Sözleri aşık olmak ve bir kadını etkilemeye çalışmak hakkındadır.Οι στίχοι προτρέπουν τον ακροατή να ερωτευτεί και να προσπαθήσει να κερδίσει την αγάπη της γυναίκας.
Sitozinin bu metillenmiş hali onun baz eşleşme özelliklerini etkilemez.Επιπλέον, το αυστηρό ωράριό του, δεν του επιτρέπει να έχει σχέση.
Birçok sistemi aynı anda etkilemektedir.Πολλά από τα πρώτα μοντέλα ήταν σε παραγωγή ταυτόχρονα.
Birçok çevresel faktör tansiyonu etkilemektedir.Διάφοροι περιβαλλοντικοί παράγοντες επηρεάζουν την αρτηριακή πίεση.
Mide iltihabı öncelikle çocukları ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayanları etkilemektedir.Η γαστρεντερίτιδα προσβάλλει κυρίως παιδιά και πληθυσμό αναπτυσσόμενων χωρών.
Videoda Jackson ve Tucker, bir kadını etkilemeye çalışan karakterleri canlandırdılar.I videoen spiller Jackson og Tucker mænd, der vil vinde en kvindes følelser.
İlacın yemeklerden önce veya sonra veya yemek arasında alınması sonucu etkilemez.Kunderne betaler før eller efter måltidet.
Birçok sistemi aynı anda etkilemektedir.Systemet er i stand til at engagere adskillige mål samtidig.
Nathan da Lucas'ı etkilemek için, Lucas'ın en yakın arkadaşı olan Haley James ile yakınlaşır.Herefter går Nathan i stedet efter Lucas' ømme punkt, hans bedste ven Haley James.
Sözleri aşık olmak ve bir kadını etkilemeye çalışmak hakkındadır.Sangteksten omhandler det at være forelsket og at prøve at vinde en kvindes gunst.
Sözü edilen yetki ve yetkilerin yukarıda belirtilen amaçlar için varsayımı, Almanya'nın ilhakını etkilemez.Overtagelse, med de overnnævnte formål, af de omtalte bemyndigelser indebærer ikke en annektering af Tyskland.
Chuck Berry de bugünkü birçok müzisyeni etkilemeye devam ediyor.Chuck Berry) og nyere former for musik.
Kuraklıklar da koalaların yaşamını etkilemektedir.Og røverbander er stadig med til at gøre livet usikkert.
Sosyal roller bizim kişisel kimliklerimizi etkilemektedir.Den sociale responsivitet udøver en stærk indflydelse på vores liv.
Ancak Hollanda siyasetini etkilemeye devam etti.Han fortsatte med at have indflydelse på den arabiske politik.
Kitleleri etkileme gücü nedeniyle gazeteci film eleştirileri, sinema sektöründe önemli bir yere sahiptir.På grund af deres grafiske indhold, har denne filmundergenre ofte centrum for kontroverser.
Parti Fransa siyasetini etkilemeye devam etmektedir.Partiet ville gerne påvirke Albaniens udenrigspolitik.
Nur Dağları yağış ve sıcaklık durumunu etkilemektedir.Fjellet kalles også Ytre- eller (Vestre) Håsteinen.
Askerî hükümran kavramı (霸) ve onun "etkileme tarzı" (霸道) Çin toplumuna egemen olmuştur.Konseptene om militært hegemoni og «maktens vei» begynte å dominere kinesisk samfunn.
Büyülü Değnek (Sihirli Çubuk): Nesneleri farklı biçimlerde etkileme gücüne sahiptir.Trylleformler – fag som omhandler trylleformler av diverse slag.
Bu durum bütün ülkeyi etkilemekteydi.Dette sjokkerte hele nasjonen.
Erteleme süresince yatırım üzerinde oluşan faiz, yatırımın geridönüşünü etkilemektedir.Dette arbeidet kaster tvil på påstanden om at investering i infrastruktur sparer reisetid.
Bu üç yönetmen sıklıkla birbirlerinin film rejilerini etkilemektedirler.De tre filmene tangerer tre forskjellige filmsjangre.
Bu hastalık dünyanın çoğu bölgesinde görülür ve şu an tahminen bir milyon kişiyi etkilemektedir.Penyakit ini ditemukan di sebagian besar wilayah di dunia ini dan saat ini menyerang sekitar satu juta orang.
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.Infeksi cacing cambuk berdampak pada sekitar 600 hingga 800 juta orang di seluruh dunia.
Diyabetik retinopati, 20 yıl veya daha uzun süredir diyabet hastası olanların yüzde 80'ini etkilemektedir.Retinopati diabetes dialami oleh 80 persen mereka yang menderita diabetes 20 tahun atau lebih.
Geçtiğimiz 10 yılda, tip 2 diyabet çocukları ve gençleri de etkilemeye başlamıştır.Pada dua tahun pertama, tema Hari AIDS Sedunia dipusatkan pada anak-anak dan orang muda.
Dünya genelinde, migren insanların %10’undan fazlasını etkilemektedir.Di seluruh dunia, migrain memengaruhi lebih dari 10% penduduk.
Birbirlerinin büyülerini de etkilemekte, birbirlerine yardımcı olmaktadırlar.Suka memberi pertolongan kepada orang lain agar dapat berdiri sendiri.
Ayrıca diyet faktörleri de tip 2 diyabet riskini etkilemektedir.Faktor diet juga mempengaruhi risiko munculnya penyakit diabetes tipe 2.
