O, Demokratik Parti'nin prestijli ve etkili bir üyesidir.He is a prestigious and influential member of the Democratic Party.
Benzin fiyatları şu ya da bu şekilde hepimizi etkiler.Gasoline prices affect all of us one way or another.
Kültürel etkinlikler İngiltere'nin muhafazakar fikirlerine tepki için iyi bir yoldu.Cultural activities were a good way to react to the conservative ideas of Britain.
O çok etkili.It's very effective.
Tom genellikle gergin durumları etkisiz hale getirmek için mizah kullanır.Tom often uses humor to defuse tense situations.
Tom, durumu hızlı bir şekilde etkisiz hale getirmeyi denemesi gerektiğini düşünüyordu.Tom thought he should try defusing the situation quickly.
Tom bomba patladığında onu etkisiz hale getirmeye çalışıyordu.Tom was trying to defuse the bomb when it exploded.
Yöntemim şaşırtıcı şekilde basit, ama etkisi büyük.My method is surprisingly simple, but the impact is big.
Benim yöntemim şaşırtıcı derecede basit, ama son derece etkili.My method is surprisingly simple, but highly effective.
Neden o birçok dil kursu etkisizdir?Why is it that many language courses are ineffective?
Bu oldukça etkileyici.It's rather impressive.
Tom'un etkileneceğini düşündüm.I thought Tom would be impressed.
Etkileneceğini düşündüm.I thought you'd be impressed.
Birkaç etkili arkadaşım var.I have a number of influential friends.
Bunun dostluğumuzu etkilemeyeceğini umuyorum.I hope this won't affect our friendship.
Açıkçası, onun fikrinden o kadar etkilenmedim.Frankly, I'm not that impressed with his idea.
Tom'un sosyal etkileşimlerle ilgili sorunu var.Tom has trouble with social interactions.
Gerçekten Tom'u etkilemek istiyorum.I really want to impress Tom.
Tom'un saksafon çalış biçiminden gerçekten etkilendim.I'm really impressed with the way Tom plays the saxophone.
Tom etkilenmiş.Tom's impressed.
Onlar etkilenmiş.They're impressed.
Bu etkileyiciThat's impressive.
Ben etkilendim.I'm impressed.
Onun istenilenden çok farklı bir etkisi vardı.It had an effect very different from the one intended.
Bir bombanın nasıl etkisiz hale getirildiğini biliyor musunuz?Do you know how to deactivate a bomb?
Onun çalışmasından etkilendim.I was impressed with her work.
General, pantolonu olmadan daha az etkileyici görünüyor.Without his pants, the general looks less impressive.
O bana etkili bir bakış verdi.He gave me a penetrating gaze.
Uyku eksikliği şarkıcının performansını etkiledi.A lack of sleep affected the singer's performance.
Fırtınanın ekonomi üzerinde ciddi bir etkisi vardı.The storm had a serious effect on the economy.
Ben çok etkilendim.I'm very impressed.
Biz etkilendik.We're impressed.
Tom etkileyicidir.Tom is impressive.
Sen etkileyicisin.You're impressive.
Tom etkili.Tom is influential.
Sen etkilisin.You're influential.
Onu etkilemeyi denedi.He tried to impress her.
O onu etkilemeye çalıştı.She tried to impress him.
Çok etkilisin.You're very efficient.
Tom etkilenmiş davranıyor.Tom acts impressed.
Tom etkilenmemiş.Tom is unaffected.
Tom etkilenmiş değil.Tom isn't impressed.
Tom etkilenmiş görünüyor.Tom looks impressed.
Tom etkilenmemiş görünüyor.Tom looks unimpressed.
Tom etkilenmiyordu.Tom wasn't impressed.
Biz etkilenmedik.We're not impressed.
Hepimiz etkilendik.We're all impressed.
Onlar etkilenmiş değildi.They weren't impressed.
Etkilenmedin mi?Aren't you impressed?
Etkilenmediniz mi?Aren't you impressed?
Gerçekten etkilendim.I'm really impressed.
O etkileyiciydi.That was impressive.
O çok etkileyiciydi.That's very impressive.
Etkileyici olacaksın.You'll be impressive.
Tören çok etkileyiciydi.The ceremony was very impressive.
Haber onu derinden etkiledi.The news moved him deeply.
Bu sabah ofisin etrafında bir sürü etkinlik vardı.There's been a lot of activity around the office this morning.
Etkisi için destekle.Brace for impact.
Ben yalnızca onu etkilemeye çalışıyordum.I was just trying to impress him.
O senin önerini etkiledi.He acted on your suggestion.