Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.Jest to także elastyczna architektura.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.Kiến trúc của nó cũng rất đa dạng.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.또한 이것은 아주 유연한 아키텍처입니다.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.También tiene una arquitectura muy flexible.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.Επίσης είναι πολύ ευέλικτο σύστημα.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.Също така това е много гъвкава архитектура.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.Это очень гибкая архитектура.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.בכל רגע נתון. זו גם ארכיטקטורה גמישה מאוד.
Bu aynı zamanda son derece esnek bir mimari.في أي لحظة من اللحظات. وهي أيضاً عبارة عن شكل هندسي مرن للغاية
Bu biraz daha esnek.Aqui, este é muito mais branda.
Bu biraz daha esnek.Her er det mere frit.
Bu biraz daha esnek.Ici, c'est beaucoup plus clémente.
Bu biraz daha esnek.이 문제에서는 x의 조건이 훨씬 관대해요
Bu biraz daha esnek.Тук, това е много по-лесно.
Bu biraz daha esnek.اما هذه المسألة فهي ابسط بقليل
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Alors cela devient une force très puissante pour eux pour rendre leur marque plus élastique.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Das wird für sie also eine starke Kraft, um ihre Marke dehnbarer zu machen.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Deci asta devine o forta puternica pentru ei sa-si faca brandul mai elastic.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Dus dat wordt een zeer krachtig vermogen voor hen om hun merk meer elastisch te maken.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.그래서 그건 그들의 브랜드를 더 신축적으로 만들어주는 아주 강력한 힘이 됩니다.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Quindi questo diventa una punto di forza per loro per rendere la loro marca più flessibile.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Tak więc mocną stroną Zagat są ludzie, którzy czynią ich markę elastyczną.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Και αυτό γίνεται ένα πανίσχυρο εργαλείο για εκείνους κάνοντας την επωνυμία τους πιο ελαστική.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.И это становится очень серьезной силой для них, позволив сделать бренд более эластичным.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.Така че това става много мощна сила за тях, която прави марката им по-еластична.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.כך שהם הפכו לכוח רב-עוצמה עבורה שמאפשר לה להגמיש את המותג שלה.
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.لذا فهي تصبح قوى ضاربة بالنسبة لهم لجعل علامتهم التجارية أكثر مرونة
Bu da markayı daha esnek bir hale getirmek için çok kuvvetli bir güç haline geliyor.強い力の源になりました ロサンゼルスで 移動式の飲食店を営む
Bu durumdaki yay, bu bölümü muhafazaya sabitleyen silikonun esnekliğidir.Die Feder ist in diesem Fall die Flexibilität des Siliziums, welches mit dem Gehäuse verbunden ist.
Bu durumdaki yay, bu bölümü muhafazaya sabitleyen silikonun esnekliğidir.I det här fallet så är fjädern flexibiliteten från det tunna kislet tjudrat till höljet.
Bu durumdaki yay, bu bölümü muhafazaya sabitleyen silikonun esnekliğidir.Le ressort dans ce cas est la flexibilité du fin silicone qui la relie au boîtier.
Bu durumdaki yay, bu bölümü muhafazaya sabitleyen silikonun esnekliğidir.הקפיץ במקרה הזה הוא הגמישות של החיבור הדק מסיליקון אל המסגרת.
Bu durumdaki yay, bu bölümü muhafazaya sabitleyen silikonun esnekliğidir.النابض في هذه الحالة هو مرونة السيليكون المرتبط بها و بالحاوية
Bu eski bir filmdir, yeni prototiplerle, aslında bütün yüzeyler esnektir ama asıl amacı gösterecektir.이제는 새로운 모형이 생겨서 렌즈의 두 표면이 다 매끄럽습니다. 하지만, 이것으로 제 포인트를 이해하실 수 있으실 겁니다.
Bu eski bir filmdir, yeni prototiplerle, aslında bütün yüzeyler esnektir ama asıl amacı gösterecektir.To bardzo stary film, więc w nowych prototypach, obydwie powierzchnie są elastyczne, ale to pokaże wam sens.
Bu eski bir filmdir, yeni prototiplerle, aslında bütün yüzeyler esnektir ama asıl amacı gösterecektir.Це дуже старе відео, з новими прототипами обидві поверхні гнучкі. Але суть зрозуміла.
Bu eski bir filmdir, yeni prototiplerle, aslında bütün yüzeyler esnektir ama asıl amacı gösterecektir.באבטיפוסים החדשים, פני השטח בשני הצדדים גמישים, אבל זה ימחיש לכם את העניין.
Bu eski bir filmdir, yeni prototiplerle, aslında bütün yüzeyler esnektir ama asıl amacı gösterecektir.إذن ومع النماذج الجديدة، كلا السطحين هما بالفعل مرنان، لكن هذا سيريكم النقطة.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Aceste celule ale cancerului sunt atât de universale -- noi trebuie doar să le manevrăm în direcţia potrivită.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Các tế bào rất linh hoạt, các tế bào ung thư này cũng vậy - chúng ta chỉ cần sử dụng chúng đúng cách.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Deze kankercellen zijn zo wendbaar, we moeten ze alleen in de juiste richting manipuleren.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Diese Krebszellen sind derart wandlungsfähig - wir müssen sie nur auf die richtige Weise manipulieren.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Estas células cancerosas são tão versáteis que apenas temos que as manipular corretamente.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Hangsúlyozom, ezek nagyon messzemenő gondolatok, de úgy gondoltam, ha valahol, akkor itt, a
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.모든 세포는 아주 다재다능하니까, 암 세포도 다용도로 쓰일지 몰라요. 암 세포를 다루는 우리의 기술이 늘기만 한다면요.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Komórki nowotworowe są tak wszechstronne, że wystarczy odpowiednio nimi pokierować.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.Αυτά τα κύτταρα είναι είναι τόσο, μα τόσο ευπροσάρμοστα -- πρέπει μόνο να τα χειριστούμε με το σωστό τρόπο.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.התאים האלה כל-כך רב-גוניים, תאי הסרטן - אנחנו רק צריכים לתפעל אותם בדרך הנכונה.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.هذه الخلايا متقلّبه، خلايا السرطان متقلّبه بشدّه - نحتاج فقط التلاعُب بها بالطريقه الصحيحه.
Bu hücreler o kadar esnek ki, bu kanser hücreleri -- sadece doğru yönde yönlendirmemiz gerekiyor.正しい方向へ操作するだけでよいのです このいくつかの話は非現実的だとは分かっています
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.È in queste fila, intrecciate in un tessuto resistente che sosterrà le comunità, che io trovo la speranza.
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.În aceste fibre, ţesute într-un material rezistent care va susţine comunităţile, regăsesc eu speranţa.
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.In diesen Fäden, die zu einem robusten Stoff gewebt werden, der Gemeinschaften stützt, finde ich Hoffnung.
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.제가 찾은 희망인 질기고 강한 천에 꿰매진 이 한땀 한땀이
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.Точно в тези нишки вплетени в един устойчив здрав плат, които ще поддържат общностите, откривам надежда.
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.בתוך הפתילים הללו שנטווים יחדיו לכדי אריג חזק שישא ויתמוך בקהילות,
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.إنه في تلك الخيوط التي تغزل على شكل نسيج مرن يحافظ على بقاء المجتمعات,
Bu ipliklerden örülen esnek kumaşın içinde toplumların umut bulacağına inanıyorum.コミュニティーを支えることのできる 強い布へと紡がれていくことに 私は希望を持ちます
Buna esneklik denir.Asta se numeşte elasticitate.
Buna esneklik denir.Cela s'appelle la détermination.