tenido una importante influencia.
Bu çiçeklerin bulunduğu bitkilerin yaprakları muhabbet kuşları için zehir etkisi yaratabilir.En resumen, las perturbaciones ocasionadas por los seres humanos pueden provocar un impacto a estas aves.
Journal Citation Reports'a göre, derginin 2012 etkisi faktörü 2.939 var.Según los Journal Citation Reports, el factor de impacto de este periódico era 2.998 en 2014.
(Mavi saatte çekilen fotoğraflardaki bu görüntü rayleigh saçılımı'nın etkisinden kaynaklanmaktadır.)(Esto es lo que aparece en Sonic Adventure, durante un flashback).
Ekonomik bağımsızlığın topluluğun veya bireyin servetine olan etkisi tartışmaya açık bir konudur.El efecto del mercado libre en la riqueza de la sociedad e individuos está sujeto a controversia.
Bunda, Sovyetler Birliği'ndeki uygulamaların da etkisi olmuştur.Trató de imitar dichas condiciones en la Unión Soviética.
Türk kültüründe de dilinde de aşkın etkisi büyüktür.Incluso en la capital, la vitalidad de la lengua gallega en las conversaciones es muy fuerte.
Önce avrupanın etkisi.Los intereses europeos primero.
Bu kuram, electron dönüsü hariç Zeeman etkisini açıklamaktadır.La teoría tuvo una correcta explicación al efecto Zeeman, a excepción de la cuestión de espín electrónico.
Fakat, grup ABD başkanının baskısına ve etkisine boyun eğdi gösteri çok daha yumuşak bir ton kullandı.El grupo de los seis aceptó bajo la presión e influencia presidencial presentar un mensaje menos radical.
Toksik etkisi şiddetlidir.Los efectos tóxicos.
Şiirlerinde Budizm etkisi vardır.Y los temas budistas predominan en los poemas.
Bu tür ürünler genellikle etkisiz olarak kabul edilir.Estas granjas normalmente se consideran poco atractivas.
Bu dönemde Caravaggio ekolünün etkisi altındadır.Es evidente en esta tela la influencia de Caravaggio.
Yahudi nüfusu arttıkça Yahudi kültürünün oblasttaki etkisi de kuvvetlendi.A medida que la población judía crecía también creció el impacto de la cultura yidis en la región.
8 Mart 2017'de meydana gelen şiddetli bir fırtınanın etkisiyle tamamen çöktü.Quedó derribada por un fuerte oleaje, durante una tormenta el 8 de marzo de 2017.
Ancak zaman içinde kentleşmenin etkisiyle bunlar zayıflamaktadır.Pero los que se encuentran en su etapa mínima (Novato) solo sufre algunos daños si se encuentran cerca.
Nesnelerden gelen ışık ve renk etkisiyle görme oluşur.Destaca, especialmente, los colores y efectos de luz que nos ofrece.
Beyaz mermere Işık gölge etkisi kullanılarak oyulmuştur ve New Testament'dan dokuz sahne göstermektedir.Muestra nueve escenas del Nuevo Testamento, en mármol blanco con un efecto de claroscuro.
Kayaların bileşimindeki suyun etkisiyle oluşur.Su temperatura se debe al contacto del agua con las rocas en fusión.
Gotık edebiyat içinde Romantizm akımında etkisi var.Introdujo el Romanticismo en la literatura danesa.
Ana madde: Rus iç savaşı Japonya, Çin üzerindeki etkisini 1918 yılında Nishihara Borçları ile artırdı.En 1918, Japón continuó extendiendo su influencia y privilegios en China a través de los préstamos Nishihara.
Reform girişimi hiçbir zaman resmen kaldırılmadı, ancak pratikte yavaşça etkisizleştirildi.Por supuesto, se comprende que la transición no fue abrupta, sino que se hizo en forma gradual.