İlacın yemeklerden önce veya sonra veya yemek arasında alınması sonucu etkilemez.Waktu meminum obat apakah sebelum atau sesudah makan juga akan mempengaruhi penyerapan obat.
Bu kısım Red Alert 3 senaryosunu etkilemez.Permainan ini tidak membutuhkan Red Alert 3 untuk bermain.
Bu tüketim halkın sağlığını da olumlu yönde etkilemektedir.Kepedulian masyarakat akan kebersihan termasuk sangat baik.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.Pengobatan penyakit yang tidak memengaruhi sistem saraf mungkin tidak diperlukan.
Ağların birisinde olabilecek arıza veya hata diğer ağları etkilememiş olur.Goncangan atau getaran pada salah satu roda tidak memengaruhi roda yang lain.
Pascal hayatı boyunca matematiği etkilemeye devam etmiştir.Trong suốt cuộc đời mình, Pascal luôn có ảnh hưởng trên nền toán học.
Bu hastalık dünyanın çoğu bölgesinde görülür ve şu an tahminen bir milyon kişiyi etkilemektedir.Bệnh xảy ra ở hầu khắp thế giới và hiện có khoảng một triệu người bệnh.
Geçtiğimiz 10 yılda, tip 2 diyabet çocukları ve gençleri de etkilemeye başlamıştır.Trong 2 năm đầu, chủ đề của Ngày thế giới phòng chống bệnh AIDS tập chú vào các trẻ em và người trẻ.
Amerikan Üroloji Örgütü (AUO)'ne göre erken boşalma problemi erkeklerin %27'si ilâ 34'ünü etkilemektedir.Hiệp hội tiết niệu Hoa Kỳ (AUA) ước tính có 27-34% đàn ông Mỹ bị xuất tinh sớm.
Diyabetik retinopati, 20 yıl veya daha uzun süredir diyabet hastası olanların yüzde 80'ini etkilemektedir.Nó ảnh hưởng đến 80% người bị tiểu đường trong khoảng 20 năm hoặc nhiều hơn.
İslami gelenekler ve kurallar burada günlük hayatı etkilemektedir.Các truyền thống và lễ hội Hồi giáo ảnh hưởng tới các hoạt động thường nhật trên đảo.
Sezon ortasında gerçekleşen bu transfer Lewandowski'nin Dortmund'daki konumunu etkilemedi.Những tháng đầu sau vụ án không phải là dễ dàng đối với Lewinsky.
Aynı zamanda gezegenlerden kaynaklanan gelgit etkisi Güneş'in şeklini belirgin derecede etkilemez.Hiệu ứng thủy triều của các hành tinh thậm chí còn yếu hơn, và không ảnh hưởng lớn tới hình dạng Mặt Trời.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.Điều trị bệnh khi không liên quan đến hệ thần kinh có thể không cần thiết.
Birbirlerinin büyülerini de etkilemekte, birbirlerine yardımcı olmaktadırlar.困っている人(人化した禍具を含む)がいるとつい助けようとしてしまう。
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.鞭虫感染は世界の約6〜8億人に影響を与えている。
Gün geçtikçe iyice düşen su seviyesi, gölde yaşayan canlı türlerini de olumsuz etkilemektedir.異説として、下海上国造の流れを汲む他田日奉直氏の後裔、日奉宿祢姓。
Ancak metro istasyonu inşaatı metro hattının çalışmasını büyük ölçüde etkilemedi.地下鉄の建設に全く問題がないわけではなかった。
Sosyal roller bizim kişisel kimliklerimizi etkilemektedir.社会調査は個人のプライバシーに関わるものである。
Birçok sistemi aynı anda etkilemektedir.複数の部が同時に開かれる。
Dişiliğini erkekleri etkilemek için cömertçe kullanan şımarık zengin kızı (Sue Lyon).黄龍親衛隊(おうりゅうしんえいたい) 美黄が誘拐した少女達を洗脳して力を与えた忠実な部下。
Umarım her şey güzel olur, lütfen bu zehirli insanların seni etkilemesine, aşağı çekmesine izin verme."かえすがえすも手抜かりはこれ無き筈ながら別して入念に候様」。
Ancak bu gelişmeler konferansın kararlarını etkilemedi.それでもこれらは議会の決議には大きな影響を与えなかった。
Bu da balık popülasyonlarını olumsuz etkilemektedir.一方で漁業に対しては負の影響を与えた。
Deri enfeksiyonları her yıl her 1000 kişiden yaklaşık 2 kişiyi etkilemektedir.年間約1000人に2人が感染している病気である。
Bu hastalık dünyanın çoğu bölgesinde görülür ve şu an tahminen bir milyon kişiyi etkilemektedir.棘球蚴病分布于世界大部分地方,目前约有100万人受到该病影响。
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.鞭蟲感染影響全世界大約6億到8億的人口。
Bu durum bütün ülkeyi etkilemekteydi.這件事震動了全國。
Amerikan Üroloji Örgütü (AUO)'ne göre erken boşalma problemi erkeklerin %27'si ilâ 34'ünü etkilemektedir.」美国泌尿外科学会(英语:American Urological Association)估計有21%的美国男性受到早發性射精的影響。
Araştırmacıların bilgi düzeyleri ve becerileri bilgi arama davranışını etkilemektedir.被调查者的知识水平、表达能力对研究的结果有一定的影响。