Faşist Parti, coşkulu nümâyişler düzenleyerek İtalyan halkını etkilemeye çalışıordu.Местное поселение старается скрывать от европейцев своё знакомство с письменностью.
Erişim tarihi: 5 Eylül 2009. ^ "Kriz sanal dizileri etkilemedi".«Ледниковый период 5: Столкновение неизбежно» получил негативные отзывы кинокритиков.
Başka bir vatandaşlığın otomatik olarak edinimi veya kaybı Türk vatandaşlığı statüsünü etkilemez.ولا يؤثر اكتساب الجنسية الأجنبية (أو الاحتفاظ بها) تلقائيا على الجنسية التركية.
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.تصيب عدوى الدودة السوطية مايقارب من 600 إلى 800 مليون شخص حول العالم.
Pek çok farklı olay, galaksideki yaşamı etkileme ihtimaline sahiptir.هناك كثير جداً من الحوادث التي بإمكانها أن تقضي على الحياة في كوكب واحد.
Birinin başlangıç yapılandırmasını yaratarak ve nasıl geliştiğini gözlemleyerek hayat oyununu etkilemesidir.من الممكن لأحد أن يتفاعل مع لعبة الحياة بإنشاء تكوين أولي ومراقبة كيف له أن يتطور.
İlacın yemeklerden önce veya sonra veya yemek arasında alınması sonucu etkilemez.فلهذا يفضل أخذ هذه الأدوية أثناء أو بعد تناول الطعام.
Kronik periodontitis 2010'da yaklaşık 750 milyon insanı ya da popülasyonun %10.8'ini etkilemektedir.أمراض دواعم السّن المزمنة تؤثر في حوالي 750 مليون شخص أو حوالي 10.8% من السكان اعتبارا من عام 2010.
Bu durum bütün ülkeyi etkilemekteydi.وقد صدمت هذه القضية البلد بأكمله.
Ancak bu tür mutasyonlar eşey hücrelerini etkilemediğinden kuşaklara aktarılamaz.على أيَّة حالٍ ، هو يختلف عن فيروس HIV في كونه لا يدمِّر هذه الخلايا.
Minenin yayılmış opasiteleri mine miktarını etkilemez ancak görünüşünü değiştirir.الكتامة المنتشة للمينا لا تؤثر في كمية المينا و لكن تغير مظهرها.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.قد لا تكون هناك حاجة لعلاج المرض الذي لا يؤثر على الجهاز العصبي.
YGB genellikle yaşam süresi beklentisini etkilemez.IBS ليس له تأثير مباشر على متوسط العمر المتوقع.
Ancak bu gelişmeler konferansın kararlarını etkilemedi.غير أن هذه التفسيرات لا تعكس توافق الآراء الذي تم التوصل إليه في المؤتمر.
Pfeiffer Sendromu el ve ayaklardaki kemikleri de etkilemektedir.يجب أن يكون ضغط الدم الشرياني نفسه في الذراعين والساقين.
Umarım her şey güzel olur, lütfen bu zehirli insanların seni etkilemesine, aşağı çekmesine izin verme.""دع الناس يتكلموا، وقف أنت كالبرج المتين الذي لا تهتز قمته وإن هبت عليه كل الرياح".
Fakat bu Rammstein'ın Minsk konserini etkilememiştir.روسيا لم تنفذ نقطة واحدة من اتفاق مينسك ".
Gelen ışık atom ve molekülleri etkilememelidir; incelenen numuneye zarar vermeden sadece onu yoklamalıdır.يجب على التدفق الساقط أن لا يؤثر على الذرات أو الجزيئات، يجب أن يكون فقط لسبر الجسيمات المدروسة.
Pascal hayatı boyunca matematiği etkilemeye devam etmiştir.Pascal continuou a influenciar a matemática ao longo de sua vida.
İlacın yemeklerden önce veya sonra veya yemek arasında alınması sonucu etkilemez.Tome o medicamento durante ou após as refeições.
Bu hastalık dünyanın çoğu bölgesinde görülür ve şu an tahminen bir milyon kişiyi etkilemektedir.A hidatidose ocorre em quase todas as partes do mundo e afeta atualmente cerca de um milhão de pessoas.
Bu iki basamak yanlış iş kesmelerin sistemi etkilemesini azaltmak için yardımcı olur.Esta abordagem de dois passos ajuda a eliminar interrupções falsas a partir do sistema afetado.
YGB genellikle yaşam süresi beklentisini etkilemez.A HII geralmente não afeta a expectativa de vida.
İslami hareket özellikle yerel olmak üzere, seçim politikalarını etkilemeye başladı .O Movimento Islâmico passou a ter um impacto considerável nas eleições, particularmente a nível local.
Preeklampsi dünya çapındaki gebeliklerin %2-8’ini etkilemektedir.A pré-eclâmpsia afeta de 2 a 8% das gestações em todo o mundo.
Hastalığın sinir sistemini etkilemediği durumlarda tedavi gerektirmeyebilir.O tratamento da doença quando não envolve o sistema nervoso pode não ser necessário.
Bu durum da tarım ve hayvancılığı olumsuz yönde etkilemektedir.A pecuária e a agricultura contribuem para esse fato negativo.
