Onu etkilemek kolay değildir.She's not easy to impress.
Onu etkilemek kolay.He's easy to impress.
Her ikimiz de etkilenmiştik.We were both shaken.
Bu değişimin etkileri sizi etkilemez.The effects of this change don't affect you.
Kedi etkilenmemişti.The cat was unimpressed.
Neden bu hapların hep yan etkileri olmak zorunda?Why do these pills always have to have side effects?
Tom Mary'yi etkilemek istedi.Tom wanted to impress Mary.
Tom'u etkilemek kolay değil.Tom isn't easy to impress.
Sabahın erken saatleri benim için çok etkili.The early morning hours are the most effective for me.
Biz etkili bir gelişme yaptık.We've made a drastic improvement.
Yabancı dilleri bir kursta öğrenmek kendi başına yapmaktan çok daha etkiliIt is way more effective to study foreign languages in a class than to do so by yourself.
Bu yasa ekonomik durgunlukların olumsuz etkilerini hafifletir.This law mitigates the negative effects of economic recessions.
Katolik Kilisesi toplum üzerinde güçlü bir etkiye sahipti.The Catholic Church had a strong grip on society.
Tom'un etkileneceğinden eminim.I'm sure Tom will be impressed.
Bu son 30 yılın en etkili romanlarından biridir.This is one of the most influential novels of the past 30 years.
Tom bu olayın etkisinden hiç kurtulamadı.Tom never really got over it.
Ben gerçekten bundan etkilendim.I was really impressed with it.
Bence bu oldukça etkileyiciydi.I think it was quite impressive.
Gördüğümden etkilendim.I was impressed with what I saw.
Gelecek ayın konusunun odak noktası küresel ısınmanın etkileri olacak.The focus of next month's issue will be the effects of global warming.
Özel etkinlikler ek ücret gerektirir.Special events require additional fees.
Birkaç yeni etkinlik planlanıyor.Several new activities are scheduled.
Bir şekilde onu kazayla etkinleştirdim.Somehow I accidently activated it.
Bu dış turizmi etkileyecek mi?Will this affect foreign tourism?
O tamamen ters etkili olurdu.That would be counterproductive.
Milyonlarcası o gün etkilendi.Millions were affected that day.
O bence önemli bir etkinlik.I think it's an important event.
Bunun derin etkileri vardır.This has profound implications.
Tom'un etkileyici bir portföyü var.Tom has an impressive portfolio.
Sonuçları çok etkilidir.The consequences are profound.
Hareketlerinin neden olduğu etkileri anladığını sanmıyorum.I don't think you understand the repercussions your actions have caused.
Bu çok etkili görünmüyordu.It didn't seem very effective.
Tom'dan ne kadar etkilendin?How impressed were you by Tom?
Çoğu insan etkilenmedi.Most people were unaffected.
Ana etkinliğe gidelim.Let's get to the main event.
Onun bizi etkilediğini sanmıyorum.I don't think it affects us.
Yan etkiler olacak mı?Will there be side effects?
O kadar etkili değiliz.We're not that influential.
Daha fazla etkileşim istedik.We wanted more interaction.
Hiçbir yan etki yoktu.There were no side effects.
Tom içtenlikle etkilendi.Tom was sincerely impressed.
Çok etkilendik.We've been affected a lot.
Biz çok etkilendik.We're very much impressed.
Aşının etkisi yoktur.The vaccine has no effect.
O oldukça etkili oldu.That was pretty effective.
Tom pek etkilenmemiş.Tom is less than impressed.
Bu en etkileyiciydi.It was most impressive.
Fazla etkilenme.Don't be too impressed.
Hiçbir etkiniz yok.You have no influence.
Bu kimi etkiledi?Who has it affected?
Tom çok etkilenmişti.Tom was so impressed.
Tom gerçekten beni çok etkiledi.Tom really got to me.
Bu bizi etkiledi.It has affected us.
Tom etkileyici bir kimse.Tom is a class act.
Tom'dan çok etkilendim.I was very impressed with Tom.
Gerçekten etkileyiciydi.It was really impressive.
Tom'un cinsel yetenekleri Mary'yi etkiledi.Tom's sexual abilities impressed Mary.
Tom çok etkili bir adamdır.Tom is a very influential man.
Gerçekten etkileyici bir şey görmek ister misiniz?Would you like to see something really impressive?
Tom açıkçası etkilendi.Tom was obviously impressed.