Eskiden iki şeyden korkardım.En el pasado, me asustaban sólo dos cosas:
Eskiden iki şeyden korkardım.Par le passé, j'avais peur de seulement 2 choses:
Eskiden iki şeyden korkardım.Vroeger was ik maar van 2 dingen bang:
Eskiden iki şeyden korkardım. Yalnız kalmaktan ve yazamamaktan.В прошлом я боялся только двух вещей: остаться одному и перестать писать.
Eskiden iki şeyden korkardım.:בעבר, רק שני דברים הפחידו אותי
Eskiden iki şeyden korkardım.لقد كنت مصاب بالغثيان الليلة
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Ho una preparazione un'attitudine ed un approccio particolare al mondo reale perché sono un prestigiatore.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Ik heb een erg aparte achtergrond, houding en benadering van de wereld omdat ik een goochelaar ben.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.저는 실제 세상에 대해서 매우 독특한 배경, 태도, 접근 방법들을 가지고 있습니다.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Mam dosyć niecodzienne kwalifikacje, stosunek i podejście do realnego świata, ponieważ jestem sztukmistrzem.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Mám velmi zvláštní původ, náhled a přístup ke skutečnému světu, protože jsem iluzionista.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Minulla on erikoinen tausta, asenne ja lähestymistapa tähän maailmaan, koska olen silmänkääntäjä.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Nagyon sajátos hátterem, hozzáállásom és viszonyom van a valós világgal, mert én egy bűvész vagyok.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Tengo un historial, una actitud y una perspectiva particulares del mundo real ya que soy ilusionista.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Tôi có một thái độ và cách tiếp cận thế giới thực rất đặc biệt vì tôi là một phù thủy.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Аз имам много чудат произход, отношение и подход към реалния живот, защото съм фокусник.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.Я имею очень специфический опыт, отношение и подход к реальному миру, потому что я - иллюзионист.
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.יש לי רקע וגישה מאוד יוצאי דופן ביחס לעולם האמיתי
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.لدي خلفية غريبة جداً و موقف و نهج للعالم الحقيقي
Eskiden illüzyonist olduğum için dünyaya karşı kendine özgü bir bakış açım var.現実世界に対する 姿勢や考え方は かなり変わっています 手品師ですからね
Eskiden inandığımız strateji... ...her şirketin bir işletim planı ve finansal modelle kurulduğuydu.전략에 관한 기존의 인식은 운영 계획과 재정 모델을 갖춰 회사를 차리라는 겁니다
Eskiden inandığımız strateji... ...her şirketin bir işletim planı ve finansal modelle kurulduğuydu.Odnośnie strategii uważano kiedyś, że zakładasz firmę z ustalonym planem operacyjnym i modelem finansowym.
Eskiden inandığımız strateji... ...her şirketin bir işletim planı ve finansal modelle kurulduğuydu.ما كنا نسير عليه بشأن الاستراتيجية هو أن تؤسس أية شركة بخطة تشغيلية ونموذج مالي.
Eskiden inandığımız strateji... ...her şirketin bir işletim planı ve finansal modelle kurulduğuydu.スタートアップには運営企画と財政モデルがいる ということでした 運営企画とは?事業計画のことです
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"우리나라 사람들은 카페에 모여서 풋볼, 또는 미국사람들이 말하듯이 사커를
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Nuestro pueblo solía ir a los cafés para ver el fútbol" -o "soccer", como decimos en Estados Unidos-
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Unser Leute trafen sich immer in Cafés zum Fußballgucken" - hier in Amerika sagen wir dazu ja "soccer" -
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Ο λαός μας πήγαινε σε καφετέριες για να δει ποδόσφαιρο" ή soccer, όπως λέμε στην Αμερική,
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Наші люди зазвичай збиралися в кафе, щоб дивитися футбол" - чи то сокер, як ми кажемо в Америці -
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Раньше наши люди ходили в кафе, чтобы смотреть футбол", — или соккер, как мы говорим в Америке, —
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"Хората се събираха в кафенетата да гледат футбол" - или сокър, както казваме в Америка, -
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyleבמדינה שלנו אנשים נהגו להיאסף יחד בבתי קפה ולצפות בכדורגל או כדור-רגל כמו שאנו אומרים באמריקה
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyle"تعوّد الناس الاجتماع في المقاهي لمشاهدة كرة القدم" -- أو "سوكر" كما نسميها في أمريكا --
"Eskiden insanlarımız kafelere futbol seyretmeye giderlerdi." ya da "soccer"(futbol) Amerikadaki tabiriyleアメリカでいうサッカーですが "今は集まって 議会を見るのだよ "
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.Imeli smo suženjstvo, ko so ljudje trgovali z ljudmi in sii jih lastili, kot lastnino.
