Ana içeriğe geç
Sözlük

etkilenme ile cümle

etkilenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Genel olarak fiziksel saldırılardan nadiren etkilenir, ya da hiç etkilenmezler.Att medlemmar möts rent fysiskt sker sällan eller aldrig.
Dünya genelinde, toplumun %10'undan fazlası hayatlarının bir döneminde migrenden etkilenmektedir.Globalt sett drabbas mer än 10 % av befolkningen någon gång i livet av migränanfall.
Bu durum ekonomik olarak müspet yönde mahallesi etkilenmektedir.Det lite oroligt i staden när det gäller politik.
Fallout serilerindeki diğer şehirlerin aksine Vegas şehri nükleer saldırılardan direkt olarak etkilenmemiştir.На відміну від інших міст в серії Fallout, Лас-Вегас не попав під пряму ядерну атаку.
Her sistem farklı kamusal sorunlardan etkilenmektedir ve bu nedenle farklı kamu politikası gerektirir.Кожна система знаходиться під впливом різних суспільних проблем і тому вимагає різної державної політики .
Dünya genelinde, toplumun %10'undan fazlası hayatlarının bir döneminde migrenden etkilenmektedir.У всьому світі більше, ніж 10 % населення, страждає на мігрень у тому чи іншому періоді життя.
Sonuç ise zooplanktonların %75’inin tükenmiş olması dolayısıyla göldeki tüm besin zinciri etkilenmesiydi.Так і сталося, адже 75% гравців у результаті хотіли врятувати Ларрі.
Hidrojen akımındaki karbon dioksit varlığından etkilenmez.Присутність канцерогенних вуглеводнів у воді недопустима.
Sosyoloji ve Psikoloji’nin karşılıklı etkilenme durumu da 20. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkmıştır.Філософія, психологія і соціологія стали цікавитися ностальгією лише в першій половині XX століття.
Mahalle şu an modernleşen dünyadan etkilenmektedir.На південній околиці міста нещодавно закладений модерний парк.
Tom çok etkilenmedi.Том не був дуже сильно враженим.
Dünya genelinde, toplumun %10'undan fazlası hayatlarının bir döneminde migrenden etkilenmektedir.Obecně migrénou v určitém okamžiku života trpí více než 10 % populace.
Hastalıklardan pek etkilenmez.Jsou velice náchylné k nemocím.
Alan derinliği aynı zamanda format büyüklüğünden de etkilenmektedir.Mohutnost rostliny je ovlivňován i délkou fotoperiody.
I. Dünya Savaşı sonrasında kısa bir süre Fransız işgaline uğrayan Payas, işgalden fazla etkilenmemiştir.Osud dalších francouzských vojáků po bitvě byl stejně nejistý.
Bu dönemde Rönesans'tan da etkilenmeye başladı.V této době také zesílil tlak Byzance.
Bu canlılar kalsit kabukları sayesinde güneş ve rüzgardan etkilenmezler.Díky tomu nejsou citlivé na sluneční úpal.
Etkilenmesinin yanı sıra favori grupları Metallica ve Guns N' Roses'tır.Trupele preferate lui Vengeance includ, de asemenea, Metallica, Misfits și Guns N' Roses.
Dünya genelinde, toplumun %10'undan fazlası hayatlarının bir döneminde migrenden etkilenmektedir.Peste 10% din populația globală suferă de migrenă la un moment dat în decursul vieții.
Genellikle bu sistemlerden ikisi veya daha fazlası etkilenmektedir.De regulă, sunt afectate cel puțin două dintre aceste sisteme.
Bu durum ekonomik olarak müspet yönde mahallesi etkilenmektedir.Din păcate, această situație are un efect izolant din punct de vedere economic.
Toplam yoğunluğu ve polarizasyon derecesi etkilenmez.A teljes intenzitás és a polarizáció szöge megmarad.
Genellikle bu sistemlerden ikisi veya daha fazlası etkilenmektedir.Ezek közül a rendszerek közül többnyire kettő vagy több érintett.
Hastalıklardan pek etkilenmez.Nem különösebben ellenálló a betegségekkel szemben.
Kriton ise pek etkilenmemiştir.A claustrum viszont érzékelhetően hiányzik.
Bu olay onun Kalpana'dan etkilenmesini sağlar.A történteket Varga Katalin hatásának rótták föl.
Düşürülen tavuk eti miktarı Ganimet büyüsünden etkilenmez.Az egerészölyv sem veti meg a kislábú erdeiegér húsát.
Yeni ırkın, süt veriminin 10 ay boyunca 3 litre olması ve soğuktan minimum etkilenmesi hedefleniyor.A magoknak legalább három hónapos hideghatásra van szükségük, mielőtt kicsíráznának.
Bu dönemde Rönesans'tan da etkilenmeye başladı.Ez a megállapodás még a reneszánsz idejéből származik.
Yüksek hava nemi ister, yüksek pH veya düşük sıcaklıktan etkilenmez.Ezeket a közösségeket nagy fémion koncentráció jellemzi, alacsony pH és magas hőmérséklet.
Babasının anlattığı hikâyelerden hala etkilenmeyen Will gerçeği öğrenmek istediğini söyler.Will ei vieläkään vaikutu isänsä tarinoista, vaan vaatii saada tietää totuuden.
