eteği ile cümle
eteği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
"Koç ve Atlar" adımları eteğinde durdu ve Sayın göreZatrzymał się u stóp "Coach and Horses" kroków, a według pana
"Koç ve Atlar" adımları eteğinde durdu ve Sayın göreΣταμάτησε στους πρόποδες του "Coach και τα άλογα" βήματα, και, σύμφωνα με τον κ.
"Koç ve Atlar" adımları eteğinde durdu ve Sayın göreВін зупинився біля підніжжя "Тренер і коней" кроки, і, за словами пана
"Koç ve Atlar" adımları eteğinde durdu ve Sayın göreОн остановился у подножия "Тренер и лошадей" шаги, и, по словам г
"Koç ve Atlar" adımları eteğinde durdu ve Sayın göreТой спря в подножието на "треньор и коне" стъпки и, според г-н
"Koç ve Atlar" adımları eteğinde durdu ve Sayın göreوتوقف عند سفح "مدرب الخيول و" خطوات ، وفقا لما قاله السيد
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Ale jeśli nalegasz, mogę cię uznać za konstruktora, który mieszka u podnóża góry.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Ma se insisti, posso raccomandarti a un bravo ingegnere che vive alle pendici della montagna.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Mas, se insistem, posso indicar-lhes um engenheiro competente que vive no sopé da montanha.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Men hvis det er, kan jeg anbefale en dygtig ingeniør, - - som bor ved foden af bjerget.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Men om du vill kan jag hänvisa dig till en skicklig ingenjör- -som bor vid foten av berget.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Mutta voin ohjata teidät taitavan insinöörin luo- -joka asuu vuoren juurella.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Pero si insistes, te pondré en contacto con un buen ingeniero que vive al pie de la montaña.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Αλλά αν επιμένεις, θα σου συστήσω έναν ικανό μηχανικό που μένει στους πρόποδες του βουνού.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Но я могу порекомендовать тебя одному инженеру, который живёт у подножия горы.
Malezya'daki Satranç Turnuvasından Diz Boyu Eteği Yüzünden AyrıldıMeisje trekt zich terug uit schaaktoernooi in Maleisië als organisatie haar knielange jurk 'uitdagend’ noemt
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.E Moisés levou o povo fora do arraial ao encontro de Deus; e puseram-se ao pé do monte.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.És kivezeté Mózes a népet a táborból az Isten eleibe és megállának a hegy alatt.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.In Mojzes je vedel ljudstvo iz tabora Bogu naproti; in postavili so se spodaj ob gori.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.I wywiódł Mojżesz lud na przeciwko Bogu z obozu, a stanęli pod samą górą.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.모세가 하나님을 맞으려고 백성을 거느리고 진에서 나오매 그들이 산 기슭에 섰더니
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Mose förde folket ut ur lägret, Gud till mötes; och de ställde sig nedanför berget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Men Moses førte folket ut av leiren til møte med Gud, og de stilte sig nedenfor fjellet.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moise a scos poporul din tabără, spre întîmpinarea lui Dumnezeu, şi s'au aşezat la poalele muntelui.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh tiếp Ðức Chúa Trời; dân sự dừng lại tại chân núi.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Môi-se bèn biểu dân ra khỏi trại quân nghinh_tiếp Ðức_Chúa_Trời ; dân_sự dừng lại tại chân núi .
