Eğer böyle bakarsanız, geçmişe bakarsınız ya da çok esnekseniz kendi içinize bakarsınız.Wenn man so guckt, schaut man in die Vergangenheit oder in sich selbst hinein, wenn man sehr beweglich ist.
Eğer böyle bakarsanız, geçmişe bakarsınız ya da çok esnekseniz kendi içinize bakarsınız.Εάν κοιτάτε έτσι, κοιτάτε στο παρελθόν, ή κοιτάτε μέσα σας εάν είστε ευλύγιστοι, κοιτάτε μέσα σας.
Eğer böyle bakarsanız, geçmişe bakarsınız ya da çok esnekseniz kendi içinize bakarsınız.Ако гледаш ето така, гледаш към миналото или гледаш навътре, ако си много гъвкав, вътре в самия себе си.
Eğer böyle bakarsanız, geçmişe bakarsınız ya da çok esnekseniz kendi içinize bakarsınız.אם מביטים כך, מסתכלים אל העבר, או שמסתכלים פנימה אם מאד גמישים, לתוכנו.
Eğer böyle bakarsanız, geçmişe bakarsınız ya da çok esnekseniz kendi içinize bakarsınız.إذا كنت تبدو مثل ذلك، فأنت تنظر إلى الماضي، أو تبحث في داخل نفسك إذا كنت مرن، داخل نفسك.
Eğer böyle bakarsanız, geçmişe bakarsınız ya da çok esnekseniz kendi içinize bakarsınız.体が柔軟だと 自分の内側が見えてしまいます そしたら 総合失調症になって これまた死んでしまいます
Eğer çok fazla değişmiyorsa, esnek değildir.Jeśli nie, jest zupełnie nieelastyczny.
Eğer çok fazla değişmiyorsa, esnek değildir.그렇지 않으면 매우 비탄력적인 겁니다
Eğer çok fazla değişmiyorsa, esnek değildir.Myslím, že nám to dá lepší základy.
Eğer çok fazla değişmiyorsa, esnek değildir.Якщо невелика - дуже нееластичний.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Als je op een harde stoel zit op een stevige ondergrond, ben je strenger.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ha kemény széken ülsz, egy merev felületen, akkor te magad is merev leszel.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Jika kamu duduk di sebuah kursi keras pada permukaan yang kaku, kamu akan menjadi lebih kaku.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."딱딱한 바닥에 있는 딱딱한 의자에 앉아 있으면 스스로 딱딱해지게 되지요.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ngồi trên một chiếc ghế cứng có mặt ghế cứng, bạn cũng cứng nhắc hơn.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Se ti siedi in una sedia rigida su una superficie rigida, sarai più rigido.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Si estás sentado en una silla dura sobre una superficie rígida, estarás más rígido.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin." Si tu est assis sur une chaise dure, sur une surface rigide, tu seras plus rigide.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Wenn man auf einem harten Stuhl mit einer starren Oberfläche sitzt, ist man starrer.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Εάν κάθεσαι σε μια σκληρή καρέκλα πάνω σε μια άκαμπτη επιφάνεια, θα είσαι ακόμα πιο άκαμπτος.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Ако сте седнали в твърд стол върху твърда повърхност, Вие ще бъдете по-твърди.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Если ты сядешь на жёсткий стул на устойчивой поверхности, ты будешь более непреклонным.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."Якщо ви сидите на твердому стільці чи поверхні, то станете суворими і непохитними.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."אם אתה יושב בכיסא קשה על משטח קשיח, תהיה יותר נוקשה.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin."إذا كنت جالساً على كرسي خشن أو سطح صلب، ستكون أكثر تشدداً.
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan, sende esnekliğini kaybedersin.「堅い椅子に座っていると 心も頑なになる クッションの利いた椅子に座れば もっとオープンになる」
Eğer lastiği çokça çekebiliyorsanız o lastik esnektir.Jeli można ją mocno naciągnąć, jest elastyczna.
Eğer lastiği çokça çekebiliyorsanız o lastik esnektir.많이 늘어나면 탄력적인 것이고요
Eğer lastiği çokça çekebiliyorsanız o lastik esnektir.Se riesci a tirare molto, è elastica.
Eğer lastiği çokça çekebiliyorsanız o lastik esnektir.Якщо ви можете сильно розтягнути її, вона є еластичною.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.Het besef van de flexibele moraal waarmee ik in mijn dagelijkse gemakken voorzag maakte me misselijk.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.Insikten om denna töjbara moral som jag använde för att passa min vardagsbekvämlighet fick mig att må illa.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.제가 매일매일의 편리함을 얻기 위해 이용했던 제멋대로의 도덕성에 대한 깨달음은 저를 메스껍게 했습니다.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.Quan niệm đạo đức linh hoạt này tôi từng thể hiện nhuần nhuyễn mỗi ngày khiến tôi phát ốm.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.Realizând flexibilitatea moralei de care mă folosisem cum îmi convenea, stomacul mi s-a întors pe dos.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.Uświadomienie sobie elastycznej moralności, którą dopasowywałem do własnych wygód, wzbudziło we mnie odrazę.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.Когато осъзнах поведението, с което съм се нагаждал ежедневно за мое удобство, ми стана лошо.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.Меня тошнило от двойной морали, которая была обычной частью моей повседневной жизни.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.הבנת המוסר הגמיש הזה, שאותו התאמתי לנוחות היומיומית שלי החליאה אותי לגמרי.
Esnek ahlâk anlayışını fark etmem günlük hayatımı kolaylaştıran şeylerin beni rahatsız etmesine sebep oldu.倫理観を自在に変えていると気づいた時 私は胸が悪くなるのを覚えました アジアの各地で象牙や サイの角の 需要が止まないことを責め
Esnek APSAPS assouplis
Esnek APSAPS 제한 완화
Esnek APSAps relajado
Esnek APSAPS relaxado
Esnek APSAps rilassato
Esnek APSGelockerte APS
Esnek APSMildrade åtkomstpunktsegment
Esnek APSNem szigorúan értelmezett APS
Esnek APSRozluźnione wymagania sektorów APS.
Esnek APSSlækket aps
Esnek APSVersoepelde aps
Esnek APSvolné APS
Esnek APSΕλαστικό aps
Esnek APSГибкие APS
Esnek APSГнучкий aps
Esnek APSНестриктен aps
Esnek APS緩やかな APS
Esnek bir iş zamanı olan iş yerlerinde işçinin kendisinin iş süresini doldurmasına özen göstermesi gerekirOm man har flexibel arbetstid ska den anställda själv se till att han eller hon arbetar den tid som avtalats.
Esnek bir iş zamanı olan iş yerlerinde işçinin kendisinin iş süresini doldurmasına özen göstermesi gerekir许多单位都采用弹性工作时间,例如上班时间为7点至9点,下班时间为15点至17点。此时员工必须自觉按照协定好的工作时长工作。
Esnek bir şey -- şöyle yazayım --Coś jest elastyczne... napiszę to