Ancak bu gelişmeler konferansın kararlarını etkilemedi.Nós entendemos que isso não atrapalha a eleição da Mesa.
Bu aktivitelerin türün yaşamlarını etkileyip etkilemediği konusunda yeterli bilgi yoktur.No entanto, não existem dados sobre o possível impacto destas na sobrevivência da espécie.
Gestasyonel diyabet, araştırılan popülasyona bağlı olarak, gebeliklerin % 3–9'unu etkilemektedir.A diabetes gestacional afeta entre 3 e 9% de todas as gravidezes, dependendo da população estudada.
Gelir dağılımındaki adaletsizlikler sosyal yaşamı da etkilemektedir.Essa aleatoriedade das consequências é inerente à vida social.
Fotoğrafçı – Model: model, fotoğrafçısını etkilemeye çalışır.12 - The Thing from the Grave (A Coisa da Tumba) Uma modelo se apaixona por seu fotógrafo.
Oyuncuların oyundan çıkması oyunun gidişatını (kartın desteden çıkması haricinde) etkilemez.Quem não joga com maturidade Ele questiona na profundeza de seus corações.
Kuraklıklar da koalaların yaşamını etkilemektedir.A morte de Brizola também repercutiu na mídia.
Fadil'in intiharı, Layla'yı etkilemedi.O suicídio de Fadil não afetou Layla.
Ancak bu gelişmeler konferansın kararlarını etkilemedi.Dit bericht was echter niet van invloed op de resultaten van de verkiezingen.
Burada neredeyse çağın sonuna kadar Orta Çağ sanatını etkilemeyi sürdürdü.Deze theorie heeft tot in de late middeleeuwen veel invloed gehad.
Bu da balık popülasyonlarını olumsuz etkilemektedir.Dit heeft een negatief effect op de visstand.
İkna bir toplumsal etkileme biçimidir.Dit is een vorm van sociale invloed.
Kızları etkilemekte üstüne yoktur.Haar vrienden zijn niet onder de indruk.
Bu durum bütün ülkeyi etkilemekteydi.Dit leidde tot opschudding door het hele land.
İlacın yemeklerden önce veya sonra veya yemek arasında alınması sonucu etkilemez.Het is daarom af te raden om pompelmoes te eten voor of na inname van geneesmiddelen.
Bu levha Kuzey Luzon'u etkilemektedir.Het leefgebied van deze arend strekt echter tot het noorden van Luzon.
Ancak Hollanda siyasetini etkilemeye devam etti.Zijn invloed op het Nederlands is nog steeds merkbaar.
İslami gelenekler ve kurallar burada günlük hayatı etkilemektedir.Het dagelijks leven wordt gedomineerd door de islamitische voorschriften.
Nathan da Lucas'ı etkilemek için, Lucas'ın en yakın arkadaşı olan Haley James ile yakınlaşır.Ook is ze boos op hem als Nathan de beste vriendin van Lucas, Haley James, gebruikt om Lucas boos te maken.
YGB genellikle yaşam süresi beklentisini etkilemez.Ibaka speelt meestal als power forward.
Nur Dağları yağış ve sıcaklık durumunu etkilemektedir.Występuje w górach, poza nimi uprawiany i dziczejący.
1910'lardaki isyan, bu şehri iyi etkilemedi.Rewolucja Meksykańska z 1910 r. nie wywarła wielkiego wpływu na stan.
Birçok sistemi aynı anda etkilemektedir.W ruchu pozostaje często kilka maszyn jednocześnie.
Sosyal roller bizim kişisel kimliklerimizi etkilemektedir.Instytucje kultury wpływają na naszą osobowość.
Bu, tarımı ve yerleşimi etkilemektedir.Sprzyjało to napływowi i osiedlaniu się ludności.
Lobicilik, hükümetler tarafından verilen kararları etkileme çalışmasıdır.Polega ona na podejmowaniu działań mających na celu wpływ na decyzje rządzących.
Oysa bulanık düşünce kimseyi bir yere götürmez, dünyayı hiç etkilemeksizin sürekli hoş görülebilir.""Kto nie dotknął ziemi ni razu, ten nigdy nie może być w niebie".
Ancak bu hırs, iradesini ve güçlü karakterini etkilemez.Okazuje się, że nie wystarczy sama chęć walki i ambicje.
Kadınları etkilemek için en sık kullandığı replik "How you doin'?"dir.Słynny jest z podrywania dziewczyn, zwykle charakterystycznym dla niego zwrotem "How you doin'?".
Bu hastalık dünyanın çoğu bölgesinde görülür ve şu an tahminen bir milyon kişiyi etkilemektedir.Sjukdomen förekommer i de flesta delar av världen och drabbar för närvarande ungefär en miljon människor.
Yumurta büyüklüğü yavru ölümünü etkilemez ancak büyük yumurtalardan çıkan yavrular daha hızlı büyür.Äggens storlek påverkar inte mortaliteten bland boungar, men ungar från stora ägg växer snabbare.
Deri enfeksiyonları her yıl her 1000 kişiden yaklaşık 2 kişiyi etkilemektedir.Hudinfektioner drabbar cirka 2 per 1000 personer och år.
Bu durum, özellikle çok sınırlı yayılışa sahip türleri daha çok etkilemektedir.Det gäller särskild för arter med begränsad utbredning.