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moïse fit sortir le peuple du camp, à la rencontre de Dieu; et ils se placèrent au bas de la montagne.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Moisés hizo salir al pueblo del campamento al encuentro de Dios, y se detuvieron al pie del monte
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Mozes leidde hen het kamp uit om God te ontmoeten en zij bleven staan aan de voet van de berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Musa membawa mereka keluar untuk bertemu dengan Allah, lalu mereka berdiri di kaki gunung itu
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Så førte Moses Folket fra Lejren hen for Gud, og de stillede sig neden for Bjerget.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Silloin Mooses vei kansan leiristä Jumalaa vastaan, ja he asettuivat vuoren juurelle.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Tedy Mojžíš vyvedl lid z ležení vstříc Bohu; a lid stál dole pod horou.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Und Mose führte das Volk aus dem Lager Gott entgegen, und es trat unten an den Berg.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Vtedy vyviedol Mojžiš ľud z tábora vústrety Bohu, a zastanúc stáli pod vrchom.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Τοτε εξηγαγεν ο Μωυσης τον λαον εκ του στρατοπεδου εις την συναντησιν του Θεου και εσταθησαν υπο το ορος.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.И вывел Моисей народ из стана в сретение Богу, и стали у подошвы горы.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.Тогава Моисей изведе людете из стана, за да посрещнат Бога; и застанаха под планината.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.ויוצא משה את העם לקראת האלהים מן המחנה ויתיצבו בתחתית ההר׃
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.واخرج موسى الشعب من المحلّة لملاقاة الله. فوقفوا في اسفل الجبل.
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩 西 率 領 百 姓 出 營 迎 接 神 、 都 站 在 山 下
Musa halkın Tanrıyla görüşmek üzere ordugahtan çıkmasına öncülük etti. Dağın eteğinde durdular.摩西 率 領 百姓 出 營 迎接 神 、 都 站在 山下
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Dievčatko menom Natsumi dokonca oslovilo slečnu Smithovú, keď odchádzalo, zaťahalo ju za sukňu a spýtalo sa:
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Dívka jménem Natsumi dokonce přišla k paní Smithové, když odcházela, zatahala ji za sukni a požádala:
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Dziewczynka o imieniu Natsumi wychodząc z sali podeszła do Pani Smith, pociągnęła ją za spódnice i poprosiła:
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Ein Mädchen namens Natsumi ging sogar beim herausgehen auf Miss Smith zu, zupfte an ihrem Rock und bat:
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,En flicka som hette Natsumi gick till och med fram till Miss Smith och drog nervöst i sin kjol och sade:
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,나쯔미라는 소녀는 스미쓰씨에게 다가가 그녀가 방에서 나갈 때 치마를 잡으며 부탁했었습니다,
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Một bé gái tên Natsumi thậm chí còn tiếp xúc với cô Smith khi bé rời khỏi phòng và kéo váy cô Smith hỏi,
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Seorang gadis bernama Natsumi bahkan menghampiri nona Smith waktu pulang menarik roknya dan berkata
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Tyttö nimeltä Natsumi jopa
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,Когда мисс Смит выходила из комнаты, девочка Нацуми даже подошла к ней, потянула ее за юбку и попросила:
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,ילדה בשם נטסומי אפילו התקרבה לגב' סמית כשיצאה מהחדר, משכה בחצאיתה ושאלה:
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,فتاة اسمها ناتسومي اقتربت من الانسة سميث وشدت تنورتها وقالت لها
Natsumi adındaki bir kız bayan Smith odadan çıkarken kendisine geldi eteğinden çekiştirip ona sordu,別れ際 スミスに駆け寄り ぴったり くっついて言いました "ママの言う通りにしたって
Nisan 1992'de bir gün mini eteği ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla işe gitmek üzere yürüyordu.1992년 4월 어느날, 그녀는 출근길이었습니다. 미니스커트를 입고 하이힐을 신고 걷고 있었죠
Nisan 1992'de bir gün mini eteği ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla işe gitmek üzere yürüyordu.Ela caminhava para o trabalho, num dia de abril de 1992, de minissaia e saltos altos.
Nisan 1992'de bir gün mini eteği ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla işe gitmek üzere yürüyordu.Estaba caminando al trabajo un día de abril de 1992, en minifalda y tacones altos.
Nisan 1992'de bir gün mini eteği ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla işe gitmek üzere yürüyordu.Nekega aprilskega dne leta 1992 je bila na poti v službo v minikrilu in v visokih petah.
Nisan 1992'de bir gün mini eteği ve yüksek topuklu ayakkabılarıyla işe gitmek üzere yürüyordu.Stava andando a lavorare un giorno di aprile, nel 1992, in minigonna e tacchi alti.
İlgili Sayfalar