Ayrıca diğer kuş hastalıklarından da etkilenmektedir.Myös sairaudet verottivat osaltaan lintukantoja.
Buna zıt olarak, itici kuvvetin etkisi özellikle sıcaklıktan etkilenmez.Tällöin kosteuseläminen ei vaikuta aseen tarkkuuteen.
Karşılıklı kültürel etkilenme gerçekleşir.Koheesiolla tarkoitetaan keskinäisiä vetovoimia.
Çoğu insan bu kısıtlamalardan etkilenmektedir.Suurin osa yksilöistä on näiden tyyppien risteytyksiä.
Nemden etkilenmezler, sürtünmeye ve aşınmaya dayanıklıdırlar.Toivon lämpimästi, että hänet voidaan vapauttaa kivusta, paineista ja kuohunnasta nyt.
Harbin, bugün hâlâ Ruslar ile olan geçmişinde çok fazla etkilenmektedir.Nykyisin nivhit elävät paljolti samaan tapaan paikallisten venäläisten kanssa.
Genellikle bu sistemlerden ikisi veya daha fazlası etkilenmektedir.Συνήθως συμμετέχουν δύο ή περισσότερα από αυτά τα συστήματα.
İklim; Gulf Stream'in etkisi altındaki Kuzey Atlantik Akıntıları tarafından etkilenmektedir.Το κλίμα επηρεάζεται από το βόρειο Ατλαντικό ρεύμα, ως βόρεια προέκταση του Ρεύματος του Κόλπου.
Bununla beraber bu etkiler çeşitli faktörlerden etkilenmektedir.Ωστόσο οι τιμές τους μπορεί να επηρεαστούν και από άλλους παράγοντες.
Güneş ışığından etkilenmez.Η ηλιακή κηλίδα Νο.
Hastalıklardan pek etkilenmez.Έχει ικανοποιητική αντοχή στις ασθένειες.
Pistoia iklimi ülkenin kuzeybatısında ve dağlara yakın olmasından özel olarak etkilenmektedir.Το κλίμα επηρεάζεται σημαντικά από το υψόμετρο της πόλης και την γειτνίασή της με τα Βραχώδη Όρη.
Akışkanlar kendilerine uygun yüksek titreşimlerden etkilenme özelliğine sahiptirler.Dette er krav som kan være med til at indfri et højt resonanskreds godhed (Q-faktor).
Bu nedenle bölge sık sık kuraklıktan olumsuz bir şekilde etkilenmektedir.Området er ofte plaget af malaria.
Etkilenme hızı: 1-3 saat arasında etkisini gösterir.Ved indtagelse indtræder virkningen i løbet af 1½ time.
Kısa bir süre sonra ise etkilenmeye başladı.Kort tid etter begynner han å føle seg merkelig.
Bu tip piyasada firmalar özellikle fiyat konusunda birbirlerinin davranışlarından oldukça etkilenmektedirler.I en slik situasjon er ingen av markedsaktørene store nok til å kunne påvirke prisene i særlig grad.
Kullanıcı bu tür değişikliklerden arayüz sayesinde etkilenmez.Brukeren merket som regel ikke til disse skiftene.
Hiryu 'nun tahrik gücü etkilenmemiş olmasına rağmen yangın kontrol altına alınamadı.Meskipun mesin-mesin Hiryū tidak terpengaruh, namun kebakaran tidak dapat dikendalikan.
Bu minareler oylamadan etkilenmedi.Saya bersyukur bahwa arteri tidak tersentuh.
Bu dönemde Rönesans'tan da etkilenmeye başladı.Dan sejak itupun regenarasi pun terjadi.
Hans Christian Ørsted'ın derslerinden etkilenmekteydi.Penghargaan tersebut mengambil nama dari Hans Christian Ørsted.
Meyve yarasalarının virüsü etkilenmeden taşıyıp yaydıklarına inanılmaktadır.Kelelawar buah diyakini dapat membawa dan menyebarkan virus tanpa terjangkit.
Bununla beraber bu etkiler çeşitli faktörlerden etkilenmektedir.Tetapi factor itu terkandung dari beberapa factor.
Hiryu 'nun tahrik gücü etkilenmemiş olmasına rağmen yangın kontrol altına alınamadı.Cho dù động cơ của chiếc Hiryū không bị ảnh hưởng, các đám cháy đã không thể kiểm soát được.
Emilimi çok düzenlidir, yemekten etkilenmez.Bicalutamide được hấp thu tốt và sự hấp thu của nó không bị ảnh hưởng bởi thức ăn.
Bu etkilenmeler, Takahata'nın çalışmalarını fantastik kurgu ağırlıklı birçok animeden ayırmaktadır.Cách làm việc cẩn thận như vậy đã giúp Kutuzov giải quyết trọn vẹn nhiều vấn đề ngoại giao.
Diğer İberya ülkelerinin aksine Portekiz, ayaklanmalardan fazla etkilenmedi.スペインの諸王国とは異なり、ポルトガルは暴動の波にさほど巻き込まれなかった。
Bölgedeki denizler (Sarı Deniz, Japon Denizi) de aynı şekilde etkilenmektedir.寝台特急「日本海」も同様であった。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod