Ana içeriğe geç
Sözlük

etkiler ile cümle

etkiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hurûfi akımı bir sıra eylemle başkentteki sosyal barışa aksi etkiler yapmıştı.De Haagse Dierentuin kreeg zo onbedoeld een extra sociaal nut voor de Haagse samenleving.
Bu değişikliklerin 2012 seçimleri üzerinde etkileri oldu.Verkiezingen en coalitieonderhandelingen in 2012 brachten daarin geen verandering.
Fakat, bu tarz olayların etkilerinin niceliğini belirlemek zor olabilir.Deze situatie heeft ertoe geleid dat het lastig is de kenmerken van de soort goed vast te stellen.
Onların Ansalon ve dolayısıyla Krynn üzerinde büyük etkileri vardır.Die stekels zijn groot en scherp en (zelfs voor de mens) pijnlijk.
Bu işlemlerde topoğrafın yorumu da elde edilen sonucu etkiler.Ook de toon waarop gesproken wordt, heeft invloed op de inhoud van de boodschap.
Bu ilacın yan etkileri yok.Dit geneesmiddel heeft geen bijwerkingen.
Yan etkileri; hafif başağrısı ve mide bulantısıdır.Bijwerkingen zijn lichte hoofdpijn en misselijkheid.
Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir.Dotychczas ustalono, że krótkoterminowe efekty choroby na danym obszarze mogą być poważne.
Gövde uzunluğu yolcu ve yük miktarını etkiler.Długość kadłuba ma wpływ na liczbę pasażerów i ładowność.
Bunlar genel olarak güvenli olup, nadiren perianal sepsis gibi ciddi yan etkiler oluşabilir.Mimo że generalnie są one bezpieczne, mogą wystąpić rzadkie efekty uboczne takie jak sepsa.
Tedavinin muhtemel yan etkilerinden biri Jarisch-Herxheimer reaksiyonudur.U niektórych chorych podczas leczenia kiły może pojawić się reakcja Jarischa-Herxheimera.
Antibiyotiklerin olumlu etkileri olası yan etkilerle dengelenmelidir.Dobroczynne działanie antybiotyków powinno też zrównoważyć możliwe skutki uboczne.
"Savşın Etkileri Spora Taşınırsa:Kanlı Su Topu Mücadelesi".Ambasadorka kampanii "Ty też masz sport we krwi".
George Orwell gibi yazarlardan etkiler de barındırır.Wspierał go jako pisarza George Orwell.
Rijitlik: Rijitlik, sistemin dış etkiler altında hareketsiz kalabilme yeteneğidir.Zmysł – zdolność odbierania bodźców zewnętrznych.
Albümde Gypsy Woman isimli şarkıda da bu konunun etkileri görülebileceğini bir röportajında açıklamıştır..Inna piosenka z albumu, "Gypsy Woman", była inspirowana tą samą sytuacją.
Bu kurallar arasında başlıcası şudur: Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak."Główną zasadą jest: Twórz aplikacje, które lepiej okiełznają Sieć, by więcej ludzi ich używało”.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Nadal jednak pierwiastki te mają nieznaczący wpływ na funkcjonowanie organizmu człowieka.
Dangerous Woman başlıca bir pop ve R&B albümüdür, ancak house ve dance-pop'un etkileri de görülür.Album Dangerous Woman zawiera utwory z gatunków pop i R&B, z wpływami dance-pop i house.
Evrim, organizmaların şekil ve davranışlarını her yönden etkiler.Ewolucja wpływa na każdy aspekt budowy i zachowania organizmów.
Savaşa katılan ülkelerin halkları direkt olarak savaşın etkilerine maruz kalmazlardı.Większość krajów, które uczestniczyły w konferencji nie dotyczył bezpośrednio kryzys syryjski.
Müziklerinde yoğun şekilde Ortadoğu müziği etkileri görülür.W muzyce grupy daje się także zauważyć stylistyczne wpływy muzyki Bliskiego Wschodu.
Fakat, bu tarz olayların etkilerinin niceliğini belirlemek zor olabilir.Możemy nadal odczuwać skutki tych niefortunnych decyzji.
Ancak etkileri ve kazanımları uzun yıllar devam etmiştir.Sława i uznanie przyszły dopiero po latach.
Bu değişikliklerin 2012 seçimleri üzerinde etkileri oldu.Zmieniło się to po wyborach z 2014 roku.
Peki gebelikteki kansızlığın belirtileri ve bebeğe etkileri nelerdir?Jaki Termometr dla niemowlaka?
Cihazın hayvanların sağlığında olumsuz etkilere yol açtığı yapılan deneylerde gözlemlenmemiştir.Współczesne badania nie potwierdziły pozytywnego wpływu mięsa na zdrowie.
Bu hareketler büyük ölçekli görülebilen etkilerdir.Jest to droga o bardzo efektownych widokach.
Süpernova sonucu oluşmuşlarda gazlar çeşitli etkiler sayesinde dağılırlar ve garip şekiller oluşur.Dodatkowo, wiejący wiatr rozwiewał gazy nadając im dziwne kształty.
Guernica, savaş trajedilerinin ve savaşın bireyler üzerindeki acı verici etkilerinin bir özetidir.Goya przedstawia drugie, tragiczniejsze oblicze wojny.
