Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Allora ero influenzato dalla performance art -- questo 20 anni fa.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Azután a performansz művészet hatása alá kerültem -- ez 20 évvel ezelőtt történt.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Eram influenţat de arta spectacolului -- asta era cu 20 de ani în urmă.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Fui influenciado pela representação artística — isto foi há 20 anos. Fiz um computador a partir de pessoas.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Ik werd beïnvloed door performance-kunst. Dit is 20 jaar geleden.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Inspirowała mnie sztuka performance.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.J'étais influencé par les performances artistiques - c'était il y a 20 ans.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.저는 행위 예술에 영향을 받았습니다 --
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Und Performancekunst hat mich auch beeinflusst - Das war vor 20 Jahren.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Và tôi đã chịu ảnh hưởng bởi trình diễn nghệ thuật - đây là khoảng 20 năm về trước.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Y las artes escénicas me influyeron... esto pasó hace 20 años.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Бях повлиян от изпълнителското изкуство - това беше преди 20 години.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.Меня вдохновляло сценическое искусство. Это было 20 лет назад.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.На мене вплинуло театральне мистецтво - це було 20 років тому.
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.והייתי מושפע על ידי אמנות המופע
Sonrasında sanattan etkilenmeye başladım tabi bu 20 yıl önceydi.وتأثرت بأداء فني
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Chúng tôi cố gắng hiểu nguồn gốc của vấn đề chứ không chỉ thiên về những gì đã có.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Intentamos comprender la raíz del problema en lugar de dejarnos influir por lo que ya existe.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Kami mencoba memahami akar permasalahannya daripada terpaku pada apa yang sudah ada.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.또 이미 존재하는 것들 때문에 편견에 사로잡히지 않고 문제의 원인을 이해하기 위해 노력했습니다.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Nous cherchons à comprendre les causes du problème plutôt que d'être influencé par ce qui existe déjà.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Próbáltuk a probléma gyökerét megérteni ahelyett, hogy elfogultak lennénk aziránt, ami már létezik.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Pyrimme ymmärtämään ongelman ytimen emmekä painottaneet toimintaamme sen mukaan, mitä on jo olemassa.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Siamo andati alla radice del problema senza farci influenzare da ciò che già esiste.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Snažili sme sa porozumieť koreňu problému a nie zakladať na tom, čo už existuje.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Snažlili jsme se porozumět podstatě problému, spíš než být zaujatý tím, co již existuje.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Staraliśmy się dojść do źródła problemu, zamiast patrzeć na już istniejące rozwiązania.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Tentámos entender a raiz do problema em vez de termos como ponto de partida aquilo que já existe.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.We proberen de kern van het probleem te begrijpen liever dan verder te gaan in de richting van wat al bestaat.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Προσπαθούμε να κατανοήσουμε τη ρίζα του προβλήματος παρά να περιοριστούμε από αυτά που ήδη υπάρχουν.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.Ми спробували зрозуміти суть проблеми, замість того, щоб опинитися під впливом вже існуючих рішень.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.ניסינו להבין את שורש הבעיה במקום להיות מוטים מהפתרונות הקיימים.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.نحن نحاول فهم جذور المشكلة عوضاً عن أن نصبح منحازين للشئ الموجود بالفعل.
Sorunun köklerini anlamaya çalışıp hali hazırda yapılanlardan etkilenmemeye çalıştık.本質的な問題を理解しようと努めました そしてこの問題を解決できる
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Acum doar o mică parte din populație rămâne neafectată.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Atualmente há apenas uma pequena parte da população, que permanece sem ser afetada.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Bây giờ chỉ còn một phần nhỏ số lượng của loài này là chưa bị lây nhiễm
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Derzeit ist nur noch ein kleiner Teil der Population nicht betroffen.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Dnes existuje pouze malá část populace, která zůstává nedotčena.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Il n'y a maintenant qu'une petite portion de la population qui n'est pas touchée.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Kini hanya ada sebagian kecil populasi Tasmanian devil yang tidak terkena wabah ini.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.지금은 소수의 데블만이 감염이 되지 않은 채로 남아 있습니다
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Mostanra csak egy apró része a populációnak maradt érintetlen.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Nu är det bara en liten del av populationen som fortfarande är opåverkad.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Nu is er slechts een klein deel van de populatie nog onaangetast.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Obecnie, istnieje tylko mała część populacji, która pozostaje niezarażona.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Ora resta solo una piccola parte della popolazione che rimane immune dal contagio.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Queda sólo una pequeña porción de la población que no ha sido afectada.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Σήμερα, μόνο ένα μικρό μέρος του πληθυσμού δεν έχει επηρεαστεί.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.На сегодняшний день существует только небольшая часть популяции которой не коснулась эта болезнь.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.Сега само една малка част от населението, остава незасегната.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.כעת ישנו רק חלק קטן מהאוכלוסיה, שנותר לא פגוע.
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.ﻭﺍﻶﻥ ﺗﺒﻘﻲ ﺟﺰﺀ ﺻﻐﻴﺮ. ﻓﻘﻂ ﻟﻢ ﻳﺼﺎﺏ ﻣﻦ ﺍﻟﺤﻴﻮﺍﻧﺎﺕ
Şu an nüfuslarının sadece küçük bir bölümü etkilenmeden kalabildi.ほんの一握りです タスマニアデビルがこのガンを発症すると
Sulak alan kuşları ayrıca avcılık ve sulak alanların kurutulmasından da etkilenmektedir.A vizes élőhelyek madarait befolyásolja a vadászat és az élőhelyek eutrofizációja is.
Sulak alan kuşları ayrıca avcılık ve sulak alanların kurutulmasından da etkilenmektedir.Este tipo de aves também é afectado pela caça e pela eutroficação das regiões húmidas.
Sulak alan kuşları ayrıca avcılık ve sulak alanların kurutulmasından da etkilenmektedir.Este tipo de aves también se ve afectado por la caza y la eutrofización de los humedales.
Sulak alan kuşları ayrıca avcılık ve sulak alanların kurutulmasından da etkilenmektedir.Fugle i vådområder er også påvirket af jagt og eutrofiering af vådområder.
Sulak alan kuşları ayrıca avcılık ve sulak alanların kurutulmasından da etkilenmektedir.Ils subissent également les conséquences de la chasse et de l’eutrophisation des zones humides.
Sulak alan kuşları ayrıca avcılık ve sulak alanların kurutulmasından da etkilenmektedir.Jagers en eutrofiëring van wetlands zij n eveneens van invloed op wetlandvogels.