O benim ne olduğumu etkilemez, aslına bakılırsa.Nu ma deranjeaza, las' sa vina, Nu va afecta ceea ce sunt
O benim ne olduğumu etkilemez, aslına bakılırsa.На самом деле это не затрагивает того, кто я есть.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Enquanto ele ali esteve, tentei impressioná-lo, claro.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Ich wollte ihn natürlich beeindrucken, als er da war, und ich tauchte hinab in knappe 50m Tiefe
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.In timp ce el era acolo, am incercat bineinteles sa il impresionez.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.당연히, 그는 제가 그를 인상깊게 했던 그자리에 있었습니다.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Kým som tam bol, snažil som sa naňho urobiť dojem, samozrejme.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Medans jag var där försökte jag självklart imponera på honom.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Mens han var der prøvede jeg at imponere ham, selvfølgelig.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Mentre era lì cercai di impressionarlo.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Mialatt ott tartózkodott, természetesen megpróbáltam benyomást tenni rá.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Mientras estaba allí, intenté impresionarlo, por supuesto.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Pendant qu'il était là, j'ai essayé de l'impressionner, bien sûr.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Samozřejmě když už tam byl, snažl jsem se na něj machrovat.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Toen hij er was, probeerde ik hem natuurlijk te imponeren.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Trong khi ông ta ở đó tôi cố gắng tạo ấn tượng với ông, dĩ nhiên.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Yritin tietenkin tehdä häneen vaikutuksen.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Όσο βρισκόταν εκεί προσπάθησα να τον εντυπωσιάσω, φυσικά.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Докато бях там се опитах да го впечатля, разбира се.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.Пока он был там, я, конечно же, пытался произвести на него впечатление.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.כמובן, בזמן שהוא היה שם ניסיתי להרשים אותו.
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.ولانه هناك قررت أن أثير إعجابه
O henüz oradayken, onu elbette etkilemeye çalıştım.私は50m弱のダイブをしました
Oluşmaya başlayan Epigenetik işaretler fetusun genlerini ve uzun dönem sağlığını etkileme imkanına sahiptir.エピジェネティク・マークとなるかも知れないのです このことはマウスの実験において示されています
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Îi spuneam doar să se asigure că e bine poziţionată să nu îmi afecteze faţa -- explozia, ştiţi.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Instruuję ją, by upewniła się, czy dobrze to mocuje, bym nie uszkodził sobie twarzy przez ten wybuch.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.KBI: Ik let op dat ze het goed vastmaakt zodat de explosie mijn gezicht niet raakt.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.전 그녀에게 테이프를 잘 붙여 달라고 했어요. 폭발로 제 얼굴이 안 다치게 말이죠.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Sólo le estoy diciendo que se asegure de ponerlo bien. para que no me afecte la cara -- la explosión.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.Tôi chỉ đang bảo cô ấy chắc rằng cô ấy đặt nó đúng để nó không ảnh hưởng tới mặt mình -- vụ nổ, bạn biết đấy.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani."Я просто сказал ей, чтобы она хорошо это сделала, чтобы взрывом не повредило моё лицо.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.קאוין בוקס איקדודא: אני רק מבקש ממנה שתוודא שהיא שמה את זה כמו שצריך. שהפיצוץ לא ייפגע בפנים שלי, אתה מבין?
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.أنا فقط أخبرها أن تتأكد من تثبيته بصورة جيدة حتي لا أصاب في وجهي-- الإنفجار , كما تعلم.
Ona sadece yerine iyice yerleştirdiğinden emin olmasını söylüyorum yüzümü etkilemesin diye -- patlama yani.きちんと対策してくれるよう お願いしているんだ でも彼女もプロだから やり方は心得てるよ
Önceden yapılan atışlarda ne geldiği ilerideki atışların sonucunu etkilemez.E agora vamos rabiscar outro desses.
Önceden yapılan atışlarda ne geldiği ilerideki atışların sonucunu etkilemez.Hvad tidligere kast har givet, påvirker ikke fremtidige kast.
Önceden yapılan atışlarda ne geldiği ilerideki atışların sonucunu etkilemez.과거에 어떤 결과가 발생했는지는 뒤의 확률에게 영향을 끼치지 않숩니다.
Önceden yapılan atışlarda ne geldiği ilerideki atışların sonucunu etkilemez.To co się działo w przeszłości z tymi rzutami nie wpływa na prawdopodobieństwa nadchodzących rzutów.
Önceden yapılan atışlarda ne geldiği ilerideki atışların sonucunu etkilemez.つまり、最初に弾いて表が出た確率は、
Onları döndürmeniz, kaydırmanız veya bunun gibi şeyler yapmanız onu etkilemez.Ak sú prevrátené, otočené alebo posunuté.
Onları döndürmeniz, kaydırmanız veya bunun gibi şeyler yapmanız onu etkilemez.삼각형을 뒤집거나, 돌려서 합동이라면 두 삼각형은 합동인 것입니다
Onları döndürmeniz, kaydırmanız veya bunun gibi şeyler yapmanız onu etkilemez.Pokud jsou převrácené, otočeny nebo posunuty.
Onu etkilemek istemiştim ama - - Biraz abarttım.Aku ingin membuatnya terkesan... ...dan aku pergi terlalu jauh.
Onu etkilemek istemiştim ama - - Biraz abarttım.Ik wilde haar imponeren en ik ging te ver.
Onu etkilemek istemiştim ama - - Biraz abarttım.Quería impresionarla... y fui demasiado lejos.
Onu etkilemek istemiştim ama - - Biraz abarttım.Szerettem volna lenyűgözni... de eltúloztam.
Onu etkilemek istemiştim ama - - Biraz abarttım.Исках да я впечатля... но се престарах.
Onu etkilemek istemiştim ama -Jag ville imponera på henne -
Onu etkilemek istemiştim ama -Jeg ville imponere hende, -
Onu etkilemek istemiştim ama -- Ήθελα να την εντυπωσιάσω και... έφυγα πολύ μακριά... και... φτάσαμε εδώ.
Onu etkilemek istemiştim ama -Исках да я впечатли -
Onu etkilemek istemiştim ama -...רציתי להרשים אותה
Onu etkilemek istemiştim ama -... أردت أن أبهرها و
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.(100:3) Не положу пред очами моими вещи непотребной; дело преступное я ненавижу: не прилепится оно ко мне.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.En kiinnitä silmääni siihen, mikä turmiollista on, eksyttäväistä menoa minä vihaan: ei saa se minuun tarttua.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Ich nehme mir keine böse Sache vor; ich hasse den Übeltäter und lasse ihn nicht bei mir bleiben.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Ik denk niet aan onzuivere dingen. Ik haat de levenswandel van de zondaars. Daar houd ik mij verre van.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.Jeg vil ikke sette mig fore noget nidingsverk; å gjøre overtredelser hater jeg, det skal ikke henge ved mig.
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.kejahatan tak akan kubiarkan. Kubenci perbuatan orang murtad, dan tak mau berurusan dengan mereka
Önümde alçaklığa izin vermeyeceğim. Tiksinirim döneklerin işinden, Etkilemez beni.나는 비루한 것을 내 눈 앞에서 두지 아니할 것이요 배도자들의 행위를 미워하니 이것이 내게 붙접지 아니하리이다