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.Mieliśmy już do czynienia z niewolnictwem, gdzie jeden czlowiek handlował drugim i posiadał go na własność.
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.Una volta c'era la schiavitù delle persone che vendevano esseri umani, considerandoli di loro proprietà.
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.Vi Hade slaveri där Människor köpslog om Människor Ägde dem, som sin egendom.
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.Wir hatten Sklaverei dort, wo man mit Menschen gehandelt und sie als Eigentum besessen hat.
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.Παλιά είχαμε τη δουλεία όπου η άνθρωποι εμπορεύονταν ανθρώπους, τους κατείχαν, σαν περιουσιακά στοιχεία.
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.Имали сме робство, При което хората са търгували с човешки същества, Притежавали са ги, като тяхно имущество.
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.كان هناك عبودية في الماضي عندما كان تتم المتاجرة في البشر وكانوا يعتبرون ملكية خاصة
Eskiden insanların insanları alıp sattığı, onlara kendi mülkleri gibi sahip oldukları kölelik sistemi vardı.人間たちが人間たちを奴隷として 自分たちの所有物にしていました。 この制度を非常識で不法だと考えた人たちは
Eskiden kablosuz, elinde lisans bulunduran bir kişi idi.Früher besaß bei Wireless eine Person die Lizenz, man übertrug in einem
Eskiden kablosuz, elinde lisans bulunduran bir kişi idi.과거에는, 한 사람이 무선망에 대한 소유권을 가지고, 영역 내에 전송을 하였는데,
Eskiden kablosuz, elinde lisans bulunduran bir kişi idi.פעם באלחוט היה אדם אחד בעל רישיון, ושידרו
Eskiden kablosuz, elinde lisans bulunduran bir kişi idi.في العادة في الشبكة اللاسلكية شخص واحد يمتلك الرخصة، وينقل
Eskiden kablosuz, elinde lisans bulunduran bir kişi idi.それが所有もしくはライセンスされたものか決定しなければなりませんでした
Eskiden kameralar yoktu, ondan insanlar bir birinin resmini çiziyordu.No un monumento
Eskiden kameralar yoktu, ondan insanlar bir birinin resmini çiziyordu. Resimler epey iyiydi.В миналото хората не са имали камери и подобни устройства, затова са си рисували портрети.
Eskiden kısa boylu, küçük bir kızdı.Elle était comme ça à l'époque.
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Antes era, ¿cómo controlamos su petróleo?
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Avant, c'était : Comment peut-on contrôler leur pétrole ?
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Früher hieß es, wie kontrollieren wir ihr Erdöl?
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Înainte era: cum să le controlăm petrolul lor?
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Kiedyś pytaliśmy: jak kontrolować ich ropę?
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.과거에는 '어떻게 우리가 저들의 석유를 통제하지?' 였다면
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Prima ci si chiedeva: "Come controlliamo il loro petrolio?"
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Régebben az számított, hogy kontrolláljuk az olajukat?
Eskiden konuştuğumuz, petrollerini nasıl kontrol edeceğimizdi.Sebelumnya, kita membicarakan bagaimana kita akan mengontrol minyak mereka?