1943 - Dr. Albert Hofmann, LSD'nin psychedelic (sanrı yaratan, hayal gördüren) etkilerini keşfetti.1943 – Szwajcarski chemik Albert Hofmann przypadkowo odkrył psychoaktywne właściwości LSD.
Narkoz bütün dalgıçları etkilerken, hangi derinlikteki narkozun etkileyeceğini tahmin etmek zordur.Pala rozumie nagle o jaką truciznę tu chodzi.
Etkileri birkaç saat sonra hissedilir.Objawy te przechodzą po kilku godzinach.
Parça EDM ve house etkileri içerir.W niektórych kompozycjach daje się także wyczuć elementy electro i house.
Bunların etkileri ise savaşın ilerleyen safhalarında görülecekti.Wydarzenia te pokazywały, czego można spodziewać się w nadchodzącej wojnie.
Yerli etkinleştirme sunucunun performansını etkiler.Na pracę serca ma wpływ pobudzenie receptorów.
Zayıf Taliban taktikleri saldırının etkilerini artırdı.Pogorszyło to zdolność operacyjną talibów.
El Niño ve La Niña'nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür.Anomalie El Niño i La Niña wpływają na intensywność występowania huraganów.
Fakat en çok Hunlara olumlu etkileri olmuştur.Kalesony budzą wiele pozytywnych skojarzeń.
Bu, HTTP, FTP ve POP gibi IP protokollerini etkiler.Blokada ta wpływa na wszystkie protokoły TCP, w tym HTTP, FTP i POP.
Bu seçilen metaller değişik türden hedeflere karşı farklı etkiler verebilmektedir.Dzieje się tak dlatego, że odmienne metale charakteryzują się różnymi potencjałami elektrody.
Bazı bilimadamları ve çevrelere göre bu bombanın etkileri halen sürmektedir.Naukowiec i kilku ludzi chcą zniszczyć tę linię czasu.
Hafif etkiler tıbbi müdahaleye gerek kalmadan 24 saat içinde kendiliğinden geçer.Lek w ciągu 24 godzin znika z krążenia.
Bu üçlü Galba üzerindeki etkileri nedeniyle "üç pedagoglar" olarak adlandırılıyorlardı.Z powodu wielkiego wpływu na cesarza byli oni nazywani „trzema pedagogami”.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.Japońska recesja w latach 90. miała znaczący wpływ na keiretsu.
Ayrıca kimyasal ve biyolojik silah etkileri ile de donatılabilir.Do użytku wchodzą broń chemiczna i biologiczna.
Eleştiriler bilişsel dil bilgisi ve pragmatikteki yeni dil kuramlarının kavramlarını da etkiler.Współcześni badacze podkreślają nowość przekładu oraz samego podejścia tłumacza.
Duvar kağıdı duvarların tüm yüzeyini kapladığından, renkleri odanın aydınlatmasını etkiler.Wielkie okna w ścianach sprawiają, że pomieszczenie jest pełne światła.
Ancak bunların etkileriyle ilgili sonuçlar çelişkilidir.Prawdziwość tak jednomyślnych wyników jest wątpliwa.
Genel olarak, tüm triptanların eşit derecede etkili olduğu ve benzer yan etkilere sahip olduğu görülmektedir.Rent generellt verkar alla triptaner vara lika effektiva och ger liknande biverkningar.
Migrenin etkileri, ana baş ağrısı geçtikten sonraki birkaç gün devam edebilir.Effekterna av migrän kan kvarstå några dagar efter att den främsta huvudvärken har upphört.
Soğuk algınlığı, en sık görülen insan hastalığıdır ve insanları global olarak etkiler.Förkylning är den vanligaste sjukdomen hos människor och förekommer i hela världen.
Einstein'in teorisinin astrofiziğe kayda değer etkileri vardır.Einsteins teori har viktiga astrofysikaliska konsekvenser.
Etkileri birkaç saat sonra hissedilir.Symtomen avtar efter ett par timmar.
Tedavinin muhtemel yan etkilerinden biri Jarisch-Herxheimer reaksiyonudur.En av de biverkningar som behandlingen kan ge upphov till är Herxheimers reaktion.
Erowid yasal ve yasa dışı maddeleri, hedeflenen ve yan etkilerini de dahil ederek belgeler.Erowid dokumenterar legala och illegala substanser, med avsedda och möjliga bieffekter.
Flavonoidlerin potansiyel yan etkileri düşünülürse faydalı olup olmadığı tartışmalıdır.Det är tveksamt om flavonoider ger någon positiv effekt och de kan dessutom ge biverkningar.
İlk olarak 1971'de tanımlanan bu olay, 1998 yılında feromonların etkileri ile açıklanmıştır.McClintockeffekten beskrevs först 1971, och förklarades 1998 som troligen styrt av feromoner.
Bu genlerin etkisi, organizmanın deneyimlerde bulunduğu çevrenin etkileriyle çeşitli derecelerde dengelenir.Dessa geners inflytande förmedlas i varierande grad av den miljö som organismen upplever.
Müziğin ritmi ve şarkının sözleri oyunun karakterini etkiler.Spelmäns personlighet och humör påverkar hur de spelar en låt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod