Ana içeriğe geç
Sözlük

esmer ile cümle

esmer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Czarnamci, alem wdzięczna, o córki Jeruzalemskie! Jestem jako namioty Kedarskie, jako opony Salomonowe.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Eu sou morena, mas formosa, ó filhas de Jerusalém, como as tendas de Quedar, como as cortinas de Salomão.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Hỡi các con gái Giê-ru-sa-lem, tôi đen, song xinh đẹp, Như các trại Kê-đa, như màn cháng của Sa-lô-môn.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Hỡi các con_gái Giê-ru-sa-lem , tôi đen , song xinh_đẹp , Như các trại Kê-đa , như màn cháng của Sa-lô-môn .
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Ich bin schwarz, aber gar lieblich, ihr Töchter Jerusalems, wie die Hütten Kedars, wie die Teppiche Salomos.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Jeg er sort, dog yndig, Jerusalems Døtre, som Kedars Telte, som Salmas Forhæng.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Jsemť černá, ale milostná, ó dcery Jeruzalémské, tak jako stanové Cedarští, jako opony Šalomounovy.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.kete vagyok, de szép, Jeruzsálem leányai; mint Kédár sátrai [és] Salamon szõnyegei.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.예루살렘 여자들아 내가 비록 검으나 아름다우니 게달의 장막 같을지라도 솔로몬의 휘장과도 같구나
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara."Minä olen musta, mutta ihana, te Jerusalemin tyttäret, kuin Keedarin teltat, kuin Salomon seinäverhot.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Sort er jeg, men yndig, I Jerusalems døtre, som Kedars telter, som Salomos telttepper.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Soy morena y bella, oh hijas de Jerusalén. Soy como las tiendas en Quedar o como los pabellones de Salomón
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Svart är jag, dock är jag täck, I Jerusalems döttrar, lik Kedars hyddor, lik Salomos tält.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.Черна съм, но хубава, ерусалимски дъщери, Като кидарските шатри, като Соломоновите завеси.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.שחורה אני ונאוה בנות ירושלם כאהלי קדר כיריעות שלמה׃
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.انا سوداء وجميلة يا بنات اورشليم كخيام قيدار كشقق سليمان.
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.耶 路 撒 冷 的 眾 女 子 阿 、 我 雖 然 黑 、 卻 是 秀 美 、 如 同 基 達 的 帳 棚 、 好 像 所 羅 門 的 幔 子
Esmerim ben, ama güzelim, Ey Yeruşalim kızları! Kedarın çadırları gibi, Süleymanın çadır bezleri gibi kara.耶路撒冷 的 眾女子 阿 、 我雖然黑 、 卻是 秀美 、 如同 基達 的 帳棚 、 好像 所羅門 的 幔子
Gösteride bağırıp duran şu esmer kadın da kim?Allora chi è quella donna bruna che urla alla manifestazione?
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.C'est un Sud-Asiatique, un Sud-Asiatique à la peau très foncée.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Dél-ázsiai -- nagyon sötét bőrű dél-ázsiai.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Ele é asiático, um asiático de pele muito escura.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.El este sud-asiatic -- un sud-asiatic foarte închis la culoare.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Er kommt aus Südasien und hat eine sehr dunkle Haut.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Hij is Zuid-Aziatisch, donker getint Zuid-Aziatisch.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Je z jižní Asie - má velice tmavou pleť.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.그는 매우 어두운 피부색의 남아시아인이였죠.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Κατάγεται από τη νότια Ασία και έχει πολύ σκούρο δέρμα.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Он выходец из южной Азии — очень темнокожий.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Той е южноазиатец - много тъмнокож южноазиатец.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.במוצאו הוא דרום-אסיאתי. דרום-אסיאתי מאד כהה-עור.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.فهو من جنوب آسيا، فكانت له بشرة سمراء
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.大きな男で 髪は 彼の言葉で「ケツにとどく」
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Dia bangkit, pergi ke jendela, dan menatap bukit kehitaman, dan sedikit gelap Angka meruntuhkan itu.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Ele se levantou, foi até a janela e olhou para a encosta sombria, eo pouco escuro figura derrubar-lo.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Felkelt, az ablakhoz ment és kinézett a sötét domboldalon, és a sötét kis szám tépte le azt.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Hän nousi ylös, meni ikkunaan ja tuijotti hämyisiin rinteellä, ja tumma hieman Kuva revittiin alas.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Il se leva, alla à la fenêtre, et regarda la colline sombre, et le peu sombre Figure démolir elle.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.그는 일어나서 창문으로 다가 갔을 때, 그리고 어스레한 언덕에서 보았다, 그리고 어두운 작은 그 아래로 찢어 수치.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Ông đứng dậy, đi đến cửa sổ và nhìn chằm chằm vào sườn đồi sẫm, và ít tối con số rách xuống nó.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Sa sculat, a mers la fereastră, şi se uită la deal sumbru, şi puţin întuneric figura rupere jos ea.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Se levantó, fue hacia la ventana, y se quedó en la ladera oscura, y la oscuridad poco cifra que derribar.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Si alzò, andò alla finestra, e fissò la collina scuro, e il piccolo buio figura abbattere esso.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Vstal je, šel k oknu, in strmel v temno pobočje, in malo temno Slika rušenje to.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Vstal, šel k oknu a zadíval se na svahu tlumeně a temném Obrázek stržení to.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Vstal, šiel k oknu a zadíval sa na svahu tlmene a temnom Obrázok strhnutie to.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Wstał, podszedł do okna i wpatrywał się w mroczne wzgórza, a ciemne trochę postać zburzenia go.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Він встав, підійшов до вікна і втупився на темний схил пагорба, а темні маленькі фігура зриваючи його.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Он встал, подошел к окну и уставился на темный склон холма, а темные маленькие фигура срывая его.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.Той стана, отиде до прозореца, и се втренчи в мургава склон, и малко на тъмно фигура разкъсване по нея.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.نهض ، وذهب إلى النافذة ، ويحدق في التلال داكن ، والقليل الظلام الرقم هدم لها.
O, kalkıp pencereye gitti ve esmer yamaca baktı, ve küçük karanlık yıkmaktan rakam.イットダウン引き裂く把握。 "彼は交絡急いでいるようだ"と博士はケンプは言った、"しかし、彼は取得していないようです
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.Dia adalah gelap, tampan, dan gagah, tidak pernah panggilan kurang dari sekali sehari, dan sering dua kali.
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.El este întuneric, frumos şi elegant, niciodată solicită mai puţin de o dată pe zi, şi, adesea, de două ori.
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.Er ist dunkel, schön und schneidigen, nie Anrufe weniger als einmal pro Tag, und oft zweimal.
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.Han är mörk, vacker och käck, aldrig Parlamentet mindre än en gång om dagen, och ofta två gånger.
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.Han er mørk, smuk og flot, aldrig opfordrer mindre end én gang om dagen, og ofte to gange.
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.Hän on tumma, komea ja näyttävä, ei koskaan vaatii vähintään kerran päivässä, ja usein kahdesti.
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.Hij is donker, knap, en levendige, nooit roept minder dan eenmaal per dag, en vaak tweemaal.
O, yakışıklı, esmer ve atılgan olduğunu hiç defadan az bir gün, aramaları ve genelde iki kez.Il est sombre, beau et fringant, jamais appelle au moins une fois par jour, et souvent deux fois.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod